Liderlik Boş Sözlerle Değil Tavırla Olur

03 Mar 2026 - 11:48 YAYINLANMA

Türkiye tarih boyunca mazlumun yanında durma iddiası taşımıştır. Bu iddia sadece iktidarın değil tüm siyaset kurumunun sorumluluğudur. Komşu coğrafyasında yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz kalınmamalı, yaşananlara dair yapılacaklar laf olsun çuval dolsunla geçiştirilmemeli... 

Bugün ihtiyaç duyulan şey; iç politika hesapları değil, ortak bir milli duruştur. Çünkü savaşın ateşi sınırımızda, liderlik, yalnızca iç politikada rakibi eleştirmek değildir. Liderlik, küresel gelişmeler karşısında da ilkesel duruş ortaya koymaktır.

Amerika Birleşik Devletleri ve terör devleti İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesi sıradan bir bölgesel gerilim değildir. Uluslararası hukukun açık şekilde ihlalidir. Devletler arası düzen güç dengesiyle değil hukuk ilkeleriyle ayakta kalır, güçlü olanın müdahalesine tepki gösterilmezse yarın bir başka ülke olur, bu durum sadece İran’ı değil tüm bölgeyi ve dolaylı olarak da Türkiye’yi de ilgilendirir.

Türkiye bu gelişmeleri uzaktan izleyebilecek bir ülke değildir. Çünkü kriz coğrafyamızdadır. Çünkü tarih bizi bu bölgenin bir parçası yapmıştır, istikrar bozulursa en önce biz etkileniriz. Türkiye sıradan bir ulus –devlet değildir. Bu coğrafyada yüzyıllar boyunca düzen kurmuş bir devlet geleneğinin mirasçısıdır. Bugün bölgede yaşanan her kriz, aynı zamanda Türkiye’yi ilgilendirdiği gibi bir çağrıdır. Bu çağrı taraf olmak için değil, denge kurmak çağrısıdır. Gerilimi büyütmek değil gerilimi giderme çağrısıdır.

Türkiye’nin tarihi sorumluluğu, adaleti savunurken soğukkanlı davranmak, hakkı savunurken ölçüyü kaybetmemektir.

Bölgesel liderlik mitinglerde yüksek sesle konuşmakla değil kriz anlarında istikamet göstermekle kazanılır, muhalefet liderleri aynı dili konuşmasa da Türkiye ve Cumhurbaşkanımız bugün bunu yapabilecek kapasiteye sahiptir. Güçlü diplomasi, sağlam güvenlik politikası ve ekonomik dayanıklılık... Bunlar bir araya geldiğinde Türkiye sadece kendi sınırlarını değil, bölgesel barışı da koruyabilecek kapasiteye sahip bir merkez ülkedir çok şükür.

Tarih bize şunu öğretmiştir; bu coğrafyada boşluk bırakılamaz. Eğer siz denge kuramazsanız, başkaları kendi dengesini size dayatır. Türkiye’nin görevi dayatılan dengelerin parçası olmak değil, adil bir dengenin kurucu aktörü olmaktır. Türkiye krizlerin seyircisi değil, çözümün mimarı olmalıdır. Terör devleti İsrail ve Amerika’ya karşı iktidarı muhalefeti aynı dili konuşmalıdır...

ABD’nin bunak eski başkanı Biden 2020 yılında, "Bence yapmamız gereken ona (Erdoğan'a) karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz.” Derken zil takıp oynayanların şimdi ise Atatürk’ün, “Emperyalizm tüm milletlerin düşmanıdır” sözünü dillendirmesi tam bir tutarsızlıktır.

ABD PYD/PKK/YPG’yi silahlandırırken, “YPG bize mi saldıracak” diyenlerin Atatürk’ün, yine bu sözünü dillendirmesi de tutarsızlıktır.

Yüzyılın yolsuzluğuyla suçlanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması karşısında sessiz kalmakla eleştirdiği İngiltere başbakanı Keir Starmer’ı kastederek “dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız” siteminde bulunan CHP lideri Özgür Özel İngiltere’nin de ABD gibi emperyalist bir ülke olduğunu bilmiyor mu?

Ana muhalefet o kadar rahat, o kadar konforlu bir siyaset yapıyor ki, anlatamam…

Siz nasıl sosyalistsiniz? Silivri’nin önünde kamp kuracağınıza, orada burada İmamoğlu’na destek mitingleri yapacağınızaYankee go home” mitingleri ile emperyalist ABD’yi protesto mitingleri yapsanız ya…

Türkiye için stratejik duruş zamanı, NATO üyesi olan Türkiye, aynı zamanda Orta doğunun kadim bir devletidir. Bu iki kimlik Türkiye’ ye edilgenlik değil inisiyatif alma sorumluluğu yükler, olası bir savaş dalgası yeni göç krizlerini tetikleyebilir. Enerji koridorları tehlikeye girebilir. Güç boşlukları terör örgütlerini cesaretlendirebilir.

Bu tablo karşısında Türkiye’nin yapması gereken, refleks değil strateji üretmek, diplomatik kanalları açık tutmak, uluslararası hukuk temelinde net bir ilkesel duruş sergilemelidir. Aynı zamanda güvenlik ve ekonomi alanında önleyici tedbirleri gecikmeden devreye alınmalıdır.

Türk’e Türk’ten başka dost olmadığının da unutulmaması gerekir...Ve umarım İran’ın emperyalistler karşısındaki direncine bakan Özgür Özel, Sinop’taki balıkların stresinin mi yoksa ürettiğimiz füzelerin mi daha önemli olduğunu anlar. 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: