ABD’li senatör Lindsey Graham öldü; İsrail dostunu, Trump, İran ve Rusya düşmanını kaybetti!

14 Tem 2026 - 07:21 YAYINLANMA

ABD’li senatör Lindsey Graham öldü; İsrail dostunu, Trump, İran ve Rusya düşmanını kaybetti!

Ömür Çelikdönmez yazdı;

ABD’li senatör Lindsey Graham öldü; İsrail dostunu, Trump, İran ve Rusya düşmanını kaybetti!

7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'daCumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Zirvesi sonrası yaprak dökümü başladı.  Her zirve sonrası eski dönemin aktörleri tasfiye edilmesinden yeni dönemin aktörlerinin sahne almasından söz edildiğini duymuşsunuzdur. Bu bir ritüel mi yoksa tesadüf mü siz karar verin?

Bu bağlamda 11 Temmuz 2026’da ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ile Katar Emiri Şeyh Temim'in babası olan Katar eski Emiri Şeyh Hamad bin Halife Al Sani, uzun süredir gördüğü tedavinin ardından 12 Temmuz 2026'da 74 yaşında hayatını kaybetti.

İsrail destekçisi Türkiye karşıtı eşcinsel Lindsey Graham…

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham (9 Temmuz 1955 – 11 Temmuz 2026), Amerikan siyasetinin ve dış politikasının son çeyrek asırdaki en etkili, en çok tartışılan figürlerindendi. 11 Temmuz 2026'da geçirdiği ani bir rahatsızlık sonucu 71 yaşında hayatını kaybeden Graham, özellikle askeri müdahaleci "şahin" duruşu ve ABD iç politikasındaki keskin dönüşleriyle tanınıyordu.

Hem asker hem hukukçu…

Lindsey Olin Graham, Güney Karolina’nın (South Carolina) küçük bir kasabası olan Central’da doğdu. İşçi sınıfı bir ailede büyüyen Graham, ailesinde üniversite eğitimi alan ilk kişiydi. Güney Karolina Üniversitesi’nde psikoloji lisansı (1977) ve ardından hukuk eğitimi (1981) aldı. Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra ABD Hava Kuvvetleri’ne katılarak askeri savcı ve hakim (JAG) olarak görev yaptı.

Demirbaş senatörlerden…

Aktif görevinin ardından uzun yıllar yedek subay (rezervist) olarak hizmet etti ve 2015 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. 1993’te Güney Karolina Temsilciler Meclisi'ne seçilerek siyasete girdi. 1995-2003 yılları arasında ABD Temsilciler Meclisi'nde görev yaptıktan sonra, 2002 yılında Senato'ya seçildi ve ölümüne kadar bu görevini sürdürdü.

Ailesi ve etnik kökeni…

​Graham’ın kökenleri ve gençlik yılları, onun karakteristik "mücadeleci" kimliğini şekillendiren en önemli unsurlardandı. Lindsey Graham, İskoç-İrlandalı (Scotch-Irish) kökenli bir aileden geliyordu. Gençlik yılları büyük zorluklarla geçti. Anne ve babası (Millie ve Florence James Graham), kasabada küçük bir restoran, bar ve bilardo salonu işletiyordu.

Graham henüz üniversitedeyken, birer yıl arayla hem annesini hem babasını kaybetti. Anne ve babasının erken ölümü üzerine Graham, o dönem henüz küçük bir çocuk olan kız kardeşi Darline’ın yasal vasiliğini üstlendi ve onu tek başına büyüttü. Yoksul bir ailede büyümesine rağmen, egemen zümrenin çanak yalayıcısıydı.

Cinsel tercihleri ve hakkındaki iddialar…

​Siyasi kariyeri boyunca Lindsey Graham’ın özel hayatı ve cinsel yönelimi ABD medyasında ve kamuoyunda sık sık spekülasyon konusuydu. Graham hayatı boyunca hiç evlenmedi ve çocuğu olmadı. Muhafazakar Güney Karolina seçmeni nezdinde bu durum sıklıkla sorgulandı.

Hakkındaki eşcinsellik iddialarını her zaman kesin bir dille reddetti. 2010 yılında New York Times’a verdiği röportajda ünlü "I ain't gay" (Gey değilim) açıklamasını yaptı. 2018 yılında komedyen Chelsea Handler’ın benzer imalarına karşı tekrar "Önemli olduğu ölçüde belirtmek isterim ki gey değilim" yanıtını verdi.

ABD’deki bazı çevreler ve seks işçileri tarafından "Lady G" takma adıyla anıldığı iddiaları sosyal medyada yayıldı. Son olarak 2024 ve 2025 yıllarında aktivist Laura Lomer'ın mahkeme ifadelerinde benzer iddialar yer bulsa da, bu söylentilerin hiçbiri bağımsız araştırmacı gazeteciler veya somut belgelerle doğrulanmadı.

Graham, özel hayatına dair söylentilere rağmen siyasi arenada LGBTQ+ haklarına karşı mesafeli veya muhalif bir çizgi izledi; eşcinsel evliliklerin yasallaşmasına ve orduda açık kimlikle görev yapılmasına (Don't Ask, Don't Tell yasasının kaldırılmasına) karşı oy kullandı.

Politik duruşu…

Lindsey Graham, ideolojik olarak Cumhuriyetçi Parti'nin dış müdahaleleri destekleyen "şahin" kanadında yer alsa da, siyasi çıkarlara göre hızlı manevra yapabilen oldukça pragmatik bir siyasetçiydi. ​Dış politikada ABD’nin küresel arenada aktif ve askeri olarak caydırıcı bir rol oynaması gerektiğini savunan Graham, sıkı bir NATO destekçisiydi.

Senato’da kendisi gibi müdahaleci çizgideki yakın arkadaşları John McCain ve Joe Lieberman ile birlikte "Üç Silahşörler/Three Amigos” olarak anılan etkili bir odak oluşturmuştu. Bu şahin tutumu doğrultusunda, Ukrayna'ya yönelik askeri yardımların kesintisiz sürdürülmesini en hararetli savunan isimlerdendi ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu tarafından "İsrail'in en büyük dostu" olarak nitelendirilecek kadar koşulsuz bir İsrail desteği sunmuştu.

Lindsey Graham, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın önde gelen destekçilerindendi. 2003'teki ABD'nin Irak işgalinin de açık bir savunucusuydu. Ayrıca Afganistan'ın işgalin kalıcı olmasını istiyordu. Hızını alamayan Graham bir keresinde Kuzey Kore'ye önleyici bir saldırı çağrısında bulunmuştu.

İsrail'in Gazze'de soykırım yapmakla suçlanmasının ardından Graham, Uluslararası Ceza Mahkemesi başkanına, "Bu mahkeme, Afrika ve Putin gibi haydutlar içindir. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri gibi demokrasiler için değil" demişti.

İç politikada ise güç dengelerine göre pozisyon almasıyla dikkat çekti. 2015-2016 yıllarında Cumhuriyetçi Parti başkan adaylığı yarışında Donald Trump’ı "yobaz ve tam bir felaket" olarak nitelendirip sert bir şekilde eleştirirken, Trump’ın başkan seçilmesinin ardından onun Kongre’deki en sadık müttefiklerinden, sırdaşlarından ve savunucularından biri haline gelerek Amerikan siyasetinin en keskin dönüşlerinden birine imza attı. Deyim yerindeyse fırıldaklıkta eline su döken az çıkar.

Türkiye'ye yaklaşımı…

​Graham’ın Türkiye politikası, Ankara ile Washington arasındaki dönemsel krizlere paralel olarak oldukça dalgalı ve çelişkilidir. Bu nedenle Türkiye açısından hiçbir zaman güvenilir biri profili çizmemistir.

Neden mi? Mesela Suriye iç savaşı sürecinde ABD’nin oradaki varlığını ve YPG/SDG unsurlarını hararetli şekilde destekledi. Türkiye’nin sınır ötesi harekatlarına sert muhalefet etti ve Türkiye’yi "Suriye'ye girerse bataklığa batmakla" tehdit etti.

Bununla da yetinmeyip; Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri almasının ardından ABD Senatosu’nda CAATSA yaptırımlarının uygulanması ve Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması için en çok bastıran senatörlerden biriydi.

Ancak ne olduysa Graham pragmatik bir diplomasi de yürüttü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birçok kez yüz yüze görüştü. Ölümünden hemen önce, Temmuz 2026'da Ankara’da gerçekleştirilen NATO zirvesinde ise şaşırtıcı bir çıkış yaparak şunları söyledi: ​"Türkiye muazzam bir müttefik, aynı zamanda NATO'nun sarsılmaz bir sütunu. Türkiye'ye hak ettiği F-35 teslimatını yeniden sağlayacak ve hukuki engelleri aşacak akılcı bir çözüm bulunabileceğine tüm kalbimle inanıyorum."

 Ani şüpheli ölümü...

Lindsey Graham, son NATO Zirvesi kapsamında Ankara’daydı ve sonra Ukrayna’ya gitti. İHA tesislerini de gezmişti. En son ABD’ye döndü. Ölüm nedeninin kalp rahatsızlığı olduğu belirtildi ve ani bir ölüm olarak açıklandı. ABD’de kasım ayında yapılacak Senato seçimlerinde tekrar adaydı. Trump’ın da en sevdiği senatörlerdendi.

ABD Senatörü Lindsey Graham'ın (Cumhuriyetçi - Güney Karolina) Ofisi aşağıdaki açıklamayı yayınladı:  "11 Temmuz Cumartesi akşamı, ABD Senatörü Lindsey Graham kısa ve ani bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Senatör Graham'ın ailesi, bu süreçte dualarınızı beklemekte ve bu inanılmaz derecede zor dönemde özel hayatlarına saygı gösterilmesini rica etmektedir."

Washington D.C. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan ön incelemeler, Graham’ın ölüm nedeninin damar sertliğine bağlı olarak gelişen bir aort yırtılması, yani aort diseksiyonu olduğunu ortaya koymuştur.

Cumartesi gecesi Capitol Hill’deki evinden gelen acil yardım çağrısı üzerine olay yerine ulaşan ilk yardım ekipleri, kalp durması yaşayan senatöre evde kalp masajı uygulamış ve ardından onu acilen George Washington Üniversitesi Hastanesi’ne sevk etmiştir.

Lindsey Graham'ın hayatının son anlarında bir ambulansa bindirildiğini gösteriyor. ​İran ya da Rusya tarafından zehirlenmiş olabileceğine dair spekülasyonlar artarken, FBI onun ölümünü soruşturuyor.

Graham’ın vefatından sadece bir gün önce Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi ziyaret gerçekleştirmişti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile bir araya gelen senatör, Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar konusunda Kongre ve Beyaz Saray arasında bir uzlaşı sağlandığını duyurmuştu.

Ukraynalı yetkililer, Graham’ın beklenmedik kaybıyla birlikte hem kendilerine destek veren en güçlü Cumhuriyetçi seslerden birini hem de Trump yönetimini askeri yardımlar konusunda ikna edebilecek kritik bir müttefiki kaybettiklerini ifade ettiler.

Alexander Dugin sosyal medyada; Lindsey Graham’ın ani ölümü, Trump’a gönderilmiş bir kara leke (kara mesaj/uyarı) olabilir. Bunun İranlılar tarafından yapıldığından şüpheliyim. En gerçekçi olanı, Trump’ı İran ile tam ölçekli bir savaşı yeniden başlatmaya zorlamak amacıyla bunun bir Mossad işi olmasıdır. Bu açıkça 'sıradaki sensin' anlamına geliyor açıklamasını yaptı.

Lindsey Graham, Trump’ın gölgesiydi; onun karanlık benliğiydi." ABD'li Senatör Lindsey Graham'ın "ani" ölümü dünya gündemine bomba gibi düştü. Graham'ın ABD ve dünya siyasetindeki keskin ve tartışmalı etkisi nedeniyle bu ölümün "şaibeli" olduğunu düşünenler var. Peki bu sürpriz ölüm neden şüpheli?

Netanyahu, Lindsey Graham’ın ölümünü İran’ı hedef almak ve ABD-İsrail askeri-istihbarat birleşmesini dayatmak için kullandı. Netanyahu, Graham’ı İsrail için adeta bir silah gibi andı: "İsrail, Amerikan-İsrail ittifakının en büyük savunucularından birini kaybetti."

Ardından Graham’ın ölümünü anında İran’a karşı bir propagandaya dönüştürdü: ​"İsrail’de yas var. İran’da ise kutlama." NBC kanalı Graham'ın ölümüyle ilgili bir İran tehdidi iddiasını ortaya atarken, Netanyahu bu fırsatı değerlendirerek doğrudan yardıma alternatif olarak ABD askeri ve istihbarat birimlerini İsrail'inkilerle birleştirme planını öne sürmek için harekete geçti:​"İsrail’in güvenliği ile Amerika’nın güvenliğinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğuna inanıyordu. Sonrasında Netanyahu’nun en çok şey ele veren itirafı geldi: Graham, askeri yardım konusunda "İsrail başbakanını bile geride bırakmıştı (daha fazlasını talep etmişti)."

Trump, Graham’ın ölümüne üzüldü mü sanıyorsunuz?

Trump'a yakın senatörlerden olduğu iddia edilen Lindsey Graham, 2016'daki Trump'ın seçimi kaybetmesi sonucunda başarısız Başkan adayı Trump hakkında söyledikleri yenilir yutulur şeyler değildi.

Senatör Lindsey Graham “O, ırkçılığı körükleyen, yabancı düşmanı, dini bağnaz biridir. Partimi temsil etmiyor. Üniforma giyen kadın ve erkeklerin uğruna savaştığı değerleri temsil etmiyor. … Ve Amerika'yı yeniden büyük yapmanın yolunu biliyor musunuz? Donald Trump'a cehenneme gitmesini söyleyin.” demişti. Trump bu sözleri sizce sineye mı çekti, unuttu mu?

Ayrıca Trump'ın Ukrayna-Rusya savaşını sonlandırma, Ukrayna'ya silah yardımının dondurulması ve ABD’nin NATO’dan ayrılması gerektigi hususundaki görüşlerine karşı çıkıyordu. Senatör Lindsey Graham’ın ölümüyle, Trump'ın eli büyük ölçüde rahatladı. Trump, Graham kamburundan kurtuldu.

İsrail medyası Lindsey Graham'ın ölümünü nasıl değerlendirdi?

ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın ani ölümü, İsrail medyasında geniş yankı uyandırdı. Gazeteler ve yorumcular, Graham'ı yalnızca Amerikan siyasetinin önemli bir ismi olarak değil, aynı zamanda İsrail'in Washington'daki en güçlü ve en etkili destekçilerinden biri olarak değerlendirdi.

İsrail basınında öne çıkan ortak görüş, Graham'ın ölümünün İsrail açısından önemli bir kayıp olduğu yönündeydi. Yıllar boyunca İsrail'in güvenlik politikalarını güçlü biçimde destekleyen Graham'ın, özellikle İran'a karşı sert tutumu, Hamas ve Hizbullah'a yönelik İsrail operasyonlarına verdiği destek ile ABD-İsrail stratejik ortaklığının güçlenmesindeki rolü vurgulandı.

Bazı yorumlarda Graham'ın yokluğunun yalnızca İsrail'i değil, Batı'nın güvenlik politikalarını da etkileyeceği ifade edildi. Özellikle İran, Rusya ve radikal örgütlere karşı izlediği kararlı çizginin, onu uluslararası güvenlik politikalarında etkili bir figür haline getirdiği belirtildi.

Graham'ın İsrail'e verdiği desteğin yalnızca siyasi söylemle sınırlı kalmadığı; Kongre'de kabul edilen birçok karar ve yaptırım girişiminde de aktif rol üstlendiği hatırlatıldı. Bu nedenle vefatı, İsrail'in ABD'deki en güçlü müttefiklerinden birinin kaybı olarak yorumlandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da yayımladığı taziye mesajında Lindsey Graham'ı "İsrail'in büyük bir dostu" olarak nitelendirerek, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilere yaptığı katkıları övdü. Genel olarak İsrail medyasının değerlendirmesi, Lindsey Graham'ın ölümünün yalnızca Amerikan iç siyaseti açısından değil, ABD-İsrail ilişkileri ve Ortadoğu dengeleri bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek stratejik bir kayıp olduğu yönündedir.

“Ne kendi eyledi râhat, ne halka verdi huzûr,

Yıkıldı gitdi cihândan dayansın ehl-i kubûr."

Suriye-Lübnan-İsrail ekseninde S-400 bilmecesi...

Türkiye, Suriye’den sonra Lübnan’da da oluşan boşluğu uzaktan izlemek istemiyor. Türkiye, Lübnan’ın yeniden şekilleneceği masada yerini almaya hazırlanıyor. Nitekim bu bağlamda mevcut jeopolitik gelişmeler, S-400'lerin Suriye'ye konuşlandırılmasının değerlendirilebilecek senaryolardan biri olduğunu gösteriyor.

Son dönemde peş peşe yaşanan gelişmeler dikkat çekiyor. NATO Zirvesi sürecinde İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Türkiye'ye ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik sert açıklamaları ve CENTCOM'un İran'a düzenlediği operasyonlar birlikte değerlendirildiğinde, bölgesel gelişmelerin giderek Suriye ekseninde şekillendiği görülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmişte dile getirdiği "Güvenliğimiz Beyrut'tan başlıyor." sözü de bu çerçevede yeniden değerlendirilebilir. Türkiye, Suriye, Kıbrıs, Lübnan, Kuzey Irak, Doğu Akdeniz, Libya, Mavi Vatan, hidrokarbon kaynakları ve nükleer santral güvenliği gibi başlıkların iç içe geçtiği çok katmanlı jeopolitik denklemde, Rusya ile ABD arasındaki gerilimi azaltabilecek adımlardan birinin S-400 hava savunma sistemlerinin Suriye'de konuşlandırılması olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılabilir.

Buna ilave olarak, İsrail'in Trump'a yönelik sert tutumu ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Türkiye'deyken Mavi Akım pompa istasyonunun İHA saldırısıyla hedef alınmasının aynı döneme denk gelmesi dikkat çekici gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Bu bakış açısına göre, CENTCOM ve İsrail'in ABD ile Rusya arasında ortaya çıkabilecek olası bir uzlaşmadan rahatsızlık duyabileceği; Ukrayna savaşının sona ermesinin ise bölgesel güç dengeleri ve nüfuz alanlarında yeni bir dönemi başlatabileceği değerlendirilmektedir. Lindsey Graham’ın ölüm zamanlaması ilginç değil mi? CENTCOM, en kullanışlı aparatını kaybetti.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter:

YAZARIN DİĞER YAZILARI