Özgür Bey, Eleştirinin Adresi ve Üslubu, En Az İçeriği Kadar Önemlidir

29 Mar 2026 - 21:07 YAYINLANMA

Siyaset millet adına söz söyleme sorumluluğudur; milletin ve devletin itibarını tartışmaya açma yeri değildir. Unutulmamalıdır ki; Türkiye’nin itibarını korumak, sadece iktidarın değil, muhalefetin de sorumluluğudur. Kendi ülkesini dışarıya karşı zor durumda bırakan bir dil, siyaset değil, basiretsizliktir.

Ana muhalefet liderinin, Türkiye’ yi yabancı ülkelerin liderlerine geçmişte şikayet ettiği gibi, maalesef   son günler tekrar sosyalist gençlik yapılarına da şikayet etmesi; siyasetin doğasına, devlet ciddiyetine ve milli sorumluluk bilincine sığmayan bir tablodur. Eleştiri elbet olacaktır, hatta olmalıdır. Fakat mesele ülkenin itibarını dışarıda tartışma konusu haline getirmekse, cehalettir, gaflettir, tedavisi mümkün olmayan siyasi bir hastalıktır.

Siyaset, içeride yapılır. Sandık burada kurulur, hesap burada sorulur, çözüm burada üretilir. Türkiye’nin meselelerini Türkiye’nin dışında, farklı ideolojik çevrelerin önüne taşımak ne demokrasiyi güçlendirir ne de toplumsal barışa katkı sağlar. Aksine, içeride konuşulması gereken konuların dışarıya taşınması, ülkenin itibarını zedeleyebilecek zeminler oluşturur.

Milletin onurunu ve devletin saygınlığını gözetmek, siyasetçinin en temel sorumluluğudur. Dünyanın her yerinde muhalefet vardır. Ama iç meseleler dışarıya taşınırken, CHP genel başkanı Özgür özel gibi yapılmaz, bin kez düşünülür. Çünkü dışarıda söylenen her söz, sadece bir siyasi görüş olarak değil, aynı zamanda ülkenin tamamına yönelik bir algı olarak karşılık bulur.

Bizim medeniyetimizde de bu hassasiyet vardır. Laf olsun çuval dolsun diye konuşmak bizim medeniyetimizde yoktur.

Kendi evimizin eksiklerini elbette konuşursunuz, düzeltirsiniz. Ama o evi başkalarına şikayet ederek değil; içeride aklı, vicdanı ve sağduyuyu büyüterek yaparsınız. Bu yaklaşım hem milli duruşun hem de toplumsal birlikteliğin temelidir. Ana muhalefetin yapması gereken; dışarıya dönük şikayet değil, içeride çözüm üreten, umut veren ve millete güven aşılayan bir siyaset dili kurmaktır.

Bu ülkenin ana muhalefet partisi olarak neyi savunuyor ve neyi şikayet ediyorsunuz. Bazı olaylar vardır ki “yoruma açık” değildir. Net, açık ve tartışmasız bir şekilde yanlıştır. Üstelik bu yanlışları yapanlar da sıradan birer insan değiller; Bir şehri emanet ettiğimiz, yetki verdiğimiz ayrıca makam sahibi olan kişiler, bu hatalar bu kişiler eliyle yapılmışsa...Savunmakta şikayet etmekte sahip çıkmak da terbiyesizliktir.

Neyi savunuyorsunuz, neyi şikayet ediyorsunuz. Yolsuzluk iddialarını mı? Özel uçak ve sportmen sevgililer mi? Seçilmiş belediye başkanlarının kendi kurumunda çalışan ve kendilerinden 25- 30 yaş küçük olan personellerle otel odalarında yakalanmasını mı? Göreve gelmediği halde bankamatik memur olmalarını mı?  Makam gücünü kullanarak iş vadi yöntemiyle kötü emellerine alet edilmesini mi?

Tam da yazımı yayına hazırlarken CHP’li Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın, Ankara’daki lüks bir otelin odasında 21 yaşındaki belediye personeli S.A. ile birlikte basılarak gözaltına alınmasına dair görüntülerin basına yansımasından sonra Özgür Özel’in bu görüntülerden rahatsız olduğuna ve milletten özür dilediğini içeren bir videoyu son dakika haberi olarak izledim.

Bunu, Özgür Özel’in öncelikle partisinin önünü temizlemesi adına olumlu bir gelişme olarak görüyorum.

İnşallah devamı gelir de bizde yapıcı ve olgun bir ana muhalefet partisi neymiş görürüz.    

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: