NEFES
NEFES: İNSANIN EN SESSİZ HAKİKATİ
NEFESİN DİLİ OLSA… NE NERDİ?
NEFES İLE İNSAN DİYALOĞU
Sevgili okurlar bu yazımızda yukarıdaki dört başlığı ele alıyoruz. Şöyle ki,
NEFES
“Nefes”…
Kısa bir kelime gibi durur dilde.
Ama içinde bir ömür, hatta bir sır saklıdır.
İnsan onu basit sanır.
Oysa nefes…insanın en derin sırrı, en sessiz gerçeğidir.
Nefes, sadece ciğerine giren hava değildir.
O, varlığın sana her an yeniden verilmesidir.
Sen nefes aldığını sanırsın
Oysa nefes sana verilir.
Sen “yaşıyorum” dersin
Oysa yaşatılırsın.
Ve bütün bu olup bitenler
Öyle sessiz gerçekleşir ki
İnsan, mucizenin ortasında yaşadığını fark etmez.
Nefes, görünmeyen bir bağdır.
Toprakla gök arasında
Bedenle ruh arasında
Seninle Seni Yaratan arasında
Her alışın bir lütuf
Her verişin bir teslimiyettir.
Sanki sana her an şöyle denir:
“Kal … biraz daha kal …”
Ve sen kalırsın.
Hiç düşündün mü?
Bir anlığına durdurulsa nefesin.
Ne gücün kalır, ne iddian, ne “ben”in.
Demek ki sen
Nefesin kadar varsın.
Hatta daha da ötesi
Sen, nefesin içinde varsın.
İnsan çoğu şeyi kontrol ettiğini zanneder.
Ama nefes
Onun en büyük yanılgısını her an yüzüne vurur.
Uyurken bile devam eder.
Unuttuğunda bile sürer.
Çünkü o, sana ait değildir.
Tasavvufta nefes, emanettir.
Derler ki:
“İnsan, aldığı her nefesin hesabını verecek.”
Ama bu bir korku değil, bir hatırlayıştır.
Ve her emanet gibi
bir gün geri alınacaktır.
İşte o an …
İnsanın dünyadaki bütün cümleleri susar.
Son bir nefes kalır.
Ne eksik, ne fazla.
Tam vaktinde.
Ve o son nefesle birlikte
İnsan, ilk kez gerçekten anlar:
Hiçbir şey onun değildi.
Ama nefes sadece sonu hatırlatmaz.
Asıl sırrı, şimdide saklıdır.
Şu an …
Bu satırları okurken aldığın nefes
Bir daha geri gelmeyecek.
O nefes, bu ana aitti.
Ve geçti.
İşte hayat bundan ibarettir:
Geçen nefesler.
Fakat bir fark var.
İnsan, nefesi fark ettiğinde
O sıradan bir alış veriş olmaktan çıkar.
Bir kapıya dönüşür.
Seni dış dünyadan iç alem’e taşıyan,
Çok derine açılan bir kapıya …
O kapıdan giren kişi
Dışarıdaki dünyayı unutmaz belki
Ama onun esiri olmaktan kurtulur.
Bir an dur şimdi.
Sadece nefesine bak.
Zorlama.
Değiştirme.
Sadece şahit ol.
İçeri girerken…
Kim geliyor?
Dışarı çıkarken…
kim gidiyor?
İşte o ince yerde…
Çok ince bir yerde…
Bir hakikat belirir:
Sen nefes alan değilsin.
Sen … nefesle var edilensin.
Bazı Sufiler şöyle der:
“Her nefes, Allah’ın sana ‘hala buradasın’ demesidir.”
Belki de en büyük gaflet
Nefes alırken farkında olmamaktır.
Ve en büyük uyanış
Tek bir nefesi bile şuurla alabilmektir.
Çünkü nefes
Sadece yaşamak değildir.
Nefes, hatırlamaktır.
Ve belki de bütün yolculukların özeti şudur:
Bir gün gelir
insan nefesi sadece almakla kalmaz…
onu tanır.
Ve tanıdığı an
Her nefes bir şükre,
Her veriş bir teslimiyete dönüşür.
Nefes…
Hayatın başlangıcı değil sadece.
Hakikatin fısıltısıdır.
Sana her an söylenen
Ama senin çoğu zaman duymadığın o söz:
“Ben buradayım…”
NEFES: İNSANIN EN SESSİZ HAKİKATİ
İnsan, en çok sahip olduğunu sandığı şeyin farkında değildir.
Nefes de böyledir.
Her an alır, verir
Ama ne aldığını bilir, ne verdiğini.
Oysa bir insanın en gerçek hikayesi,
Aldığı ve verdiği nefesler arasına yazılmıştır.
Anatomi bize şunu söyler:
Nefes, bir gaz alışverişidir.
Hava burundan girer, akciğerlere ulaşır,
Orada milyonlarca küçük kesecikte kana karışır.
Oksijen hücrelere taşınır,
Karbondioksit geri verilir.
Kalp atar, diyafram çalışır,
Sistem kusursuz işler.
Ve insan…
Bütün bu mükemmel düzenin ortasında
Bunu “sıradan” sanır.
Oysa burada bile bir hakikat gizlidir:
İnsan, en temel yaşamsal eylemini bile
Kendi iradesiyle sürdürmez.
Uyurken de nefes alır.
Unuttuğunda da nefes alır.
Demek ki nefes,
İnsanın yaptığı bir şey değil
İnsana yapılan bir şeydir.
Ama mesele burada bitmez.
Çünkü nefes, sadece bedenin işi değildir.
Nefes, aynı zamanda insanın
Hakikatle olan en ince bağıdır.
Tasavvuf, nefese başka bir yerden bakar.
Tasavvuf ehli der ki:
“Her nefes, ya gaflettir ya zikirdir.”
Eğer farkında değilsen
O nefes seni dağıtır.
Ama farkındaysan
O nefes seni toplar.
Seni sana getirir.
Nefes içeri girerken
Sadece hava girmez.
Bir izin girer.
Bir devam emri…
Sanki her nefeste insana şunu fısıldayan
Sessiz bir kudret vardır:
“Henüz bitmedi…”
Nefes dışarı çıkarken ise
Sadece hava çıkmaz.
Bir bırakış olur.
Küçük bir vazgeçiş.
Belki de her veriş,
Ölümün küçük bir provasıdır.
Bu yüzden nefes,
İnsanın en büyük öğretmenidir.
Ama en az dinlediği öğretmen.
İnsan hayatı boyunca
Büyük anlamlar arar.
Kitaplarda, sözlerde, olaylarda…
Oysa en büyük anlam
Her an içinde taşıdığı şeydedir:
Bir nefeste.
Bir anlığına durup
Sadece nefesine bakan insan,
Kendine yaklaşır.
Nefesini fark eden insan,
Hayatını fark etmeye başlar.
Ve o an
Yaşamak ile var olmak arasındaki fark belirir.
Çünkü yaşamak,
Nefes alıp vermektir.
Ama var olmak
O nefesin farkında olmaktır.
Modern insan, her şeyi kontrol ettiğini zanneder.
Planlar yapar, kararlar alır, yön verir.
Ama nefes
Onun en büyük yanılgısını sessizce yüzüne vurur.
Bir an durduğunda
Bütün kontrol illüzyonu da biter.
Belki de bu yüzden
İnsanın en büyük hakikati
En basit yerde gizlidir.
Ne büyük fikirlerde
Ne karmaşık teorilerde.
Sadece bir nefeste.
Ve insan, bunu çoğu zaman
Ancak bir şeyleri kaybettiğinde anlar.
Koşmayı bıraktığında,
Yorulduğunda,
Durmak zorunda kaldığında,
Nefesine döner.
Ve orada
Kendine rastlar.
Sonuçta mesele şudur:
Nefes, sadece hayatta kalmak için değildir.
Nefes, hatırlamak içindir.
İnsana her an şunu söyleyen
Sessiz bir hatırlatma:
“Sen kendi kendine var olmadın.”
Ve belki de
Bu yazıyı okuyan herkes için
En sade davet şudur:
Şimdi
Hiçbir şey yapmadan bir nefes al.
Ve ilk kez alıyormuş gibi fark et.
Çünkü bir gün
O son nefes de gelecek.
Ne erken, ne geç.
Tam vaktinde.
Ve o an
İnsan şunu anlayacak:
Hayat,
Sahip olduğu şeylerden ibaret değildi.
Hayat,
Kendisine verilen nefeslerden ibaretti.
