Yargıtay Mutlak Butlan kararını bozarsa ayıklayın pirincin taşını!

22 Haz 2026 - 22:10 YAYINLANMA

Yargıtay Mutlak Butlan kararını bozarsa ayıklayın pirincin taşını!

Şu an Türkiye gündeminde çok büyük yankı uyandıran ve Yargıtay aşamasına taşınan somut bir "Mutlak Butlan" davası var. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk DairesiCumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı ve o kurultaya giden İstanbul İl Kongresi hakkında "mutlak butlanla batıl (geçersiz)" olduğuna karar vermişti.

Mahkeme, kurultayda delege iradesine yönelik birtakım hukuka aykırı müdahaleler (para, iş, menfaat vaatleri vb.) olduğu iddiasını Siyasi Partiler Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırı bularak bu tespiti yapmıştı.

Kılıçdaroğlu, eski partisinde ipleri eline geçirmeden hemen önce CHP yönetimi; Özgür Özel adına, istinaf mahkemesinin verdiği bu mutlak butlan kararına ve beraberinde getirilen ihtiyati tedbirlere karşı Mayıs 2026 itibarıyla Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulundu.

Yargıtay'a yapılan başvuruda, "kararın yapılacak temyiz incelemesi sonucunda mutlaka bozulması gerektiği" ifade edildi.  CHP'yi kaosa sürükleyen bombanın fitili bir kez daha ateşlenmiş oldu. Anlaşılan CHP yönetimi ve seçmen kitlesi tava getirilinceye kadar hukuk örsünde dövülecek.

Yargıtay'daki davanın konusu ne?

Kamuoyunda konuşulan Yargıtay süreci, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği mutlak butlan kararının temyiz incelemesiyle ilgilidir. Yargıtay, esastan yeni bir kurultay davası görmüyor; istinaf mahkemesinin verdiği kararın hukuka uygun olup olmadığını denetleyecek.

Karar istinaf mahkemesi tarafından verilmiş olsa da henüz kesinleşmemiştir. Temyiz dilekçesinin verilmesiyle dosya Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir. Yargıtay her an yerel mahkemenin veya bölge adliye mahkemesinin "mutlak butlan" yorumunu hatalı bulursa kararı bozar ve dosyayı yeniden yargılama yapılması için geri gönderebilir. “Küçük kıyamet” işte o zaman kopar!

Yargıtay'da görülen süreç, doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığına mahkeme kararıyla dönmesini sağlayan "mutlak butlan" kararına karşı yapılan temyiz başvurusuyla ilgilidir.

Şunun iyi anlaşılması gerekiyor; Yargıtay'ın önündeki dosyanın özü: “Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olamaz” davası değil, "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği mutlak butlan kararı hukuka uygun mudur, değil midir?" sorusunun temyiz incelemesidir.

Yargıtay'daki temyiz başvurusu esas olarak Özgür Özel yönetimi tarafından, "mutlak butlan kararının bozulması" talebiyle yapılmıştır. Kararın bozulmasını isteyen taraf, Özgür Özel ekibidir; kararın korunmasını isteyen taraf ise fiilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun hukuk çizgisidir.

Kılıçdaroğlu aleyhine karar ne demektir?

Yargıtay'ın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararını bozması durumda: Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa dönüşünün hukuki dayanağı ortadan kalkar. Mutlak butlan kararı uygulanamaz hale gelir. Dosya yeniden yargılama için gönderilebilir veya farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir. Özgür Özel'in genel başkanlığı önündeki fiili ve hukuki engeller ortadan kalkar.

Yargıtay'ın vermesi beklenilen bozma kararının CHP açısından siyasi sonuçları ne olur?

Eğer Yargıtay, mutlak butlan kararını bozarsa, CHP'de son iki aydır yaşanan "çift meşruiyet" tartışması büyük ölçüde sona erer. Bunun sonucunda Özgür Özel'in liderliği kurumsal olarak güçlenir. Kılıçdaroğlu'nun "mahkeme kararıyla dönmüş genel başkan" konumu sona erer.

Parti MeclisiMYK ve örgütlerde yeniden tasfiye ve yeniden yapılanma süreci yaşanabilir. Kılıçdaroğlu'na yakın kadroların önemli bölümü etkisini kaybedebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik hazırlıklar tek merkezden yürütülebilir.

Sürecin CHP'deki taraflar açısından riskleri?

CHP açısından en kritik mesele Yargıtay'ın ne karar vereceğinden çok, kararın ne kadar sürede verileceğidir. Çünkü kararın verilmesinde zamanlama büyük önem taşıyor Neden mi? Eğer Yargıtay1-2 ay içinde bozarsa CHP hızlı şekilde toparlanabilir.

Yok eğer dosyayı uzun süre bekletirse CHP içindeki fitne kazanı kaynamaya devam edeceği gibi parti içinde "Özel mi meşru, Kılıçdaroğlu mu meşru?" tartışması onulmaz ayrılıklara, parçalanmaya sebebiyet verir.

Siyasi partiler açısından uzun süren belirsizlikler, çoğu zaman verilen kararın kendisinden daha yıpratıcı olur. Şuyuu vukuundan beterdir; Türkçesi; bir olayın dedikodusunun yayılması, o olayın bizzat gerçekleşmesinden daha kötüdür.

Yargıtay’ın davaya yaklaşım perspektifi…

Salt hukuk tekniği açısından bakıldığında, birçok hukukçunun eleştirdiği nokta istinaf mahkemesinin sadece kurultayı iptal etmekle kalmayıp, parti yönetimini fiilen değiştiren sonuçlar doğurmuş olmasıdır.

Bu nedenle Yargıtay'ın kararı tamamen onamasından ziyade, en azından bazı yönlerden bozma veya kısmi bozma yoluna gitme ihtimali azımsanmayacak düzeydedir.

Ancak Yargıtay'ın vereceği karar yalnızca hukuki değil, Türkiye'nin ana muhalefet partisinin yönetimini doğrudan etkileyeceği için siyasi etkileri de son derece yüksek olacaktır. Bu dosyada asıl dikkat edilmesi gereken konu, Yargıtay'ın "temyiz ehliyeti" ve "başvuruyu kimin yapmaya yetkili olduğu" tartışmasına nasıl yaklaşacağıdır.

Çünkü son haftalarda yaşanan temyiz başvurusunun geri çekilmesi, yeniden yapılması ve kimin CHP'yi temsil ettiği konusundaki çekişme, dosyanın en kritik hukuki düğümlerinden biri haline gelmiş görünmektedir.

Bu durum tam da Anadolu rock müziğinin efsane ismi Erkin Koray'ın "Arap Saçı" şarkısının sözlerini çağrıştırıyor; “Çöz beni arapsaçı, çivi çiviyi söker / Budur bunun ilacı, budur bunun ilacı”

Yargıtay'ın Mutlak Butlan kararı Türkiye siyasetini nasıl şekillendirecek?

Size bir şey söyleyeyim mi? Yargıtay'ın mutlak butlan kararını bozarak Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına dönüşünün hukuki temelini ortadan kaldırması halinde, ortaya çıkacak sonuçlar yalnızca CHP'nin iç dengeleriyle sınırlı kalmayacak, Türkiye siyasetinin genel seyrini de etkileyecektir.

Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in önünü mü açıyor?

Böyle bir kararın ilk ve en doğrudan sonucu, eğer bu süreçte CHP’den istifa etmezse, Özgür Özel'in genel başkanlığının hukuki ve siyasi açıdan tartışmasız hale gelmesi olacaktır. Çünkü son dönemde CHP içinde yaşanan gerilimin temelinde, siyasi rekabetten çok meşruiyet tartışması yer almaktadır.

Yargıtay'ın bozma kararı vermesi halinde, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığına ilişkin beklentiler büyük ölçüde sona erecek, parti içindeki muhalif gruplar da yeni pozisyonlar almak zorunda kalacaktır. Bu durumda CHP'nin enerjisi iç mücadelelere değil, doğrudan iktidar mücadelesine yönelmeye başlayacaktır. Bu açıdan bakıldığında CHP'nin yaşadığı sorunlar nedeniyle büyük bir enerji biriktirdiği söylenebilir.

Ancak bu süreç CHP açısından tamamen dikensiz gül bahçesi değildir. Sorunsuz ilerlemesi şimdilik mümkün görünmüyor.  Özgür Özel'e yakın ihraç edilen bazı isimlerin yeni bir parti çatısı altında toplanması kadar, Kılıçdaroğlu'na yakın bazı isimlerin ve grupların parti içinde farklı arayışlara yönelmesi, hatta yeni siyasi oluşum veya ittifak tartışmalarını gündeme getirmesi de ihtimal dahilindedir.

NATO toplantısı sonrasında sürpriz siyasi gelişmeler…

Buna rağmen müesses nizamın genel eğiliminin CHP'nin kurumsal bütünlüğünü koruyarak yoluna devam etmesi yönünde olacağına dair toplumsal beklentiler ağır basıyor denilebilir.

İlginç olan ne biliyor musunuz? Olası baskın seçimi gerektiren, ekonomik, iç ve dış politik şartların, 2002 seçimleriyle benzerlik göstermesi.

2002’deki Genç Parti'nin üstlendiği misyonu bu seçimde hangi parti üstlenecek? Yeni Cem Uzan kim olacak? Hangi partiler seçim barajına takılacak?

Yüreğinin götürdüğü yere gitmeden aklının götürdüğü yere gitmek!..

