Mahkeme Salonları Siyaset Sahnesi Değildir Bay İmamoğlu

11 Mar 2026 - 12:20 YAYINLANMA

Ülkemizde siyaset tarih boyunca çok zor dönemlerden geçti, bu ülkede görev yapmış başbakanlar mahkemelerde yargılandı. Hatta tarihimizin en acı sayfalarından biri olan merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamıyla sonuçlanan süreç bile yaşandı. O günleri bugün hala millet olarak hüzünle hatırlıyoruz.

Ancak bütün bu ağır ve tartışmalı dönemlerde bile devletin mahkemelerinde belirli bir ciddiyet ve saygı korunmaya çalışılmıştır. Çünkü mahkeme salonu siyaset meydanı değil, adaletin tecelli ettiği yerdir. Kim olursa olsun ayrıcalığı ve üstünlüğü yoktur. Merhum Menderes ve arkadaşlarının ne kadar naif bir savunma yaptıklarını tarihten biliyoruz.

Son günlerde yolsuzluk iddiaları kapsamında yargı süreci devam eden İstanbul’un tutuklu eski belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun duruşma salonunda sergilediği bazı tavırlar ciddiyetle bağdaşmayan bir görüntü ortaya koymuştur. Bir mahkeme salonunda hakime karşı parmak sallamak, sert ve meydan okuyan ifadeler kullanmak, mahkeme salonunu ve duruşma ortamını adeta bir siyasi kürsüye çevirmeye çalışmak, hukuk düzeni açısından doğru bir yaklaşım değildir. Bu şımarıklıktır. Saygısızlıktır.

Daha da dikkat çekici olan ise duruşma sırasında adeta bir miting atmosferi oluşturacak şekilde halkı selamlama konuşması yapmak istemesidir. Oysa mahkeme salonu alkışın, sloganın ya da siyasi mesajların verileceği bir alan değildir. Orası, herkesin hukuk karşısında eşit olduğu ve sözün sadece adalet adına söylendiği bir yerdir.

Usul dışı, kendisine sıra gelmeden ve hakim söz vermeden şov amaçlı konuşmaya kalkmakta ne demektir?

Demokrasilerde hiç kimse hukukun üstünde değildir. Siyasetçiler de belediye başkanları da vatandaşlar da aynı hukuk düzenine tabidir. Sana yöneltilen iddialara karşı cevabını mahkeme heyetine verirsin olur biter…Savunmanı yapar, aleyhindeki delilleri çürütürsün. Bu süreçte yapılması gereken şey, yargıya meydan okumak değil, hukuki zeminde kendini savunmaktır.

Çünkü sen bir sanıksın İmamoğlu!

Mahkeme salonlarını siyasi propaganda alanına çevirmek ise hem yargının saygınlığına zarar verir hem de toplumda gereksiz gerilimlere yol açar. Çünkü hukuk üzerinden siyaset üretmek, toplumun adalet duygusunu zedeler.

Kendini savunurken Ali Nuhoğlu’nun, aile şirketine devrettiği 1 milyar TL’lik iki villayı anlatırsın,

Neredeyse tüm alengirli işlerin içerisinde yer alan İmamoğlu A.Ş.’nin müdürü Tuncay Yılmaz’ı anlatırsın… 

Bunları yapmak yerine davayı sulandırmak, narkozlu kitlene dönük şovlar yapmayı tercih etsen de nihayetinde 142 suçtan yargılanmaya devam edileceksin.

Bende yirmi sene kamu nitelikli kurumlarda idarecilik başkanlık yaptım seçilerek geldim. Bağlı olduğumuz bazı üst kurumları babasının şirketi gibi kullanıp, ikbali için çalışanlara karşı mücadele ettim, yanlış uygulamalarına karşı çıktığım ve kamuoyu ile paylaştığım için bazı idareci düzenbazlar, iftira ediyor, haksız isnatta bulunuyor diye şahsıma ellinin üstünde dava açtılar, adliyelerde ömür tükettim, yer yer adalet eliyle mağduriyetler de yaşadım.

Aliye ayrı veliye ayrı bir uygulama yok, hukuk sistemimizin eksikleri olabilir, hakim ve savcılarımız kanunları yazan değildir, yazılanları uygulayandır. Hakim ve savcılarımıza hiçbir zaman kızmadım. Adaletin er geç tecelli edeceğine inandım, mağduriyetime neden olan iftira ediyor diye dava açan şahısların iddialarının aksine yaptıkları yolsuzlukları nedeniyle ilerleyen günlerde beşer yıl ceza aldıklarına şahit oldum. 

 Bu işin yolu hakim ve savcılarımıza parmak sallamak değil, isnat edilen suçlamalara karşı cevabını vermek, varsa lehine belgeleri ortaya koymaktır. Milletimizin vicdanı her zaman adaletten yanadır. Bu nedenle herkesin, özellikle de kamuoyunda sorumluluk taşıyan siyasetçilerin, yargı süreçlerinde daha dikkatli, daha ölçülü ve daha saygılı davranması gerekir. Unutulmamalıdır ki; zor zamanlarda devletine, milletine ve kurumlarına sahip çıkan bir toplum geleceğini güvenle inşa eder. Siyaset de bu güveni büyüttüğü ölçüde milletin gönlünde karşılık bulur. Bulduğu karşılığını değerini şımarıkla harcarsa çok çabuk kaybeder.

Yargılamanın yapıldığı Silivri Cezaevi yakınında kurulan Dayanışma Evi’nin bahçesine, Ekrem İmamoğlu’nun kaldığı hücrenin maketini yaptıran burayı ziyarete açıp boş yatağa saygı duruşu yaptıran akla da Allah gerçekten akıl fikir versin diyorum…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: