Ömür Çelikdönmez yazdı;
Erken baskın seçimde büyük hesap! Kim kiminle yürüyecek?
Uzun süredir “2026 Türkiye Siyasi Ajandası ve Erken Seçim Senaryoları” başlıklı analiz üzerinde çalışıyorum. Riskli olduğu kadar zor bir konu… Okuyucuyu yönlendirmeden, nesnel bir bakış açısıyla isabetli değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Ancak önümüzdeki çok bilinmeyenli siyasi denklem, şimdilik çözümsüz görünüyor.
Parti ittifaklarından ziyade kamuoyunun ilgisini çekecek sürpriz bir aday ortaya çıkar mı? Örneğin Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, cumhurbaşkanı adaylığı için toplumun geniş kesimlerini memnun edecek bir isim üzerinde çalıştıklarını belirterek, “Biz öyle bir isim üzerinde çalışıyoruz ki açıkladığımızda 86 milyon insanımız ‘Oh be, işte aradığımız aday bu’ diyecek” ifadelerini kullanmıştı.
Adayın kimliğini neden açıklamadığı sorulduğunda ise siyasi ortamı eleştiren Arıkan, “Silivri’de nüfusun bir kişi daha artmaması için ismi şimdilik açıklamayalım. Adayımızın başına bir iş gelmesinden korkuyoruz” demişti.
Kamuoyundaki sıcak gelişmelere ve hararetli tartışmalara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın soğukkanlılığını koruması, onu yakından tanıyanlar açısından dikkat çekici. Çünkü onlara göre Erdoğan bir siyaset sihirbazıdır; Erdoğan, "bitti” demeden hiçbir mücadele bitmez.
Kafamda deli sorular: İkinci turda düğümü kim çözecek? Seçimin kaderini DEM Parti mi belirleyecek? Erken seçimin son perdesini Yavaş mı, Erdoğan mı kapatacak? Öcalan’ın seçim hamlesi Mansur Yavaş’ı durdurabilir mi? Seçim kararı alındığında er meydanına sürpriz bir aday çıkar mı? Daha bunun gibi pek çok soru…
Transferler, vaatler ve ittifaklar… Sandık göründü!..
Türkiye’nin iç politika gündemi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde planlanan bürokratik ve parlamenter revizyon çalışmaları, erken seçim tartışmaları ve muhalefet cephesindeki yeni ittifak arayışlarıyla hareketleniyor. Olası bir baskın seçimde ittifakların seçim barajına yönelik stratejileri ile Meclis’teki güncel sandalye dağılımı, seçim takviminin belirlenmesinde kritik rol oynayacak.
Siyasi transferler, hukuka uygunluğu tartışılan yargılamalar, “fol yok yumurta yokken” Cumhurbaşkanı adaylığını açıklamak gibi garabet çıkış yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, seçim ittifaklarının yeniden şekillenmesi ve emeklilere şimdiden 2027 yılı için zam vaatlerinde bulunulması, erken seçimin ayak sesleri.
"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"nde Parlamenter revizyon…
Ankara kulislerinde en çok konuşulanların başında MHP yönlendirmesiyle AK Partili kurmayların hazırladığı ve kamuoyuna sızan yeni anayasa taslağı var. Mevcut cumhurbaşkanlığı modelinin Meclis lehine güçlendirilmesini amaçlayan bu sistem revizyonu planına göre, bakanların yeniden milletvekilleri arasından atanabilmesinin önü açılıyor.
Yeni düzenlemede bakanların vekillik sıfatları ve görevleri korunacak ancak komisyonlarda ya da Genel Kurul'da oy hakları bulunmayacak. Ayrıca bakanlar, Meclis karşısında doğrudan hesap verir hale getirilerek ayda iki kez sözlü soru önergelerini yanıtlamak üzere Genel Kurul'da bulunmakla yükümlü kılınacak.
Sistemin işleyişini rahatlatmak amacıyla yapılacağı belirtilen en hayırlı düzenleme, beklenen verimi sağlayamayan bakan yardımcılıklarının kaldırılması olabilir Neden mi? Çok kısa değinelim.
Genellikle eski milletvekillerinin veya ikbal peşindeki bürokratların ahbap-çavuş ilişkileriyle yerleştirildiği bu kadroların yerine, eski idari yapının temel unsurlarından biri olan müsteşarlık sistemine dönülmesi ‘Ali Baba'nın çiftliği’ veya ‘Arpalık’ uygulamasını ortadan kaldırabilir. Ayrıca yeni düzenlemede Cumhurbaşkanı’nın bazı yürütme yetkilerinin Bakanlar Kuruluna devredilmesi söz konusu.
Şamil Tayyar'dan erken seçim ve "Üçüncü Yol" çıkışı!..
Siyaset arenasındaki bu sistem tartışmaları erken seçim iddialarıyla eş zamanlı olarak büyütülüyor. AK Parti eski Milletvekili gazeteci Şamil Tayyar, katıldığı canlı yayınlarda, siyasette son düzlüğe girildiğini vurguluyor.
Diğer siyaset ve ekonomi yazarlarına göre, iktidarın şu an üzerinde çalıştığı geniş kapsamlı esnaf borç yapılandırması, vergi cezası afları, sicil affı ve matrah artırımı gibi 8 büyük ekonomik dosyası, doğrudan bir "seçim ekonomisi hazırlığı"ndan başka bir şey değil.
Hiç şüphesiz bu hareketlilik anket şirketlerinin verilerine yansımış olup, son anketlerde AK Parti yüzde 34,9 ile liderliğini korurken Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti'nin yüzde 19,1 ile ikinci sıraya yerleşmesi alternatif ittifak arayışlarını tetiklemiştir.
CHP ile Mansur Yavaş arasında “Parti Kararı” krizi!..
Erken seçim senaryolarının merkezinde yer alan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, muhalefet blokundaki çok parçalı yapı içerisinde sanki kilit bir aktör. CHP Sözcüsü Müslim Sarı'nın, Mansur Yavaş'ın kurumsal ve siyasal kimlik olarak kesinlikle CHP içinde siyaset yapmaya devam edeceğine yönelik yaptığı açıklama tartışma konusu.
Kararsız ruhların idolü Mansur Yavaş…
Ankara Büyükşehir Belediyesinin söz konusu açıklamayı anında yalanlaması da dikkat çekici. Belediye, henüz netleşmiş bir seçim takvimi dahi yokken Yavaş’ın adının bu tür tartışmalara çekilmesini doğru bulmadığını ve bizzat kendisi tarafından açıklanmayan hiçbir karara itibar edilmemesi gerektiğini duyurdu. Bu tutumuyla Mansur Yavaş, Dante’nin ‘İlahi Komedya’sında ne iyilerin ne de kötülerin safında yer alabilen kararsız ruhları andırıyor.
Şamil Tayyar ve bazı siyasi analistler, Yavaş’ın şimdilik bilinçli bir “bekle-gör” politikası izlediğini ve sol blokla arasına mesafe koymaya çalıştığını öne sürüyor. Onlara göre Mansur Yavaş’ın kafasında kırk tilki dolaşıyor; kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor.
Zafer Partisi yeni ittifak arayışının mimarı…
Milliyetçi ve merkez sağ partiler arasındaki temaslar da bu senaryoyu güçlendirecek yeni bir boyut kazandığı söylenebilir. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın davetiyle 22 Ağustos’ta Ankara’da düzenlenen toplantıya BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz ve Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu katıldı.
Görüşmede Türkiye’nin siyasi gündemi ile gelecek döneme ilişkin gelişmeler değerlendirildi. Remzi Çayır, yeni bir ittifak ihtimalini doğrulayan ifadeler kullanırken Hüseyin Baş, toplantının doğrudan bir ittifak görüşmesi olarak nitelendirilmesine mesafeli yaklaştı. Ümit Özdağ ise görüşmeyi “faydalı bir istişare” olarak tanımlamakla yetindi.
Bu buluşma henüz resmî bir ittifakın kurulduğunu göstermese de milliyetçi ve merkez sağdaki dağınık yapıların ortak bir siyasi zemin aradığını ortaya koyuyor. İYİ Parti ve Anahtar Parti’nin masada bulunmaması, oluşumun şimdilik sınırlı kaldığını gösteriyor.
Gelecek Partiler Zafer Partisine dümen kırıyor!..
Başka gelişmeler de yaşanıyor. Siyasi faaliyetlerine son verilen Gelecek Partisi’nin İzmir kurucu il başkanı Onur Sivaslı’nın Zafer Partisi İzmir İl Başkanlığını ziyaret etmesi, iki partinin eski yöneticileri arasındaki temasların arttığı şeklinde yorumlanabilir. Ziyareti duyuran Zafer Partisi İzmir İl Başkanı M. Sinan Bezircilioğlu’nun, ailesi dört kuşaktır İzmir'de yasayan gazeteci Onur Sivaslı ile samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirtmesi, resmî bir katılımın habercisi olabilir.
Öte yandan bazı sosyal medya hesaplarında, Gelecek Partisi’nden Zafer Partisi’ne genel merkez düzeyinde toplu katılımlar olacağı ileri sürülüyor. Buna göre eski genel başkan yardımcıları, MYK üyeleri ve bazı il başkanlarından oluşan bir heyet, önümüzdeki günlerde Zafer Partisi’ne katılacak.
“Millet İttifakı” tarih oldu gözler “Üçüncü Yol”da!..
Ancak görüşmeler genişler ve Mansur Yavaş CHP’den bağımsız hareket etmeye karar verirse bu yapı, Yavaş’ın aradığı “Üçüncü Yol”un ilk halkasına dönüşebilir. Dolayısıyla Yavaş’ın bu partilerin kuracağı bir ittifakın adayı olacağı iddiası, mevcut durumda kesinleşmiş bir plan değil; gelişmekte olan temaslardan hareketle üretilmiş siyasi bir senaryodur.
Kasaba avukatlığından Cumhurbaşkanlığı adaylığına…
Bu senaryoya göre Mansur Yavaş, ilk aşamada siyasi hayatına bağımsız olarak devam etmeyi; ardından İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti ve diğer milliyetçi-merkez sağ partilerin oluşturacağı geniş bir ittifakın ortak cumhurbaşkanı adayı, diğer bir ifadeyle “çatı adayı” olmayı hedefliyor. MHP’nin böyle bir oluşuma katılması ise mevcut siyasi dengeler bakımından en belirsiz ve tartışmalı ihtimal olarak duruyor.
MHP'li seçmenler ve Mansur Yavaş birbirlerine aşina. Mansur Yavaş, siyasi kariyerine Milliyetçi Çalışma Partisi’nde başladı. 1985-1989 yılları arasında MÇP Beypazarı İlçe Başkanlığı yaptı. MÇP’nin 1993’te adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirmesinin ardından siyasi hayatını MHP’de sürdürdü.
Mansur Yavaş, Beypazarı Belediye Başkanlığına MHP’den seçildi. 1999 ve 2004 yerel seçimlerini kazanarak 1999-2009 yılları arasında iki dönem belediye başkanlığı yaptı.
Bununla birlikte Mansur Yavaş’ın, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde MHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu ve yüzde 27,3 oy alarak Melih Gökçek ile Murat Karayalçın’ın ardından üçüncü sırada yer aldığı unutulmamalı. Bir başka ifadeyle, MHP seçmeninin bir bölümü Mansur Yavaş’a sıcak bakabilir.
Yargıtay’ın Temmuz 2026 tarihli resmî verileri esas alındığında, MHP’nin de dâhil edildiği genişletilmiş milliyetçi blok 1,1 milyonu aşkın üyeye sahip bulunuyor. Ağustos 2026 anketlerinde bu partilerin toplam oy potansiyelinin yüzde 13,4 ile yüzde 28,4 arasında değiştiği öne sürülüyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun böyle bir formüle sıcak baktığı belirtilirken, İYİ Parti kanadının temel şartının, Yavaş’ın CHP’nin kurumsal kimliğinden tamamen sıyrılması olduğu iddia ediliyor.
Gelecek Partisi’nin resmen kapatılması ne anlama geliyor?
Milli Görüş camiasındaki bölünmüşlük halen devam ediyor. Bu fotoğrafa bakarak yorum yapılırsa muhafazakar ve dindar seçmen blokunda radikal bir birleşme ve sadeleşme süreci varla yok arası. Bazı partiler kapılarına kilit vurmak için gün sayıyor.
Mesela Ahmet Davutoğlu liderliğinde “Bir selam veririm, bütün Anadolu’yu ayağa kaldırırım” gibi komedi filmlerini aratmayan replikle 12 Aralık 2019’da kurulan Gelecek Partisi, 22 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirdiği olağanüstü kongre delegelerinin oylarıyla resmen feshedildi ve siyasi faaliyetlerine son verdi.
Ahmet Davutoğlu'nun aktif siyasete veda etmesiyle muhafazakar kanattaki dağınıklık büyük ölçüde azalmış olabilir mi? Çünkü Davutoğlu'nun kendisinin lider veya başkan olmayacağı hiç bir oluşuma prim vermediği konuşuluyordu. O çekildiğine göre birleşmeler önündeki engeller de ortadan kalkmaz mı?
Gelecek Partisinden kalan kadroların Ali Babacan liderliğindeki DEVA Partisi ile daha önce temelleri atılan "Yeni Yol Partisi" çatısı altında birleşme sürecini hızlandırdığı tahmin ediliyor.
Türkiye'nin resmi üye sayısı bazında en çok büyüyen 3. partisi konumundaki Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Mahmut Arıkan liderliğindeki Saadet Partisi de bu yeni yapılanmaya sıcak bakmaktadır.
Gelecek Partisi'nin denklemden çıkıp DEVA'nın dahil olmasıyla oluşan bu yeni muhafazakar blok, toplamda 1.2 milyonun üzerinde resmi üyeye ve anketlerde yüzde 3,5 ile yüzde 8,3 bandında bir oy oranına sahiptir.
Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan, İYİ Parti liderliğindeki sağ blok ile seçim ortaklığı kurmaya açık olduklarını ifade ederken, Mansur Yavaş'ın adaylığına da CHP ambleminden tamamen sıyrılıp sağ veya bağımsız ortak aday olması şartıyla yeşil ışık yakmıştır.
Hukuki kırılma, CHP ve Yeni Parti ekseni…
Tüm bu denklemde sol-sosyal demokrat seçmen tabanını ve ana muhalefet omurgasını ise CHP ile Özgür Özel liderliğindeki Yeni Parti temsil etmektedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin, Özgür Özel'in kazandığı CHP 38. Olağan Kurultayı hakkında Mayıs 2026'da verdiği "mutlak butlan" kararı, Özel'in genel başkanlık görevini düşürmüş ve partinin yönetimini hukuken yeniden eski yönetime (Kemal Kılıçdaroğlu ekibine) iade etmiştir.
Bu hukuki tasfiye operasyonuna karşı yasal bir savunma mekanizması geliştiren Özgür Özel, Lozan Antlaşması'nın yıl dönümü olan 24 Temmuz 2026'da kendisiyle birlikte hareket eden 91 milletvekiliyle CHP’den resmen istifa ederek Yeni Parti’yi (YP) kurmuştur.
Homo homini lupus est /İnsan insanın kurdudur!
Yeni Parti yönetimi ile CHP yönetimi arasındaki kıyasıya rekabet, çekişme, mücadele her neyse tam da bu sözü hatırlatıyor. Söz, ilk olarak Romalı komedya yazarı Plautus’un ‘Asinaria’ adlı eserinde geçer. Daha sonra İngiliz düşünür Thomas Hobbes tarafından insan doğasını ve çatışmayı açıklamak amacıyla kullanılarak meşhur edilmiştir.
Bu büyük kopuşla birlikte CHP, Meclis'teki ana muhalefet gücünü kaybederken, 91 vekilli Yeni Parti, TBMM'nin resmi ana muhalefet partisi konumuna yükselmesi, algı yanılmasıdır. Kimseyi kandıramazlar. Yok neymiş, “Yeni Parti, kısa sürede 400 bin üyeye ve geniş bir belediye ağına ulaşmış”mış. Bunların hepsi hikâye hepsi büyüklere masal.
Rakamlar ortada. CHP, 24 Temmuz 2026’daki bölünmeden önce anketlerde genel olarak yüzde 28–31 bandında görünüyordu. Tabanda ise bu oran yüzde 35’lerde görülüyordu. Parti CHP - Yeni Parti olarak bölündükten sonra oy oranı erimeye başladı. Son anketlerde ortalama CHP yüzde 9 Yeni Parti yüzde 19.1 civarında. Özgür Özel, gerçekten siyasete atıldığı partisini paramparça etti.
Ortanın solunda liderler kapışması!..
Geniş sağ veya merkez sağ ittifakın adayı olarak kurgulanan Mansur Yavaş'ı köşeye sıkıştıran asıl dinamik de Yeni Parti ve Ekrem İmamoğlu ortaklığıdır. Yeni Parti'nin kuruluşuna doğrudan lojistik ve siyasi destek veren İmamoğlu, yeni yapının cumhurbaşkanı adayı olmak üzere stratejisini netleştirmiştir. Yargılama surecinin belirsizliği ucu açık davalar, İmamoğlu'nun handikabları.
Kapalı kapılar arkasında hangi dolaplar dönüyor? Yeni Parti kurmayları, partinin gelecekteki tek doğal adayı olarak İmamoğlu'nu gördükleri için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı pasifize etme veya oyun planının dışına itme politikası izlediklerini daha net ifade etmeye başladılar. Çünkü kararsız ruhların idolü Mansur Yavaş’tan umutlarını kestiler. Yavaş'ın tavrı gelin ata binmiş ya nasip dercesine.
Olası bir erken seçim senaryosunda Yeni Parti, ilk tura Ekrem İmamoğlu'nun adaylığıyla girerek sol/seküler seçmen kitlesini konsolide etmeyi planlamaktadır. Bu planın Erdoğan'ın yeniden seçilmesinde başarılı misyon üstlenmesine şimdiden kesin gözüyle bakılabilir.
İkinci tur senaryolarında ise eğer yarış Erdoğan ile Mansur Yavaş arasında kalırsa, Yeni Parti ve İmamoğlu seçmeninin "Erdoğan'ın kaybetmesi" motivasyonuyla, milliyetçi geçmişine rağmen kerhen de olsa Mansur Yavaş'a destek vereceği değerlendirilmektedir.
Denklemde DEM Parti'nin konumu ve iki liderin etkisi…
Sağ, milliyetçi ve muhafazakar blokların kendi içlerinde geniş ittifaklar kurduğu, solun bir kısmının Yeni Parti ekseninde konsolide olduğu bu denklemde DEM Parti, tamamen bu yapıların dışında konumlanarak kendi kurduğu sol-sosyalist blok ile hareket ediyor.
Parti içindeki güç ve hiyerarşi dengelerinde Selahattin Demirtaş; meydanlardaki karizması, entelektüel duruşu, cezaevinde geçirdiği süre ve sivil siyasetteki popülaritesiyle kitleleri peşinden sürükleyen en önemli figür olarak öne çıkmıştır. Ancak hareketin kurumsal, ideolojik ve stratejik çizgisinde asıl belirleyici, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’dır; onun sözü esas ve öncelikli kabul edilir.
DEM Parti, olası bir erken seçimin ilk turuna kendi cumhurbaşkanı adayıyla girerek kurumsal gücünü ve seçmen tabanını sandıkta tescillemek isteyebilir. Bazı uzmanlar ise DEM Parti’nin aday dahi çıkarmak istemeyebileceği kanaatinde.
Parti yönetimi, bu stratejiyle hem pazarlık gücünü artırmayı hem de seçmen desteğinin başka bir muhalefet adayının hanesine doğrudan yazılmasını önlemeyi hedeflemektedir.
İlk turda alınacak oy oranı, DEM Parti’nin ikinci turdaki tutumunu ve diğer siyasi aktörlerle yürüteceği olası müzakerelerin çerçevesini belirleyecektir. Bu nedenle bağımsız aday tercihi, yalnızca sembolik bir çıkış değil, seçim sonrası dengeleri etkilemeye yönelik stratejik bir hamle olarak değerlendirilmektedir.
Nihai öngörü: Öcalan’ın belirleyici olduğu DEM Parti, ikinci turda kime oy verir?
Seçimin ikinci tura kalması durumunda, Abdullah Öcalan’ın belirleyici olduğu DEM Parti’nin izleyeceği stratejinin rasyonel bir siyasi matematiğe dayanacağı öngörülebilir. Meclis’te 467 oyla kabul edilen ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” (Çerçeve Yasa) kapsamında iktidarla doğrudan bir diyalog zemini ve belirli şartlara bağlı soruşturma erteleme mekanizması kurulmuştur.
Diğer taraftan DEM Parti, ideolojik geçmişi ve siyasi kırmızı çizgileri nedeniyle sağ ve milliyetçi blokun adayı olarak gördüğü Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı seçilmesini kendi varlığı açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirebilir.
Bu iki dinamik birlikte ele alındığında, Öcalan’ın yönlendirdiği DEM Parti’nin ikinci turda Mansur Yavaş’ın kazanmasını engellemek ve devletle yürütülen yasal diyalog zeminini korumak amacıyla tabanına “aktif boykot”, yani sandığa gitmeme çağrısı yapması ihtimal dâhilindedir.
Kürt seçmenin önemli bir bölümünün sandıktan çekilmesi, geçerli oyların dağılımını doğrudan değiştireceğinden Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesini kolaylaştıran en kısa ve etkili dolaylı yol olacaktır.
Dolayısıyla olası bir erken seçim ve ikinci tur senaryosunda Erdoğan’ın yeniden seçilme ihtimali, MHP’nin yasal süreci himaye eden devlet merkezli stratejik refleksleriyle yakından bağlantılıdır.
MHP’nin atacağı adımlar, Mansur Yavaş’ın milliyetçi seçmen üzerindeki çekim gücü ile iktidarın siyasi hamleleri arasında sıkışan Türk sağının geleceğini de belirleyecektir.
