Tutarlılık Siyasetin Vicdanıdır
Siyasette en çok ihtiyaç duyulan şey yüksek sesle konuşmak değil, aynı ilkeyi her şartta savunabilmektir. Çünkü toplum, sözden önce davranışa bakar. Lafım Özgür Özel’e…
Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatan Özgür Özel ve diğer isimlerin, kuruluş sürecine Hacı Bayram türbesini ziyaret edip, burada Cuma namazı kılması kamuoyunda farklı şekillerde yorumlandı. Kimi bunu samimi bir tercih olarak gördü, kimi ise muhafazakar kesime verilen bir mesaj olarak değerlendirdi. Cumhuriyet kurulurken de aynısı yapılmıştı. Sonuçta ibadet kişinin vicdanıyla Allah arasındaki en özel bağdır ve buna saygı duymak gerekir diyerek başlıyorum yazıya.
Özgür Özel ve ekabir takımının parti kuruluşunu Cuma namazı kılarak başlatması benim dikkatimi çektiği gibi kamuoyunun da dikkatini çekti ve geniş yankı uyandırdı. Ancak aynı Özgür Özel’in Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çocuklara Kur’an-ı Kerim ve temel din eğitimi vermek amacıyla düzenlediği yaz kurslarını “Orta Çağ’a dönüyoruz” sözleriyle hedef alması, ciddi bir tutarsızlık tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Bir tarafta inanç sembollerini gerektiğinde siyasi zeminde kullanmak, diğer tarafta milyonlarca ailenin kendi özgür iradesiyle çocuklarını gönderdiği Kur’an kurslarını küçümseyen ifadeler kullanmak...Bu iki yaklaşımın aynı çizgide buluştuğunu söylemek mümkün değildir.
Özgür Özel’in bu iki davranışından hangisinde samimi olduğunu sorsanız elbette Diyanet İşleri Başkanlığı’na gösterdiği tepki cevabını veririm. Çünkü kabir başında rakı içen birisinin Cuma namazı kılması ve türbe ziyareti bana samimi gelmiyor.
Yeri gelmişken mezarlıkta içki içildiğine ilişkin görüntülere değinmek istiyorum. Mezarlıklar; hangi inançtan olursa olsun, saygının ve sükûnetin mekanıdır. Bu tür davranışlar doğal olarak toplum vicdanında karşılık bulmaz ve eleştirilir. Parti kuruluşunu cuma günü camiye giderek yapacaksın, Kur’an ögrenen çocuklar için “Orta Çağa” dönüyorlar diyeceksin. Diğer tarafta hiçbir inancın kabul edemeyeceği mezarlıkta kadeh kaldıracaksın.
Hiç kimsenin çocuklarına Kur’an öğretmesinden rahatsız olmaya hakkı yoktur. Özgür bey! Nasıl ki herkesin yaşam tarzına saygı bekliyorsan, insanların inancına, ibadetine ve çocuklarına vermek istediği dini eğitimine de aynı saygıyı göstermelisin. Demokrasi, sadece kendine benzeyenlerin özgürlüğünü savunmak değildir; farklı tercihlerin de hukuk içinde yaşanmasını savunabilmektir.
Türkiye laik bir hukuk devletidir. Laiklik, dinin kamusal hayattan dışlanması değil; herkesin inancını özgürce yaşayabilmesinin güvencesidir. Bir aile çocuğunu yaz spor okuluna da gönderebilir, Kur’an kursuna da gönderebilir. Bu tercihlerin hiçbiri küçümsenmemeli, ideolojik tartışmaların malzemesi haline getirilmemelidir.
Yeni parti kuruyorsunuz: Türkiye’nin ihtiyacı, milletin değerlerini küçümseyen bir siyaset dili değil; farklılıklara eşit mesafede duran, inanç özgürlüğünü samimiyetle savunan bir anlayıştır. İlkeler kişiye göre değişiyorsa, orada ilke değil siyasi hesap vardır. Millet ise artık söylemle arasındaki mesafeyi çok daha iyi görüyor ve siyasetçileri de bu ölçüyle değerlendiriyor.
Kamuoyuna yansıyan para verdim iddiaları varken, bunca şaibe yaşanırken, ayrıca uğruna göz yaşı döktüğünüz Kılıçdaroğlu’nun yenilir yutulur cinsten olmayan sözleri ortada dolaşırken, “cambaza bak cambaza diyorsunuz”, bu davranışla yolunuz asfalt değil işiniz oldukça zor ve sizleri samimi görmüyorum bir vatandaş olarak...
Ayrıca parti logonuzu hiç sevmedim, şahsen bana merhum Kamer Genç’in kabri başında içtiğinizi hatırlatıyor.