Bir Ahmet Davutoğlu geldi geçti peh peh peh!

01 Ağu 2026 - 22:22 YAYINLANMA

Bir Ahmet Davutoğlu geldi geçti peh peh peh!

Ömür Çelikdönmez yazdı;

Bir Ahmet Davutoğlu geldi geçti peh peh peh!

Korkusuz gazeteci Erdem Atay, kendi kanalında siyaseti bıraktığını açıklayan Başbakanlık eski Başdanışmanı, Dışişleri eski Bakanı ve eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun neden Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini çok net bir şekilde anlatmış. Aynen katılıyorum. İzlemek isteyenler aşağıdaki linkten ulaşabilir.

Bu siyasal İslamcıların nedense Atatürk'le ve Türklükle bir problemleri var. Nitekim eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da onlardan biri. Danıştay'ın Öğrenci Andı'yla ilgili kararını eleştiren DavutoğluDanıştay'ın yetkisini aştığını savunarak, "Andımız uygulaması, 1930'lu yılların otoriter zihniyetinin bir ürünüdür. 2013 yılında pedagojiye aykırı bulunarak kaldırılmıştır." demişti. Tuğla kalınlığında kitapları var ama eski siyasilerin, "çarıklı erkân-ı harp" dedikleri insanlarımız kadar öngörüleri yok.

Mazlumlar için tehlikeli adam, inanan yanıyor!..

"Benim için 'Ortadoğu'nun en tehlikeli adamı' denir." sözü bizzat Ahmet Davutoğlu'na aittir. SuriyeLübnan ve Irak'ta yaşanan gelişmeler; binlerce insanın hayatını kaybetmesi ve milyonlarcasının yerinden yurdundan edilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Davutoğlu'nun kendisini ne kadar isabetli tanımladığı söylenebilir. Bu yönüyle, "Mazlumlar için en tehlikeli adam" nitelemesinin de kamuoyunda tartışılmasına yol açan bir isim olmuştur.

15 Temmuz darbe girişiminden haberdar!..

(E) Diplomat Vahit Özdemir'in (1975-2015) kaleme aldıkları dikkate alındığında, Ahmet Davutoğlu'nun görevde olmamasına rağmen güçlü bilgi kaynaklarına sahip olduğu anlaşılıyor. Özdemir, yazılarında 15 Temmuz 2016 darbe girişimine ilişkin dikkat çekici iddialara yer vererek, Davutoğlu'nun yaşanacak gelişmelerden önceden haberdar olduğu izlenimini veren değerlendirmelerde bulunuyor.

Bu kapsamda, Dışişleri eski Bakanı ve eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun eşi Uzm. Dr. Sare Davutoğlu'nunMayıs 2016'da kızıyla birlikte Umre ziyareti sırasında bazı kadınlara, “Yakında Türkiye karışacak ve kan gövdeyi götürecek." dediği iddiasını da bu değerlendirmelerini destekleyen örneklerden biri olarak aktarıyor.

Kırım'dan gelenler Yahudi olmak zorunda mı?

8 Nisan 2026 tarihinde Ankara Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedilen Prof. Dr. Yalçın Küçük'e, "Kırımlı Türk Yahudisi politikacılar kimlerdir?" diye sorsanız, hiç tereddüt etmeden birkaç isim sayar. Ahmet DavutoğluAli BabacanCemil Çiçek ve Melih Gökçek'i bunların arasında gösterir. Aynı değerlendirme kapsamında tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık ile iş insanı Sabri Ülker'in adını da zikreder. Buna karşılık, benzer iddialara rağmen Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı bu listeye dâhil etmez.

Davutoğlu neden tabanları yağladı?

Ahmet Davutoğlu'nun siyasetten çekilmesi ve Gelecek Partisi'ni feshetme kararı, 59 binden fazla üyenin emeğini ve teşkilatların yıllara yayılan özverisini bir anda boşa çıkarabilecek ölçüde önemli bir gelişme. Binlerce üyeyi, onların emeğini, umudunu yüz üstü bırakıp kaçıyor. Böyle yapacağı belli olmasına rağmen peşine takılıp gidenlere ne demeli?

2019 yılında AK Parti'ye alternatif liberal-muhafazakâr bir çizgi iddiasıyla kurulan Gelecek PartisiAltılı Masa sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığını destekleyen ve İYİ Parti üzerindeki siyasi baskının artmasında etkili aktörlerden biri olmuştu.

Ancak 2023 seçimlerinde CHP listelerinden TBMM'ye taşıdığı 10 milletvekilinden Serap Yazıcı ÖzbudunMustafa Nedim Yamalıİsa Mesih Şahin ve Hasan Ekici'nin daha sonra AK Parti'ye katılmasıyla, milletvekili transferi bakımından oransal olarak en fazla kayıp veren parti oldu.

Ispartalıların çok iyi bildiği “Hesapsız kasap ne bıçak bırakır ne masat" atasözü, planlamadan, önünü arkasını düşünmeden ve elindeki sermayeyi hesapsızca harcayarak iş yapan kişilerin uğrayacağı zararı çok net özetler. Sözde strateji dehası Davutoğlu'nun durumunu çok iyi anlatıyor olabilir mi?

Davutoğlu, siyasetten çekilme kararını kendi ifadeleriyle "kirlenen siyaset iklimi" ve ilkeli siyasetin zayıflamasıyla gerekçelendirse de, Ankara kulislerinde farklı değerlendirmeler yapılıyor.

AK Parti'nin milletvekili deposu!..

Muhafazakâr muhalefeti ortak bir çatı altında toplama hedefinin gerçekleşmemesi, Yeni Yol projesinin beklenen sonucu vermemesi, seçimlerde arzu edilen toplumsal karşılığın alınamaması, milletvekili transferleriyle partinin siyasi ağırlığını kaybetmesi ve teşkilatlarda yaşanan moral bozukluğu bu kararın arka planındaki başlıca etkenler arasında sayılıyor.

Ali Babacan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına bozuldu!..

Ayrıca Yeni Yol Grubu içinde cumhurbaşkanı adaylığı için Ali Babacan'ın isminin öne çıkarıldığı yönündeki söylentilerin Davutoğlu cephesinde rahatsızlık oluşturduğu, partinin finansmanında yaşanan sıkıntıların da teşkilatların faaliyetlerini olumsuz etkilediği konuşuluyor.

Partinin finansman sorunu iddiası gerçekçi değil!..

Partiyi yakından takip eden gazeteciler, Parti'nin maddi sıkıntı sorunu bulunmadığını belirtiyorlar. Haberlere bakılırsa haklılar. Neden mi? Çünkü Gelecek Partisi2025 yılında yeni bir genel merkez binasına taşındı ve açılışını yaptı. Parti, yeni binasının açılışını 11 Ekim 2025'te Ankara'nın Çankaya ilçesi Aşağı Öveçler Mahallesi1322. Cadde No: 44 adresinde düzenlenen törenle gerçekleştirdi. Açılışa Ahmet Davutoğlu'nun yanı sıra çok sayıda siyasetçi ve davetli katıldı.

Siyasi yorumcuların önemli bir bölümü, Gelecek Partisi'nin kamuoyunda beklenen karşılığı bulamadığını, geniş seçmen kitleleri nezdinde güçlü ve kalıcı bir siyasi kimlik oluşturmakta zorlandığını değerlendiriyor. Partinin söylem ve siyasetinin muhafazakâr-milliyetçi tabanda yeterli karşılık üretmediği yönündeki eleştiriler de bu tabloya ekleniyor.

Öte yandan, partinin tamamen feshedilmesi ihtimali, gözleri yeniden Ankara kulislerine çevirmiş durumda. Bu adımın, olası bir anayasa değişikliği için gerekli siyasi zeminin hazırlanmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası olup olmadığı sorusu gündemdeki yerini koruyor.

Davutoğlu'nun son dönemde özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve onun partisine karşı benimsediği uzlaşmacı siyasi dil ve attığı adımlar dikkatle izlendi.

Davutoğlu'nun istifası, partisini fesih kararı, Ankara'da yaşanabilecek olağanüstü gelişmelerden veya kapsamlı bir siyasi yeniden yapılanma sürecinden önceden haberdar olduğu yönündeki yorumları beraberinde getiriyor.

O Kerkük’ten değil Erbil’den yanaydı!..

Bazı eleştirilerde partinin söylem ve politikalarının muhafazakâr-milliyetçi tabandan ziyade Kürt seçmene hitap etmeye çalışan bir görüntü verdiği ileri sürülürken, Davutoğlu'nun Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne yaptığı temaslar da bu tartışmaların bir parçası olarak gündemden düşmedi.

Ahmet Davutoğlu'nun gerek Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlığı döneminde gerekse Gelecek Partisi Genel Başkanlığı sürecinde, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile kurduğu yakın ilişkiler ve Erbil'e gerçekleştirdiği ziyaretler kamuoyunda zaman zaman eleştirilere konu oldu.

Davutoğlu, özellikle Mesut Barzani ve IKBY yöneticileriyle enerji, güvenlik ve bölgesel iş birliği eksenli görüşmeler yürütürken, Kerkük'ün statüsüne ilişkin tartışmalarda Erbil yönetimiyle kurduğu yakın diyalog nedeniyle eleştirildi.

Bir dostum, Davutoğlu'nun partisinin finansman sorununu çözebilmek amacıyla Erbil'i yöneten Barzani ailesine yakın durmaya çalıştığını, hatta Gelecek Partisi'nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi adına lobi faaliyetleri üstlenmeyi teklif etmiş olabileceğini ileri sürmüştü. O gün bu değerlendirmeye, "Yok artık, bu kadarı da olmaz." diyerek karşı çıktığımı hatırlıyorum.

Ahmet Davutoğlu'nun Kerkük'e resmî bir ziyaret gerçekleştirdiğine dair Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde veya güvenilir kaynaklarda doğrulanmış bir kayda rastlanmıyor. Ama Irak Türkmenlerinin haklarını görmezlikten geldiğini söyleyenler çok.

Mesela 23 Haziran 2014'te Dışişleri Bakanı olarak ITC Başkanı Erşad Salihi ve beraberindeki heyetle Ankara'da görüştü. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısında, "Biz, Kerkük'ün Irak'ın bütün unsurlarının huzur içinde birlikte yaşadığı bir barış şehri olmasını istiyoruz." ifadelerini kullanmıştı.

Öte yandan Davutoğlu, çeşitli söyleşilerinde Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın Türkiye'ye PKK'ya karşı ortak operasyon yapılmasını teklif ettiğini, ancak bu öneriyi kabul etmediklerini ifade etmişti. Davutoğlu'na göre bu teklif, Esad yönetiminin kendi iç politik hesaplarının bir parçasıydı ve Türkiye açısından uygun görülmedi.

Geriye dönüp baktığımda, Ahmet Davutoğlu'nun neden Başbakanlık görevinden alındığını bugün çok daha iyi anlıyorum. Keşke onu ve benzer siyasal anlayışı temsil eden politik aktörleri, operasyonel bir kararlılıkla devre dışı bırakan, tasfiye eden Türk devlet aklı ve iradesi çok daha belirgin olsa!

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter:

YAZARIN DİĞER YAZILARI