Devlet Adamlığı Taraftarlığın Bir Üst Basamağıdır

27 Ağu 2026 - 11:27 YAYINLANMA

Özgür bey iyi ki varsın! Bize tarihi hep yanlış öğretmişler, ah be tarih hocaları, Fatih Sultan Mehmet Manisa’da yetişip 1483’te İstanbul’u fethetmiş(!). Özgür bey den dahamı iyi bileceksiniz. 

Şu İmamoğlu için yaptıklarına bir bak: Yüz yıllık partiyi parçaladın, ülke gündemini boş yere meşgul edip seçmenleri karpuz gibi ikiye böldün. Oysa İmamoğlu, yalan yanlışta olsa övmeye çalıştığın Fatih Sultan Mehmet’in mübarek türbesinin kapısını tekmesiyle açıp, eli mabadında türbeyi gezmişti. Keşke Manisa’daki o esnafa bundan dolayı üzgün olduğunu söyleseydin.

Söyleyemezdin çünkü aklına gelmemişti, tıpkı 1453 yerine 1483 dediğin gibi... 

Gelelim İstanbul ve ülke gündemini meşgul eden yolsuzluk iddialarına.

Millet artık slogan değil cevap bekliyor.

İstanbul gibi 16 milyondan fazla insanın yaşadığı bir şehirde belediye bütçesi, herhangi bir siyasi partinin kasası değildir, Özgür Bey!

Türkiye siyasetinde artık öyle bir noktaya geldik ki, bazı meseleler konuşulurken yolsuzlukların ve dosyaların kendisi değil, etrafında oluşturulan atmosfer tartışılıyor.

İstanbul Büyükşehir belediyesi ve Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yargı süreci bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir.

Ortada binlerce sayfalık bir iddianame, yüzlerce sanık ve çok ciddi suçlamalar bulunuyor. İmamoğlu hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet, kamu kurumları zararına dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, irtikap ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama gibi çok ağır iddialar yöneltiliyor.

Fakat burada önemli bir ayırım var. Bir insanın suçlu olduğunu söylemek başka şeydir, hakkındaki ciddi iddiaların cevaplandırılmasını istemek başka şeydir. İşte bugün siyasetin özellikle bu noktada sınav verdiğini düşünüyorum. Özgür Özele sorulması gereken soru;

Özgür Özel, İmamoğlu konusunda oldukça sert açıklamamlar yapıyor. Mahkeme heyetinin tutumunu eleştiriyor, savunma hakkının kısıtlandığını söylüyor, yargılamanınım siyasi olduğunu savunuyor. 17 Ağustos Silivri’deki duruşma sonrasında yaptığı açıklamalarda ağırlık olarak İmamoğlu’nun savunma hakkı ve mahkeme heyetinin tutumu üzerinde oldu.

Kamuoyu adına Özgür Özel’e çok basit bir sorum var: İddianamede yer alan yolsuzluk, rüşvet, ihalen ve kamu zararı iddialarına ilişkin sizin cevabınız nedir? Bu sorunun cevabı neden siyasi tartışmaların merkezinde yeterince görünmüyor?

Bir siyasi liderin görevi yalnızca kendi siyasi arkadaşının karşı karşıya olduğu hukuki süreci eleştirmek değildir. Eğer ortada kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili ciddi iddialar varsa siyasetçinin aynı zamanda: Bu iddiaları araştırıp, “gerçek neyse ortaya çıksın suç varsa kim yaptıysa hesabını versin.” Diyebilmelidir.

Mobbing demek dosyadaki iddiaları ortadan kaldırmaz. Mesele İstanbul’un ve milyonlarca vatandaşın ödediği vergilerin nasıl kullanıldığıdır. Bir kuruş dahi haksız yere kullanılmışsa bunun hesabı sorulmalıdır. Doğru yöntem, “Bu bir siyasi operasyondur” deyip dosyanın üzerine perde çekmek değil; dosyanın içindeki her iddiaya tek tek cevap vermektir.

Mahkeme salonu siyasi kürsü değildir. Bir başka mesele de yargılama sırasında kullanılan üsluptur. İmamoğlu’nun 8 Temmuz’daki duruşmada mahkeme heyetiyle yaşadığı tartışma ve “Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım” şeklindeki sözleri kamuoyuna yansıdı, bu şımarıklık ve saygısızlıktır.. Sen kimsin beyefendi?

Savunma hakkın kutsal. Haksızlığa uğradığını düşünüyorsan itiraz hakkın vardır. Hukuk yollarını da kullanma hakkında vardır; Ancak Hakim ve Savcıları siyasi rakip gibi hedef alan bir dil hukuk devletine zarar verir, mahkeme salonu miting alanı değildir. Hakimler ve Savcılarda siyasi rakip değildir.

Beğenilmeyen bir kararın karşılığı bağırmak, küçüksemek veya tehditkar bir üslup kullanmak değil, hukuk yollarına başvurmaktır.

 Savunma belgelerle yapılır. Yüzlerce sayfalık iddia varsa en güçlü savunma kürsüden yapılır, siyasi konuşmalarla savunma yapılmaz. En güçlü savunma belgedir, rakamdır. İhale dosyasıdır. Tanık beyanına verilen hukuki cevaptır. Somut delillerdir.

Tanıkların sana iftira attığını, yalan söylediklerini düşünüyorsan hemen oracıkta iftira davası açarsın, Kılıçdaroğlu’da böyle söylüyor.

Siyasetçi Savcı değildir, hakimde değildir. Adalet yalnızca sevdiğimiz insanlara uygulanırsa adalet değildir. Hukuk yalnızca karşı tarafı bağlarsa hukuk değildir. Özgür bey çıkıp çok basit bir cümle kurabilir. “Ekrem İmamoğlu’nun adil yargılanmasını istiyoruz. Ancak kamu kaynaklarıyla ilgili hangi iddia varsa tamamı araştırılsın. Suç varsa kim yaptıysa hesabını versin; yoksa da aklansın demesi gerekir ki Kılıçdaroğlu ‘da böyle söylüyor.

Siyasetçinin görevi bir kişiyi ne pahasına olursa olsun korumak değil, doğrunun yanında durmaktır. Türkiye’nin ihtiyacı taraf değil ölçüdür. Bugün bir belediyede yolsuzluk iddiası varsa araştırılmalıdır. Acemi siyasetçilere son sözüm, Devlet adamlılığı, taraftarlığın bir üst makamıdır. Bunu sakın unutmayın.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: