NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 19 Ağustos 2025’te yaptığı açıklamada, 2026 NATO Zirvesi'nin 7 ve 8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenleneceğini duyurmuştu.
Bu, Türkiye'nin 2004'te İstanbul'da düzenlenen zirveden sonra ikinci kez NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağı anlamına geldiği gibi Ankara’nın ittifak içindeki stratejik konumunu yeniden öne çıkarıyor. NATO Zirveleri, İttifakın karşı karşıya olduğu önemli konularda kararlar almak üzere Müttefik liderleri bir araya getiriyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ulusal liderlerle görüşmek ve ASELSAN Teknoloji Üssünü ziyaret etmek amacıyla 21-22 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara'yı ziyaret ettiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Rutte, Türkiye'nin İttifaka katkılarını vurguladı ve Ankara'da düzenlenecek Zirve için hazırlıklar ele alındı.
Zirvenin gündemi…
2026 Ankara NATO Zirvesi, Rusya-Ukrayna savaşının beşinci yılında Avrupa ve Euro-Atlantik güvenliğinin geleceğini şekillendirecek kritik bir toplantı olarak görülüyor. Zirvede; Avrupa güvenliği, Karadeniz’de artan riskler, Orta Doğu’daki gelişmeler, NATO’nun yeni stratejik yapılanması ve savunma harcamaları ana gündem maddeleri arasında yer alacak.
Toplantının merkezinde, NATO’nun Rusya’ya karşı kolektif savunma ve caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi bulunuyor. Özellikle ABD’nin Avrupa’daki askerî yükünü azaltma eğilimi nedeniyle, Avrupa ülkelerinin daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmesi ve savunma harcamalarını artırması bekleniyor. Bu kapsamda NATO üyelerinin yüzde 5 savunma harcaması hedefini hızlandırması ve Avrupa’nın daha bağımsız askerî kapasite oluşturması gerektiği vurgulanıyor.
Zirvede ayrıca NATO’nun mühimmat üretimi, hava savunma sistemleri ve stratejik lojistik mekanizmaları alanlarında ortak üretim ve koordinasyon geliştirmesi konusu öne çıkacak. Ukrayna’ya yönelik uzun vadeli askerî ve mali destek politikalarının sürdürülmesi de zirvenin temel başlıklarından biri olacak. NATO çevrelerinde Ukrayna’nın güvenliğinin Avrupa güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
Avrupa Politika Merkezi’nin (EPC) çalışmaları ise savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisinin nasıl şekilleneceği, NATO’nun değişen küresel tehditlere nasıl uyum sağlayacağı ve NATO-AB iş birliğinin nasıl güçlendirileceği üzerinde yoğunlaşıyor.
Ankara Zirvesi’nin aynı zamanda ABD ile Avrupa arasında son dönemde ortaya çıkan görüş ayrılıklarını azaltacak siyasi dayanışma mesajları üretmesi bekleniyor. Böylece zirvenin, NATO’nun sadece askerî değil siyasi birlik açısından da geleceğini belirleyecek önemli bir dönüm noktası olacağı değerlendiriliyor.
Türkiye'nin NATO zirvesinden beklentileri…
Türkiye’nin stratejik rolünün öne çıkarılması noktasında Ankara’daki zirvenin sembolik önem taşıdığı belirtilerek Türkiye’nin Karadeniz, Orta Doğu, enerji güvenliği ve savunma sanayi alanlarında NATO için kritik bir merkez olduğu vurgulanıyor. Zirvenin, Türkiye-ABD ve Türkiye-Avrupa savunma ilişkilerinde yeni bir sayfa açması söz konusu.
Ankara’da gerçekleştirilecek 2026 NATO Zirvesi’nin, ittifak içindeki birlik ve dayanışmayı yeniden teyit etmek açısından tarihî bir fırsat sunması beklenmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, zirvede transatlantik bağların korunmasını stratejik bir zorunluluk olarak görmekte; aynı zamanda NATO’nun Avrupa ayağının daha güçlü, daha yetenekli ve daha fazla sorumluluk üstlenen bir yapıya kavuşmasını savunmaktadır.
Ankara’nın öncelikleri arasında, Avrupa merkezli savunma kapasitesinin geliştirilmesi, NATO’nun caydırıcılık kabiliyetinin artırılması ve savunma sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi yer almaktadır.
Bu çerçevede Türkiye, Avrupa güvenliğinin yalnızca askerî harcamalarla değil, ortak stratejik vizyon ve koordinasyonla sürdürülebileceğini vurgulamaktadır. Bu vurguyu Türkiye'nin AB giriş sürecini sekteye uğratan Brüksel lobisine ince bir ayar görmek mümkün.
Rusya-Ukrayna savaşının ardından şekillenecek yeni Avrupa güvenlik mimarisi ise zirvenin en kritik başlıklarından biri olacaktır. Türkiye’ye göre bu süreç, yalnızca Ukrayna’nın değil, Avrupa’nın tamamının gelecekte güvenli, istikrarlı ve dirençli kalıp kalamayacağını belirleyecek stratejik bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır.
Ankara’daki NATO Zirvesi siyasi takvimi hızlandırabilir!..
NATO Zirvesi sonrası Ankara’da siyasetinde yeni bir dönem başlar mı? 2026 Ankara NATO Zirvesi, iktidarın dış politikadaki diplomatik gücünü iç siyasette avantaja çevirebileceği önemli bir süreç. Bu nedenle zirve öncesinde kapsamlı bir kabine değişikliğinden çok, sınırlı revizyon ihtimali daha güçlü görünüyor.
Asıl geniş çaplı değişimin ise zirve sonrasına bırakılması beklenebilir. Zirvenin ardından oluşacak uluslararası görünürlük ve olası ekonomik toparlanma algısı, erken seçim tartışmalarını yeniden gündeme taşıyacaktır.
Özellikle iktidarın dış politika başarısını iç siyasette “yeni dönem” söylemiyle birleştirmek istemesi halinde, 2026 sonu veya 2027 başı için erken seçim senaryoları konuşulabilir. Bununla birlikte mevcut eğilim, seçimlerin zamanında yapılması yönünde olsa da erken genel seçimin baskın seçimle gerçekleşmesi çok uzak değil. Nitekim bazı sosyal medya paylaşımlarında, seçimin sanıldığından daha yakın bir tarihte olacağı, 2026'nın 2. yarısının sürprizlerle geçeceği ifade ediliyor.
Mutlak Butlan davası üzerinden MHP CHP mesajlaşması…
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda “usulsüzlük” ve “oylamaya hile karıştırma” iddiasıyla açılan ceza davası, bir anda MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin açıklamasıyla farklı bir boyut kazandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün Meclis grup toplantısında hem CHP’ye yönelik “mutlak butlan” ihtimali hem de çözüm süreciyle ilgili yaptığı açıklamalar, siyasette büyük yankı uyandırdı. Bahçeli, Salı günkü grup konuşmasının ardından CHP’ye ilişkin “mutlak butlan” ihtimali hakkındaki düşüncesinin sorulması üzerine şunları söylemişti:
“CHP, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi kurumlardan biridir. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.”
Bahçeli’nin, CHP’nin Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana var olan önemli bir siyasi kurum olduğunu belirterek, CHP’nin “zedelenmemesi gerektiğini” söylemesi, davaya yönelik kamuoyunda oluşan, iktidar partisinin parmağı ve projesi olduğu yönündeki algı operasyonlarına dikkat çekme amacı taşıyor olabilir mi?
MHP’lilere göre “mutlak butlan” süreci fazla uzadı; “mutlak butlan” davasında toplanması gereken deliller toplandı ve artık bu konuda bir karar çıkması gerekiyor ki toplumda “siyasetin yargıyı programladığı” algısı oluşmasın.
CHP lideri Özgür Özel de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Kurultay Davası ve “mutlak butlan” ile ilgili açıklamalarına ilişkin konuşmasında; “Sayın Bahçeli’nin dün yaptığı açıklama kıymetli, olması gereken bir açıklama. Bir siyasi parti, diğer bir siyasi partiye yargı yoluyla yapılan usulsüz uygulamaya tepki gösterdiğinde sadece centilmenlik göstermiş olmaz; kendisinin de vücut bulduğu o zemini savunmuş olur. Biz demokrasiyi savunuyoruz. Aksi bir sonuç ortaya çıksaydı, 104 yıllık Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasi partinin genel başkanı tartışılarak değişmemiş olurdu. Kazanana da kaybedene de onur veren bir kurultaydır.” demişti.
MHP, CHP’den milletle buluşmasını istiyor!..
MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın, CHP davası öncesi Bahçeli’nin ‘mutlak butlan’ sözlerini hatırlatması kime uyarı veya hatrlatmaydı? Yıldız, partinin içi karıştırılmamalı diyerek, bu konuda CHP'li muhaliflerden ve iktidar partisinden farklı düşündüklerini ifade etmişti.
Ancak bir önceki sosyal medya mesajında, CHP'nin 'mutlak butlan' davasıyla ilgili kararın çıkması ve kesinleşmesi durumunda CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yerine gelebileceğini söylemişti. Demoklesin kılıcını kim sallıyor, kime sallıyor.
Bu ifadenin sıradan bir açıklama olmaktan öte, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, kendisini ve partisini neyin beklediğini vurgulayan, bu işin şakası olmadığını belirten bir tür ihtar/ikaz olmadığı düşünülebilir mi? Asıl ilginç olan ve dikkatlerden kaçan bomba ileti, Feti Yıldız’ın “CHP milletle buluşmayı tercih etsin.” ifadesi.
Erken seçimden kaçan CHP yana yakıla erken seçim istiyor!..
MHPliler neden CHP'lilere milletle buluşmayı tercih etmesini öneriyor, hiç düşündünüz mü? Çünkü CHP, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nde, ülke genelinde oyların yüzde 37,7'sini almasına ve bu sonuçla birinci parti olmasına, 14'ü büyükşehir 35 belediye kazanmasına rağmen, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim sonuçlarını değerlendirmesinde "Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum." demişti.
Hatta Özgür Özel'in bu keyfe keder beyanı, sol çevrelerde “Özgür Özel’den AKP’ye hayat öpücüğü” denilerek eleştirilmişti. CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarının ardından köşeye sıkıştırılan CHP lideri, ana muhalefet partisi genel başkanı olduğunu hatırladığında çok geç kaldığını farketti.
Mahkemeden al haberi!..
AK Parti eski milletvekili gazeteci Şamil Tayyar, CHP'deki yönetim tartışmalarına ilişkin dava öncesi çarpıcı bir iddiada bulunmuş; “Mahkeme kararını verdi, uygun konjonktürü bekliyor.” demişti. Beklenilen konjonktür, hangi siyasi partinin değirmenine su taşıyacaktır?
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava ile ilgili MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli'nin hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesi temennisini nasıl algılandığı hususunda kamuoyunun elbette bir kanaati vardır. Nitekim ilgili Mahkeme, Adem Soytekin’in tanık olarak dinlenmesine karar vererek, davayı 1 Temmuz 2026 tarihine erteledi.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’yla ilgili görülen davada henüz “mutlak butlan” kararının çıkmaması, CHP’nin muhalefet misyonunu hangi şartlarda nereye kadar kimlerle sürdüreceği hususunda bir an önce politik tutum belirlenmesini gerektiriyor. İşin garip tarafı, CHP’ye muhalefet partisi olduğunu MHP hatırlatıyor, “milletle buluş” diyor.
Seçimlere doğru milliyetçi ittifak formülü…
Türkiye’de milliyetçi partiler arasında seçim dönemlerinde ortaya çıkabilecek olası bir ittifak modeli, ortak millî hassasiyetler ve güvenlik politikaları ekseninde zaman zaman gündeme gelmektedir. Devlet Bahçeli liderliğindeki Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ve Zafer Partisi; millî kimlik, üniter yapı, sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi başlıklarda benzer seçmen hassasiyetlerine hitap etmektedir. Bu nedenle seçim süreçlerinde ortak aday, bölgesel iş birliği veya parlamentoda güç birliği gibi modeller üzerinden milliyetçi bir seçim ittifakı ihtimali zaman zaman siyasi gündemde yer bulmaktadır.
Milliyetçi partiler ittifakına CHP dahil olur mu?
CHP yönetimi, belki de bu tür teklifi dört gözle bekliyor olabilir. Çünkü tek başına ne yeni bir cumhurbaşkanı seçebilir ne de iktidar olabilir. Daha önce İYİ Parti, altılı masada CHP ile yan yana bulunmuştu. Zafer Partisi de Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemişti; geriye MHP kalıyor diyebilirsiniz.
MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli'nin, 2002’ye kadar olan süreçte DSP ile koalisyon hükümeti kurduğunu unutuyor olamazsınız. İster erken ister baskın ister tam zamanlı adına ne derseniz deyin önümüzdeki seçim, Cumhurbaşkanı adayları sürpriz, ittifaklar sürpriz, sonuçları sürpriz.
