İktidar Kadar Muhalefette Önemlidir
Unutulmamalıdır ki; ülkemiz de iktidar kadar muhalefetin de güçlü olması önemlidir; ayrıca muhalefetin güçlü olması kadar da, ahlaklı ve tutarlı olması da önemlidir, bizde maalesef muhalefetler ne tutarlı ne de önemli!
Çünkü ekonomi, dış politika, üretim ve ihracat konusunda bir öneri yok. Sürekli olarak iktidarı eleştirirken kendi içindeki sorunları görmezden gelen bir anlayışa sahipler...
İktidar o kadar şanslı ki benim de böyle bir muhalefetim olsa kırk sene daha iktidarda kalırım... Siyaset, kişisel menfaatlerin değil milletin geleceğinin emanet edildiği ağır bir sorumluluktur. Siyaset; makam koruma sanatı değil, hizmet etme sorumluluğudur. Bu sorumluluğun merkezinde ise ahlak, vicdan ve hukuk vardır. Devleti yönetmeye talip olan herkes önce ahlaka, hukuka ve millet vicdanına hesap vermeyi bilmelidir. Çünkü siyaset makamı; rantın, çıkar ilişkilerin ve karanlık pazarlıklarının alanı değil, hizmetin ve dürüstlüğün adresi olmaktır.
Bugün ne yazık ki CHP kadrolarında peş peşe ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, şaibeli ilişkiler ve toplum vicdanını yaralayan görüntüler sadece bir partinin itibarını değil, doğrudan siyasetin saygınlığını zedelemektedir. Milletin oyuyla yetki alan insanların, millete hizmet yerine kendi çevrelerini büyütmeye çalışmaları, ahlak dışı gönül ilişkileri, kabul edilmez bir çürümüşlüktür.
Daha vahimi ise, yaşanan bu olayların karşında ana muhalefetin başta genel başkanı olmak üzere yönetim kadrosunun ortaya koyduğu tavırdır. Şeffaflık yerine algı operasyonları, hesap vermek yerine mağduriyet edebiyatı tercih edilmektedir. Temiz siyaset iddiasında bulunanların önce kendi içlerindeki kirli düzenle yüzleşmesi gerekir. Yanlış yapanı korumak değil, hukukun önünü açmaktır. Çünkü toplum artık laf değil samimiyet görmek istiyor.
Siyaset kurumunu küçülten şey eleştiri değildir; yolsuzluğun normalleşmesi, ahlaki çöküşün savunulması ve milletin aklıyla alay edilmesidir. Türkiye’nin ihtiyacı; şaibelerle anılan bir muhalefet değil, ülkesine karşı sorumluluk hisseden, milli değerlerle kavga etmeyen, milletin derdiyle dertlenen bir siyaset anlayışıdır.
Hiç kimse dokunulmaz değildir. Kim olursa olsun; Belediye başkanı, yönetici ya da parti mensubu fark etmeksizin milletin hakkını yiyenin hukuk önünde hesap vermesi gerekir. Çünkü bu devletin temeli adalettir. Adaletin olmadığı yerde güven olmaz, güveninin olmadığı yerde siyaset millet nezdinde değer kaybeder.
Millet artık kavga değil hizmet görmek istiyor. Makam hırsıyla değil, vicdanla hareket eden siyasetçiler görmek istiyor. İktidar icraatına alternatif çözüm önerileri sunan bir muhalefet görmek istiyor. Unutulmamalı ki; milletin gönlünde yer edinmenin yolu algıdan değil ahlaktan geçer. Türkiye’nin ihtiyacı; kavga dili değil, temiz siyaset anlayışıdır. Hukukun üstünlüğünü savunan, milletin değerlerine saygılı devletin itibarını koruyan bir siyaset anlayışı toplumun beklentisidir. Bu millet; dürüstlüğü de samimiyeti de günü geldiğinde mutlaka ayırt eder.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ekonomik sıkıntı yaşıyoruz adaletsiz bir gelir dağılımı var, bugün ne asgari ücretli memnun ne de emekli memnun ama Allah (CC) Recep Tayip Erdoğan’a sağlıklı uzun ömürler versin iyi ki varlar, çevremizde yaşananlara bakıldığı zaman önemli olan ülkemiz ve ülkemizin itibarı ve istikrarıdır diyoruz.
Çünkü günümüzde adı konulmayan küresel bir savaş yaşanıyor, yeni bir dünya düzeni kurulmaya çalışılıyor, birinci ve ikinci dünya savaşlarında ecdadımızın sırtını bit yiyor elbisesini de ABD veriyordu, bugün çok şükür topumuzu da tüfeğimizi de üretiyoruz, sahada da varız, masada da varız. Aç değiliz çıplak değiliz, ama devamı yazımda millet açlık sınırında yaşarken sistemin beslediği idareciliği iş edinmiş halk ve esnaf sırtından beslenen 100 ile 200 bin lira maaş alan zati muhteremlerle 400 bin lira maaş alan millet vekillerine de sözüm olacak.