İsmail Cem'i hatırlayan var mı? Bir dönemin en parlak siyasetçileri arasında gösterilen İsmail Cem, yalnızca bir politikacı değil; gazeteci, yazar ve devlet adamı kimliğiyle de öne çıkan önemli isimlerden biriydi.
Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde eğitim gördü, uzun yıllar gazetecilik yaptı. 1974-1975 yıllarında TRT Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. 1997-2002 yılları arasında ise Bülent Ecevit hükümetlerinde Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.
Özellikle Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylık sürecinde izlediği diplomasi ve Yunanistan ile ilişkilerde başlattığı yeni dönem nedeniyle hem Türkiye'de hem de uluslararası çevrelerde saygın bir devlet adamı olarak kabul edildi.
Ecevit'e meydan okudu!..
1999 seçimlerinde DSP'nin yüzde 22'yi aşan oy oranıyla birinci parti olduğu dönemde, İsmail Cem partinin vitrinindeki en güçlü ve en itibarlı isimlerden biriydi. Ancak 2001 ekonomik krizi, Başbakan Bülent Ecevit'in sağlık sorunları, koalisyon hükümetindeki yönetim tartışmaları ve DSP içinde yaşanan liderlik krizi partiyi ciddi biçimde yıprattı.
Bu süreçte Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem öncülüğünde "yenilenme" arayışı gündeme geldi. Parti yönetimiyle yaşanan görüş ayrılıklarının ardından İsmail Cem ve arkadaşları 2002 yılında DSP'den ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlattılar.
2002 yazındaki kopuş, Türk siyasi tarihinin en büyük grup ayrılıklarından biriydi…
DSP'den toplam 62 milletvekili istifa etti. Bunların içinde 7 bakan da bulunuyordu. İstifaların ardından İsmail Cem'in genel başkanı olduğu Yeni Türkiye Partisi (YTP) kuruldu. İstifalar başlamadan önce DSP'nin TBMM'de 128 milletvekili bulunuyordu.

İsmail Cem'in ayrılığı sıradan bir istifa değildi. DSP'den aralarında 7 bakanın da bulunduğu 62 milletvekili ayrıldı. Bir zamanlar TBMM'nin en büyük grubuna sahip olan DSP'de, Bülent Ecevit'in yanında yaklaşık 66 milletvekili kaldı. Bu kopuş, koalisyon hükümetinin Meclis'teki çoğunluğunu fiilen zayıflattı ve Türkiye'yi 3 Kasım 2002 erken seçimlerine götüren sürecin en kritik kırılma noktalarından biri oldu.
İlk seçimde avucunu yaladı!..
22 Temmuz 2002'de kurulan Yeni Türkiye Partisi (YTP), merkez sol ile liberal demokrat çizgiyi buluşturmayı hedefleyen yeni bir siyasi alternatif olarak kamuoyuna sunuldu. Dönemin medya kuruluşlarının önemli bir bölümü yeni oluşuma geniş yer verdi; hatta Kemal Derviş'in de bu harekete katılabileceği yönündeki haberler partinin kısa sürede iktidar alternatifi olabileceği beklentisini doğurdu.
Ancak beklentiler sandığa yansımadı. 3 Kasım 2002 Genel Seçimleri'nde Yeni Türkiye Partisi yalnızca yüzde 1,15 oy alabildi ve Meclis dışında kaldı. 2004 yerel seçimlerinde oy oranı daha da gerileyince parti siyasi varlığını sürdüremedi ve daha sonra CHP'ye katıldı.
Seçim sonuçları İsmail Cem'i kanser etti…
Yeni Türkiye Partisi'nin sandıkta umduğunu bulamaması, İsmail Cem açısından yalnızca siyasi bir yenilgi değil; yıllarını verdiği siyasi birikimin de beklediği karşılığı görememesi anlamına geliyordu. Partisinin kısa sürede etkisini yitirmesi ve ardından siyasetin dışına itilmesi, yakın çevresi tarafından da derin bir hayal kırıklığı olarak değerlendirildi.
Nitekim Cem, 2004 yılında akciğer kanseri teşhisi aldı; uzun süren tedavi sürecinin ardından 24 Ocak 2007'de hayatını kaybetti. Elbette "seçim yenilgisi onu öldürdü" demek doğru değildir; ancak siyasi hayallerinin büyük ölçüde çöktüğü bu dönemin, hastalığıyla verdiği mücadeleyi psikolojik açıdan ağırlaştırdığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.
Özgür Özel'in durumu ne?
Bugün bazı çevrelerde Özgür Özel'in öncülüğünde yeni bir siyasi oluşumun geleceği tartışılırken, akıllara ister istemez İsmail Cem'in Yeni Türkiye Partisi deneyimi geliyor. Bununla birlikte iki süreç birebir aynı olmasa da benzer görülebilecek noktalarda var. Mesela; mevcut parti yönetimiyle yaşanan liderlik krizi, kamuoyunda "yeni bir merkez" oluşturma iddiası, medyanın yoğun ilgisi ve mevcut seçmen tabanının önemli bölümüne hitap etme hedefi gibi. En önemli fark, İsmail Cem, DSP’den ayrıldığında parti genel başkanı değildi, Özgür Özel ise başkanı olduğu partiyi bırakıp gidiyor.
Özgür Özel'in Yeni Partisi başarısız derin devlet operasyonu mu?
İsmail Cem'in ve Özgür Özel'in partisinde derin devlet parmağı var mı? En azından İsmail Cem'in DSP’den kopmasında sözde derin devlet adına konuşan birileri etkili olmuş. Ben demiyorum, 17 Mayıs 2009 ile 13 Aralık 2015 tarihleri arasında DSP’nin 5. Genel Başkanı olan Masum Türker diyor. Ona göre o tarihlerde TSK Genelkurmay II. Başkanı olan Yaşar Büyükanıt ve Kemal Derviş, İsmail Cem'i istifa ettirip yeni parti kurması için müşterek ikna operasyonu yürütmüşlerdi. Sonuç ortada. Meğer tüm yapılanlar AK Parti'nin seçim sandığından birinci çıkmasına yol açmış.
Benzer bir iddia CHP ile arasına mesafe koyan, ayrılık otları diken Özgür Özel'in bizzat kendisi tarafından açıklandı. Özgür Özel, birkaç gün önce partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında isim vermeden "derin odakların" kendisine sunduğu teklif ve kurgulardan söz etti.
"Gelip dediler ki: 'Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in, Ekrem’i bırak. Onu yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Yaşın genç, 30 yıl partinin başında otur.' İşte bugün yol ayrımındayız. Biz AK Parti'nin yenemediği namuslu, temiz evlatlarımızın üstüne beton döküp parti içi iktidarda mı oturacağız, yoksa kardeşlerimiz için mi mücadele edeceğiz? Biz derin devletin kirli hesabına uymama kararı aldık."
Özgür Özel'e derin devlet adına kimler konuşmuşsa açıklanmalı!..

Son dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “derin devlet” vurgulu açıklamaları dikkat çekti. Özel, Türkiye’de siyasi süreçlere perde arkasından müdahale edildiğini ima ederek, CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve parti içi tartışmaları gündeme taşıdı. İmamoğlu’ndan uzaklaşması yönünde telkinler aldığını söyleyen Özel, “Biz derin devletin kirli hesabına uymama kararı aldık.” dedi. Açıklamaları bazılarınca uyarı, bazılarınca ise kanıtsız bulundu.
CHP'deki mevcut ayrışmanın yeni bir partiyle sonuçlanması hâlinde, başlangıçta CHP'den 30 ila 50 milletvekilini bünyesine katması, CHP'nin ise yaklaşık 80-100 milletvekiliyle TBMM'de yoluna devam etmesi ihtimaller arasında değerlendirilebilir. Bu büyüklükte bir kopuş, Meclis'teki komisyon dengelerini, muhalefetin ortak hareket kabiliyetini ve grup başkanvekilliği dağılımını yeniden şekillendirebilir. Aynı zamanda Cumhur İttifakı ile muhalefet arasındaki yasama aritmetiğini de etkileyerek yeni partiye "kilit aktör" konumu kazandırabilir.
Yeni Parti, yeni süreç, baskın seçim, farklı iktidar…
Önce kendime sonra sizlere bir önerim var. Kafanız karışmasın, ayaklarınız yere sağlam bassın. Bu parti içi kayıkçı kavgasından büyük başarı falan beklemeyin. "Manisa Tarzanı", partisinde kalıp mücadele etmek yerine ilk fırsatta Mutlak Butlan bahanesiyle tabanları yağlamıştır. Türkiye'nin ana muhalefet partisini bölmüş, iktidar olma umudunu boğmuştur.
2002’de Demokratik Sol Parti bölünerek, muhafazakâr demokrat bir partinin iktidara gelmesi sağlandı. 24 yıl sonra CHP bölünerek hangi sağ veya muhafazakâr partinin iktidar olmasının önü açılıyor? İsmail Cem örneğinden yola çıkılırsa, CHP’ye çekilen operasyonun hedefi anlaşılan mevcut iktidar partisi. O halde şu soruya cevap bulalım; yeni dönemin "AKP'si" hangi parti, yeni dönemin "Erdoğan'ı" kim olacak? Sürprizlere hazır olun!