NEFESİN DİLİ OLSA… NE DERDİ?
Belki de hiç bağırmazdı.
Çünkü o zaten hep fısıldar.
Ve sana şöyle derdi:
“Ben senin sandığın gibi sıradan değilim.
Sen beni fark etmeden alırsın,
Ama ben seni her an hayatta tutarım.”
“Ben geldiğimde hayat başlar,
Gittiğimde her şey susar.
Ama sen
Beni hiç dinlemezsin.”
“Ben sana verilirim.
Sen beni kazanmadın.
Ben, sana verilmiş bir izinim.”
“Her gelişimde sana derim ki:
‘Hala buradasın…’
Ama sen ya geçmiştesin
Ya da gelecekte.”
“Her gidişimde sana fısıldarım:
‘Bırak…’
Ama sen tutunursun.
Sanki hiçbir şey senden alınmayacakmış gibi.”
“Ben senin en sadık yol arkadaşınım.
Herkes gider
Ama ben son ana kadar kalırım.”
“Sen beni kontrol ettiğini sanırsın.
Ama bir gün
Sadece ben dururum.
Ve sen de durursun.”
“Ben sana hayat vermek için değil,
Sana hakikati hatırlatmak için buradayım.”
“Eğer beni gerçekten dinlersen
Seni sana götürürüm.
Ama beni duymazsan
Seni dağıtırım.”
“Ben sessiz bir zikrim.
Sözsüz bir dua.
Fark edersen kapıyım,
Etmezsen sadece alışkanlık.”
Ve belki en sonunda
Çok yavaş, çok derinden şöyle derdi:
“Sen beni almıyorsun
Ben seni her an yeniden yaratıyorum.”
NEFES İLE İNSAN DİYALOĞU
İnsan:
Kimsin sen? Neden hep yanımdasın ama hiç görünmüyorsun?
Nefes:
Ben senin sandığın “yanında” değilim.
Ben, senin “içinde sandığın şeyim.”
İnsan:
Ben seni alıyorum o zaman…ben yaşıyorum yani?
Nefes:
Hayır.
Sen almıyorsun.
Ben sana veriliyorum.
Sen sadece şahit oluyorsun.
İnsan:
Peki neden bana bağlısın?
Nefes:
Ben sana bağlı değilim.
Sen bana bağlısın.
Bir an durursam…
“Sen” dediğin şey kalmaz.
İnsan:
O kadar mı güçlüsün?
Nefes:
Güçlü değilim.
Ama vazgeçilmezim.
Çünkü ben gidersem…
Senin hikayen biter.
İnsan:
Ben seni kontrol edebiliyorum sanıyordum.
Nefes:
Bir dene.
Uyurken kontrol et beni.
Korktuğunda durdur beni.
Ağladığında yönet beni.
O zaman anlarsın:
Senin sandığın kontrol…sadece bir yanılsama.
İnsan:
Peki sen aslında nesin?
Nefes:
Ben görünmeyen bir hatırlatmayım.
Sana her an şunu söylerim:
“Sen tek başına var olmadın.”
İnsan:
Neden hiç susmuyorsun?
Nefes:
Susuyorum aslında.
Ama sen ancak ben durduğumda beni fark ediyorsun.
İnsan:
Geldiğinde ne getiriyorsun?
Nefes:
Bir izin getiriyorum.
“Devam et” emrini.
İnsan:
Peki gittiğinde ne oluyor?
Nefes:
Bir bırakış oluyor.
Ama sen ona “ölüm” diyorsun.
İnsan:
Ben seni anlıyor muyum?
Nefes:
Henüz dinlemiyorsun.
Çünkü beni anlamak için bilgi yetmez…
Durmak gerekir.
İnsan:
Peki seni duymaya başlarsam ne olur?
Nefes:
O zaman ben nefes olmaktan çıkarım.
Bir kapı olurum.
Ve o kapıdan geçen şey…
Sadece hava değildir.
İnsan:
Son bir şey sorayım…
Sen benim için neyin işareti olabilirsin?
Nefes:
Ben sana şunu hatırlatırım:
“Sen kendine ait değilsin.
Ama yine de yalnız değilsin.”
Ve insan susar
Çünkü ilk kez fark eder:
Nefes konuşmaz.
Ama dinleyeni değiştirir…