Siysetçiler Seviyeyi Düşürüp TBMM’yi Köy Kahvesine Çevirdiler
Siyasi partiler demokrasinin vaz geçilmez unsurlarıdır, demokrasinin vaz geçilmezi olan partiler ideolojik dayanışma derneği haline getirilmemelidir, yetki verdiklerimiz genel başkanlarının (patronlarının) gözüne girmek adına kabadayılık yapmamalılar. A partisi B partisi hangi parti olursa olsun topluma kötü örnek olmamalı, halkın iradesine saygı göstermelidirler.
Geçmişte üniversitelerde sağcı solcu kavgaları izlerdik, günümüzde sokakta kavga, trafikte kavga, hatta akran zorbalığının yaşandığı ortaokullara kadar indi kavgalar. Dahası 13-15 yaşındaki çocukların mafya özentileri ve cinayet işlemeleri. Sebebi ise büyüyemeyen büyüttüklerimizin kavga ve küfürleri…Düşünebiliyor musunuz, trafikte araçtan inip kavga edenlere binlerce lira ceza getiren maddeyi kanunlaştıranlar TBMM genel kurul salonunu göğüs göğüse meydan muharebesine çevirdiler.
Tepedeki kavga millet ve devlet içinmi diye bakıyoruz, maalesef koltuk için. Cumhuriyet tarihinde bugüne kadar nice partiler geldi geçti, örneğin, DP, AP ANAP. Bunların hiçbirisinin şu an esamesi okunmuyor, buna rağmen ayakta kalan ruhu kalmasada Atatürk’ ün mirası olduğu için CHP. Bakıyoruz 1950’den sonra demokrasi(!) adına ne yaşandıysa altından hep CHP çıktı!
2000 yılına kadar iktidar kim olursa olsun muktedir olan yine CHP! Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Adliyeler ve TSK kadroları hep CHP’nin değirmenine su taşıdı. Bu kadrolar davulu taşıyan iktidar kim olursa olsun tokmak yine CHP’deydi. Her darbe sonrası tüm partiler kapandı, ama CHP hiç kapanmadı, sizce de garip değil mi?
Atatürk’ün ruhunu değil mirasını kullanan bu zümre, ikdidar olan ülkeyi uçursa, ekonomiyi düzeltse de bir çeşmeden yağ bir çeşmeden bal da akıtsa bu durum CHP’nin ve seçmeninin nazarında hiç önemli değildir. İktidarda kim olursa olsun başka bir partiyi kabullenmemişler, bahsettiğim siyaset dışı kadrolarla rahatsız etmişlerdir.
Rahmetli Demirel, Özal ve Erbakan hükümetleri döneminde de yaptıklarını bugün de TBMM çatısı altında yapmaya devam ediyorlar, ama Türkiye artık eski Türkiye değil, her 10 yılda bir ihtilal, her yıl bir muhtıra sopasıyla siyaseti dizayn etmek gerilerde kaldı. Bunu, işine gelmediği için göremeyen CHP ve fanatik taraftarlarıdır.
Ben Ak Partinin İzmir’de kurucularındanım, kim ve hangi partili olursa olsun devlet adına%99 dahi doğru yaparsa yapsın %1 yanlış yapma lüksü olmadığını savunuyorum, Ak Partinin yaptığı hizmetlerini takdir ettiğim gibi, yanlışlarını da sınır koymadan eleştiririm, Anadolu’da gezdiğim sanayi kuruluşlarının şehirlerin sosyo ekonomi yapısına katkısını araştırdığınız zaman genel ihracat rakamlarını ve yapılanları görüyor ve takdir ediyorum, bırakın içimizdeki trolleri bir çok ülkenin Türkiye’nin altında kalır dediği asrın felaketi olan depremin yaralarının sarılmasını takdir ediyorum, bu inanılmaz bir başarıdır. Üç yıl gibi kısa bir sürede 500 bine yakın konut yapılmasına rağmen “nerede bu deprem vergisi?” Diye soranlar üç maymunu oynayanlardır.
Yapılanları takdir ettiğim gibi eleştirdiğim erken emeklilik, sık sık çıkartılan imar ve vergi aflarını asla tasvip etmiyorum. Çünkü çıkartılan her af yeni bir suça teşviktir.
Şikâyetçi olduğum bir konu da siyasi partiler kanunu, seçim kanunu vergi usul kanunu esnaf kanunu ve TOBB kanunlarıdır. Ne yazık ki, sistemden beslenenlerin sistemi değiştirmek istememeleri tezi doğruymuş. Sıraladığım bu kanunlar, özellikle esnaf ve TOBB kanunları bu ülkenin kanayan yaralarıdır.
Bir başka kanayan yara ise 20 milyon emekliye verilen maaş, Allah aşkına 20 milyon emekliye verilen 20 bin lira revamı? Millet vekili 300-400 bin lira maaş alırken,” haram,zıkkım olsun” 20 bine geçinin demek vefasızlık ve adaletsizlik değilmi? gelin taban 35 bin lira yapın asgari ücretide 35-40 bin lira yapın,babanızın parasını mı veriyorsunuz?
Nerede kaynak demeyin, kaynak esnafı, tüccarı, sanayiciyi soğan gibi soyan kaz ve tavuk gibi yolan bu teşkilatların en altından en üst kurullarına kadar topladıkları paralardan ödersiniz. Kamu kurumlarındaki israfları kaldırın, 20 milyon emekliye de yeter emekçiye de yeter.
Bu kurumlar ticarethane değil, ticaret ve sanayi odaları, oda ve birlikler, esnaf kefalet kredi kooperatifleri, üst kurulları olan birlik, federasyon, TESK ve TESKOMB’un otelleri lokalleri yanında yıllık gelirleri tirilyonlar. TOGG’un ortağı Odalar Birliği; Bunun yanında Sendika ve diğer dernekler, bunların başında olan kişiler saltanat sürecek, temsil ettiği kişiler28 bin emeklisi 20 bin alacak, bu kurumları idare edenler saltanat içinde yaşayacak.Toplanan bu paraların ne devlete ne de millete bir yararı yok, mevcut hükümetin en büyük eksiklerinden bazıları...
TBMM’ni köy kahvesine çeviren kürsü dokunulmazlığını hiçe sayan, muhalefet değil muharebe yapmak için siyaset yapan, toplumu sokağa dökmek için her tür argümanı kullanan muhalefetten söz ederek bitirmek istiyorum, çöp bidonu koysalar yine oyumu CHP’ye veririm diyen zümreler topluluğuyla 70 yıldır oyu %20-25‘i geçmeyen CHP’nin emanetçi genel başkanı ana muhalefet partisi olarak Ak partinin eksikleriden yararlanmak yerine akıl dışı hareketlerle “ne içiyorlarsa“ ne yazıkki son günler elde ettikleri fırsatları politikacıya yakışmayacak bu hal ve hareketlerle kaçırıyorlar. %40’ a yakın alınan oyun nereden geldiğinin farkında değiller, sosyal medyada Özgür Özel’ci kadrolar CHP’yi umut görüp gelen iktidara kızıp oy veren sağcı, milliyetçi, muhafazakar kişilere, partiden ayrılan bazılarına kızarak topyekûn hepsini hedef alarak edep dışı hakaret ederek bindikleri dalı kesiyorlar, Allah her ikdidara, devlet açısından iyi olmasada ikdidar partileri için böyle muhalefet versin.