Tarafsız gözlemciler CHP içindeki çıkar ve aşırı grup temsilcilerinin, Kılıçdaroğlu ve yönetimi tarafından partiden ihraç edilerek uzaklaştırıldığını belirtmekle kalmıyor, Özgür Özel’in Yargıtay kararı açıklanıncaya kadar istifa etmeden CHP’deki iddiasını sürdürme iradesini göstereceğini ifade ediyorlar.

Bu şu demek; Özgür Özel, CHP'li tabanın erimesi riskine karşı CHP’nin ana muhalefet partisi statüsünü koruduğu gibi, Kılıçdaroğlu sayesinde kendisine ayak bağı olabilecek isimlerden de kurtulabilecek. Kılıçdaroğlu’nun bilerek veya bilmeyerek Özgür Özel'e bir kez daha iyilik yaptığını düşünebilirsiniz. Belki de kamuoyundan gizlenen misyonu budur!

İktidarı bekleyen uykusuz geceler…

İktidar cephesinden bakıldığında ise tablo daha karmaşıktır. Kısa vadede CHP'deki belirsizliğin sona ermesi, iktidarın lehine bir gelişme olarak görülmeyebilir. Çünkü uzun süredir devam eden CHP içi tartışmalar, muhalefetin enerjisini tüketmekte ve gündemini iç meselelerle sınırlamaktadır.

Yargıtay'ın bozma kararıyla birlikte CHP'nin yeniden saha siyasetine dönmesi, yerel seçimlerde elde ettiği moral üstünlüğü yeniden canlandırması ve iktidara yönelik eleştirilerini daha güçlü biçimde sürdürmesi mümkün hale gelebilir.

“AKP siyasete müdahil değil” imajı…

Bununla birlikte, bozma kararının iktidar açısından başka bir sonucu da olabilir. Muhalefet tarafından zaman zaman dile getirilen "yargı eliyle siyaset dizayn ediliyor" eleştirileri zayıflayabilir ve hem iç kamuoyunda hem de uluslararası çevrelerde demokratik meşruiyet tartışmalarının etkisi azalabilir. Bir taşla kaç kuş, varın siz hesaplayın?

Yeni ittifaklara yelken açılır mı?

Bu senaryonun en önemli sonuçlarından biri ise seçim ve ittifak tartışmalarının yeniden hız kazanması olacaktır. CHP'nin iç krizini geride bırakması halinde, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve muhalefetin ortak hareket etme arayışları yeniden gündemin merkezine yerleşebilir. Erken seçim çağrıları daha yüksek sesle dile getirilebilir.

MHP ile DEM Parti seçim tarihini nasıl belirler?

Ancak bunun otomatik olarak erken seçim anlamına gelmeyeceği de açıktır. Türkiye'de seçimlerin yenilenmesi için ya TBMM'nin gerekli çoğunlukla karar alması ya da Cumhurbaşkanı'nın seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerekmektedir. Bu konuda Cumhur İttifakı bileşenlerinden MHP ile DEM Parti’nin CHP ile birlikte hareket etmesi ancak seçim tarihinin öne alınmasını sağlayabilir.

Yargıtay'ın olası bozma kararının yeni ittifak arayışlarına zemin hazırlaması da mümkündür. CHP merkezli daha geniş bir muhalefet iş birliği modeli yeniden gündeme gelebilir. Yerel seçimlerde ortaya çıkan siyasi tablonun devamı niteliğinde yeni seçim iş birlikleri tartışılabilir.

Aynı zamanda milliyetçi ve merkez sağ seçmeni hedefleyen farklı siyasi yakınlaşmaların da ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. Benzer şekilde Cumhur İttifakı'nın da kendi tabanını genişletmek amacıyla yeni siyasi açılımlar üzerinde çalışması beklenebilir.

Millî Görüş, durup dururken neden “bir sabah gelecek kardan aydınlık “ezgisini terennüm ediyor?

Aslında Yargıtay'ın vereceği olası bozma kararının en önemli sonucu, CHP içindeki bir liderlik tartışmasını sona erdirmesinden çok, Türkiye siyasetini yeniden seçim, adaylık ve ittifak eksenine taşıması olacaktır. Böyle bir durumda hem iktidar hem muhalefet cephesinde gözler yeniden "Türkiye'yi önümüzdeki dönemde kim yönetecek?" sorusuna çevrilecektir.

Bu nedenle Yargıtay'ın vereceği karar, yalnızca CHP'nin geleceğini değil, Ankara'da kurulacak yeni siyasi dengeleri, olası ittifakları ve seçim stratejilerini de doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Ancak bütün bunların bugün için birer siyasi senaryo olduğu, nihai sonucun ise Yargıtay'ın vereceği kararın içeriğine, kararın zamanlamasına ve siyasi aktörlerin bu karara vereceği tepkiye bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Yine de çıkmadık canda umut vardır!

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: