Devlet Yarına Bırakır Yanına Bırakmaz Bırakmamalı
Yürüyün yiğitlerim, yolunuz açık ömrünüz uzun olsun, sayınız çoğalsın…Devlete ihanet edenlerin, kamu kaynaklarını ikbali için kullananların, milletin hak ve hukukuna göz dikenlerin yanına bırakmayın; Yanlış yapanların siyasi görüş ve yandaşı, dindaşı ve akrabayı taallukatı olmaz, sizleri yetiştiren ana ve babanın ellerinden öpüyorum!
Bu ülkede yıllarca sistemden beslenerek güçlenen ve kendini kanunların üstünde gören kişi ve kuruluşların üstüne gidilemediği için olacak ki Anadolu’da sıkça kullanılan bir ata sözü vardır; Yiğidin anası tez ağlardiye, kendini devlet ve kanunların üstünde gören kişi tez ağlar yanında temsil ettiği millet adına kullandığı erkin gücüyle kural tanımayan ve ikbali için çalışanlara karşı gelenler için kullanılmış bu söz. Cesur, atılgan ve gözü kara kimselerin tehlikeli işlerle uğraşanların başlarına kötü bir olay gelebileceğini ve bu durumun aileleri, özellikle de analarını gözyaşına boğacağını görmüşler, geçmişde örnekler bir hayli çok. Makamında vurulan merhum savcım gibi yüzlerce örnek var; ama artık Türkiye eski Türkiye değil, azınlıkların ve gücün, top yekun milleti hegemonyasına aldığı günler geride kaldı.
Kamuya hizmet eden kurumlarda hesap verebilirlik esastır. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı konusunda son yıllarda iki yiğit sayesinde önemli bir hassasiyet oluştu. Özellikle belediyelerde yapılan usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararına yol açtığı iddia edilen işlemlerin araştırılması, denetlenmesi ve gerektiğinde kamuoyuna açıklanması son derece önemlidir.
Ancak burada bir başka noktayı da gözden kaçırmamak gerekir. Kamu yararı taşıyan her kurumda aynı hassasiyet ve denetim anlayışı hakim olmalıdır. Belediyeler kadar; esnaf odaları, oda birlik, federasyonlar ve benzeri kamu niteliğindeki meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri de üyelerinin ve toplumun güvenine emanet edilmiş yapılardır.
Buralarda da yolsuzluk usulsüzlük hat safhadadır. Bu kurumların yöneticileri kendilerine ait özel şirket yönetmiyor; üyeler adına sorumluluk üsleniyor. Dolayısıyla mesele herhangi bir siyasi görüşü hedef almak değil, emanet bilincini ve kamu yararını korumaktır.
Bu kurumun gelirleri nereden geliyor? Harcamalar hangi amaçla yapılıyor? Temsil ve ağırlama giderleri gerçekten gereklimi? Araç seyahat, konaklama ve benzeri harcamalar hangi ölçüde yapılıyor?
“Esnaf sıkıntıda, kirasını ödeyemiyor” şovu yapılır, şovu yapan yüzlerce idareciliği iş edinmiş hampacı Kıbrıs, Antalya gibi yerlerde üç –beş gün saltanat toplantıları yapar.
Esnaf kan ağlıyor der ama kendisi onlarca milyonluk yatırımla eğlence tesisleri yapar.
Günü geldiğinde bunları tek tek ifşa edeceğim!
Bu soruların sorulması kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değil tam tersine, dürüst çalışan yöneticilerin de itibarını koruyacak bir denetim mekanizmasıdır. Çünkü yolsuzluk varsa ortaya çıkarılmalı, kamu zararı varsa hesabı sorulmalı; burada ölçümüz kişi veya siyasi görüş olmamalıdır.
Belediyelerde hangi anlayış hakimse, Oda birlik ve federasyonlarda da aynı anlayış hakim olmalıdır: Kamuya ait olanın hesabı verilir. Milletin, esnafın ve üyelerin alın terinden oluşan kaynaklar kişisel konforun, keyfi harcamaların aracı haline getirilemez. Devletin ve milletin kurumlarında görev yapmak bir ayrıcalık değil, emanettir. Emanet sahibi de millettir. Millet hesap soramıyor devlet hesap sorsun.
Bu nedenle kamu niteliği taşıyan bütün kurumlarda düzenli, bağımsız ve etkili denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekir.Denetimden korkmayan yönetici, hesabını vermektende çekinmez korkmaz.
Benim çabam ve beklentim kimsenin haksız yere suçlanması değil; haklının hakkının, kamunun parasının ve milletin güveninin korunmasıdır. Çünkü adalet yalnızca yanlış yapanın cezalandırılması değildir: Doğru yapanınında itibarının korunmasıdır.
Ben söz konusu esnaf teşkilatlarında uzun süre başkanlık yaptım, yaşanan rezillikleri bire bir gördüm, hırsızlık yapanlara hırsız dediğim için yolsuzluk yapanları kamuoyu ile paylaştığım için, hakkımda “Kırkın üzerinde dava ile karşılaştım. Neymiş efendim özel hayatın gizliliğini ihlal, iftira ve isnat…Hatta iki davadan ceza aldım, ceza aldığım her iki davanın muhatapları yolsuzlukları tespit edildi seneler sonra hapis cezaları aldı.
Unutulmamalıdır ki makamlar geçici emanet ise kalıcıdır. İnsan Görevden ayrılır; yaptığı işlerin hesabı ise geride kalır. Ama millet vicdanında temiz bir iz bırakır. Ülkemizde kanunsuz kuralsız iş yapanlara hesap soran sayın Adalet ile İçişleri bakanlarımda temiz bir iz bırakacaklar, yolları bahtları açık olsun.