Öncelikle Güney Kore konusunda ufuk açıcı izahları ve kıymetli malumatlarıyla katkı sunan İlme Destek Derneği (İLDES) ve Dünya İlme Destek Eğitim ve Araştırma Vakfı (DİDAV) Başkanı, araştırmacı ilim insanı Veli Kamiloğlu’na teşekkür ederim.
Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki siyasi ilişkiler, Türkiye'nin Kore Cumhuriyeti'ni 11 Ağustos 1949 tarihinde bağımsız bir devlet olarak tanımasıyla başladı. Kore Savaşı'nda omuz omuza verilen mücadele, iki ülke arasında bugün de devam eden güçlü dostluk ve kardeşlik bağlarının temelini oluşturdu.
Kore Savaşı’na katılan 16 ülke arasında asker sayısı bakımından dördüncü sırada yer alan Türkiye (21 binin üzerinde), savaşta en fazla şehit veren üçüncü; yaralı ve savaş esirleri dâhil en fazla kayıp veren dördüncü ülke olarak öne çıkar. Savaşta hayatını kaybeden 462 Türk askeri, Kore’nin Busan kentinde bulunan Birleşmiş Milletler Kore Anıtsal Mezarlığı’nda (UNMCK) defnedilmiştir. Kore halkı, Türkiye’yi “kardeş ülke” olarak nitelendirir.
Kore Savaşı’na katılan Türk Tugayı, savaşa iştirak eden askerî birlikler arasında öksüz ve yetim kalan Koreli çocuklar için okul inşa eden tek birlik olarak bilinir (Ankara Okulu). Bu katkı, Kore halkı tarafından günümüzde de hatırlanır.
İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1957 yılında resmen kurulmuştur. 2012 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükseltilen ilişkiler, üst düzey ziyaretlerle gelişimini sürdürür.
Türkiye ve Kore Cumhuriyeti; başta Birleşmiş Milletler (BM) ve G20 olmak üzere uluslararası kuruluşlarda yakın iş birliği içerisinde hareket eder. 2013 yılında oluşturulan MIKTA da iki ülkenin iş birliği yaptığı önemli platformlardan biri olarak kabul edilir. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Kore Ulusal Meclisi bünyesinde karşılıklı Parlamentolararası Dostluk Grupları teşkil edilmiştir.
Güney Kore’de yaşayan Türkler…
Güney Kore’de yaşayan Türk toplumu, sayıca büyük olmamakla birlikte iki ülke arasındaki tarihî dostluk nedeniyle görünür ve saygın bir konuma sahiptir. Açık kaynaklarda Güney Kore’deki Türk nüfusuna ilişkin güncel ve kesin bir rakam sınırlıdır.
Eski açık kaynaklarda Türk vatandaşlarının sayısı yaklaşık 1.000 kişi olarak verilirken, Güney Kore Adalet Bakanlığı verileri 2025 sonunda ülkedeki toplam yabancı nüfusun 2 milyon 783 bin 247 kişiye ulaştığını göstermektedir. Bu nedenle Güney Kore’deki Türk varlığı, genel yabancı nüfus içinde küçük fakat tarihî ve kültürel bağı güçlü bir topluluk olarak değerlendirilebilir.
Türk vatandaşları daha çok Seul ve çevresinde yoğunlaşmaktadır. Topluluk; öğrenciler, akademisyenler, iş insanları, Türk şirketlerinin temsilcileri, evlilik yoluyla Güney Kore’ye yerleşen aileler, diplomatik personel ve hizmet sektöründe çalışanlardan oluşmaktadır.
Türkiye’nin Seul Büyükelçiliği, Güney Kore’deki Türk vatandaşlarına konsolosluk hizmeti sunmakta; ayrıca eğitim, ticaret, askerî ataşelik ve sosyal işler alanlarında temsil birimleriyle faaliyet yürütmektedir. Büyükelçilik bünyesinde Sosyal İşler Müşavirliği / Din Hizmetleri Müşavirliği de yer almakta ve Diyanet bağlantılı hizmetler buradan takip edilmektedir.
Dinî ve kültürel faaliyetler bakımından en önemli merkezlerden biri Seul Merkez Camisidir.

Türkiye’nin Seul Büyükelçiliği ile Kore Müslüman Federasyonu’nun iş birliğiyle caminin yenileme ve çini-kaligrafi dekorasyon çalışmaları yürütülmüştür. Anadolu Ajansı’na göre caminin çini ve kaligrafi dekorasyonu Türkiye’nin desteğiyle tamamlanmış; Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcileri de bu süreçte yer almıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı açısından Güney Kore’deki kurumsal temasların önemli ayağı, Seul Din Hizmetleri Müşavirliğidir. 2020’de açılan müşavirlik ofisi sonrasında Diyanet ile Kore Müslüman Federasyonu arasındaki ilişkilerin güçlendiği belirtilmektedir. Seul Merkez Camisi’nin yenilenmesi, Türk çinileriyle süslenmesi ve dinî-kültürel faaliyetlerin desteklenmesi, Türkiye’nin Güney Kore’deki Müslüman toplulukla kurduğu bağın somut örnekleri arasında yer almaktadır.

Güney Kore’deki Türk toplumu yalnızca vatandaşlık bağıyla değil, Kore Savaşı’ndan gelen tarihî hafıza ile de özel bir konuma sahiptir. Türk Tugayı’nın Kore Savaşı’ndaki rolü, Suwon Ankara Okulu ve savaş sonrasında oluşan “kardeş ülke” algısı, bugün Güney Kore’de yaşayan Türklerin toplumsal kabulünde önemli bir arka plan oluşturmaktadır. Seul Merkez Camisi çevresindeki faaliyetler, Büyükelçilik çalışmaları ve kültürel temaslar, Türk toplumunun hem dinî hem sosyal dayanışma ağlarını canlı tutmaktadır.
Kore dizilerinin etkisinde Güney Kore'ye giden Türk gençleri…
Son yıllarda Güney Kore yapımı televizyon dizileri (K-Drama), K-Pop kültürü ve dijital yayın platformlarının etkisiyle Türkiye'de özellikle gençler arasında Güney Kore'ye yönelik ilgi önemli ölçüde artmıştır. Yapılan akademik çalışmalar, Kore dizilerinin Türk izleyicilerde Kore dilini öğrenme, Kore kültürünü tanıma ve ülkeyi ziyaret etme isteğini güçlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Bu ilginin doğal sonucu olarak bazı Türk gençleri, özellikle kadınlar; dil eğitimi, üniversite öğrenimi, turizm, kültürel değişim programları veya iş imkânları nedeniyle Güney Kore'ye gitmektedir. Bunun yanında sosyal medya platformlarında Kore'de yaşamı romantize eden içerikler de bu ilgiyi beslemektedir. Ancak Güney Kore'nin çalışma hayatı, yaşam maliyetleri, kültürel farklılıkları ve göç mevzuatı, dizilerde sunulan idealize edilmiş yaşamdan oldukça farklıdır. Özellikle Hallyu/Kore Dalgasına kapılıp Kore'ye giden genç kızların yaşadıkları trajik ve dramatik olaylar içler acısıdır.
Uzmanlar, K-Drama ve Hallyu (Kore Dalgası) etkisiyle oluşan kültürel hayranlığın, gerçek yaşam koşulları hakkında yeterli araştırma yapılmadan göç kararına dönüşmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Güney Kore'ye eğitim, çalışma veya evlilik amacıyla gitmeyi planlayanların, resmî kurumların bilgi ve yönlendirmelerini esas almaları; vize, oturum, çalışma izinleri ve sosyal yaşam konusunda önceden ayrıntılı bilgi edinmeleri önem taşımaktadır.
Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi (NIS)...
10 Haziran 1961'de Kore Cumhuriyeti, toplumu korumak, ulusal güvenliği sağlamak ve devletin çıkarlarını desteklemek amacıyla Kore Merkezi İstihbarat Teşkilatı (KCIA)'nı kurmuştur. Teşkilat, Ocak 1981'de Ulusal Güvenlik Planlama Ajansı (ANSP) adını almış, Ocak 1999'da ise bugünkü Ulusal İstihbarat Servisi (National Intelligence Service-NIS) adıyla yeniden yapılandırılmıştır.

NIS, Güney Kore'nin sivil dış istihbarat ve karşı istihbarat teşkilatı olup; başta Kuzey Kore kaynaklı askerî, siyasi ve siber tehditlerin izlenmesi olmak üzere teknoloji güvenliği, sanayi casusluğunun önlenmesi, terörizmle mücadele ve uluslararası istihbarat iş birliği alanlarında faaliyet göstermektedir.
Güney Kore İstihbaratı (NIS) ile ABD İstihbaratı arasındaki ilişkiler...
Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi (National Intelligence Service-NIS) ile ABD istihbarat topluluğu (özellikle CIA, DIA, NSA ve FBI) arasındaki iş birliği, 1953 Kore Ateşkes Anlaşması sonrasında kurulan ABD–Güney Kore güvenlik ittifakının en önemli unsurlarından biridir.
İki ülke arasındaki istihbarat iş birliği; Kuzey Kore'nin nükleer ve balistik füze programlarının izlenmesi, askerî hareketliliğin takibi, sinyal ve elektronik istihbarat (SIGINT), siber güvenlik, terörizmle mücadele, karşı casusluk ve teknoloji güvenliği gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır. NIS ile ABD istihbarat kuruluşları, gerçek zamanlı bilgi paylaşımı yapmakta, ortak analizler hazırlamakta ve düzenli koordinasyon mekanizmaları işletmektedir.
Ayrıca ABD'nin Güney Kore'de konuşlu United States Forces Korea (USFK) ile Combined Forces Command (CFC) bünyesinde oluşturulan müşterek istihbarat yapıları, iki ülke arasındaki askerî ve stratejik istihbarat iş birliğini daha da güçlendirmektedir. Bu ortaklık, Hint-Pasifik bölgesindeki güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi (NIS) ile ABD istihbarat kurumları arasındaki ilişki, ABD–Güney Kore güvenlik ittifakının doğal uzantısıdır. İş birliğinin merkezinde Kuzey Kore’nin nükleer programı, balistik füze faaliyetleri, siber saldırıları, askerî hareketliliği ve Rusya-Çin hattındaki temasları bulunmaktadır. ABD, uydu, sinyal istihbaratı ve askerî istihbarat kapasitesiyle Güney Kore’ye önemli veri sağlarken; Güney Kore de Kuzey Kore’ye dair insan istihbaratı, bölgesel analiz ve sahaya yakın değerlendirmelerle katkı sunmaktadır. Ancak bu ilişki tamamen sorunsuz değildir; zaman zaman hassas bilgilerin korunması ve paylaşımı konusunda gerilimler yaşanabilmektedir.
Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi’nin Türkiye faaliyetleri…
Açık kaynaklara göre NIS'in Türkiye'deki faaliyetleri, doğrudan operasyonel çalışmalardan ziyade diplomatik ve güvenlik iş birliği ekseninde şekillenmektedir. Bu kapsamda savunma sanayii, enerji, ileri teknoloji, altyapı yatırımları ve Orta Doğu güvenliği öne çıkan iş birliği alanlarıdır.

Nitekim 2026 Antalya Diplomasi Forumu'na katılan Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Diplomatik Strateji ve İstihbarattan Sorumlu Bakan Yardımcısı Jeong Yeon-doo, Türkiye ile Güney Kore arasındaki savunma sanayii, enerji ve teknoloji alanlarındaki stratejik iş birliğinin giderek güçlendiğini vurgulamıştır.
Bu temaslar, NIS'in Türkiye'de operasyon yürüttüğünü değil; Seul yönetiminin Türkiye'yi bölgesel güvenlik, diplomasi ve stratejik iş birliği açısından önemli bir ortak olarak değerlendirdiğini göstermektedir.
Güney Kore’nin Türkiye ile ilişkilerinde “istihbarat-diplomasi” hattı, klasik gizli operasyonlardan ziyade; güvenlik diplomasisi, savunma sanayii, bölgesel kriz takibi, teknoloji güvenliği ve çok taraflı platformlarda eşgüdüm başlıkları üzerinden şekillenmektedir. Seul yönetiminin, Türkiye’yi Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz, enerji güvenliği ve savunma sanayii bakımından önemli bir stratejik ortak olarak gördüğü anlaşılmaktadır.
Bu çerçevenin en somut göstergelerinden biri, Güney Kore Dışişleri Bakanlığı bünyesinde “Diplomatik Strateji ve İstihbarattan Sorumlu Bakan Yardımcısı” sıfatıyla görev yapan Jeong Yeon-doo’nun 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Diplomasi Forumu’na katılmasıdır. Yonhap’a göre Jeong’un Türkiye’deki foruma katılımı, Orta Doğu krizi, Asya-Pasifik güvenliği ve bölgesel gelişmeler hakkında üst düzey temaslar yürütme amacı taşımaktaydı.
Anadolu Ajansı’na konuşan Jeong Yeon-doo, Türkiye ile Güney Kore’nin savunma sanayii, enerji, teknoloji ve altyapı alanlarında iş birliğini güçlendirdiğini; iki ülkenin küresel güvenlik ve ekonomi alanında “sorumlu ortaklar” olduğunu ifade etmiştir. Jeong ayrıca Altay tankı projesini iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğinin başarılı örneklerinden biri olarak göstermiştir.
Türkiye-Güney Kore stratejik ortaklığının güvenlik boyutu yalnızca savunma sanayiinden ibaret değildir. İki ülke, terörizm, organize suçlar, mülteci hareketleri, nükleer silahsızlanma, enerji güvenliği, yapay zekâ, dijitalleşme ve ileri teknoloji alanlarında da iş birliğini geliştirme iradesi ortaya koymuştur. 2025 tarihli Türkiye-Güney Kore Stratejik Ortaklık Ortak Bildirisi’nde savunma sanayii, bilim-teknoloji, enerji güvenliği ve bölgesel barış başlıkları açık biçimde vurgulanmıştır.
Bu temaslar, Güney Kore açısından Türkiye’nin üç ayrı işlev taşıdığını göstermektedir: Birincisi, Türkiye Orta Doğu ve Karadeniz-Kafkasya hattındaki krizleri izlemek için diplomatik bir temas merkezidir. İkincisi, savunma sanayii ve ileri teknoloji alanlarında tamamlayıcı bir ortaktır.

Üçüncüsü, Türkiye; BM, G20 ve MIKTA gibi çok taraflı platformlarda Güney Kore ile ortak hareket edebilecek bölgesel ağırlığa sahip bir ülkedir. Hakan Fidan’ın 2026’daki Seul temaslarında da savunma sanayii, nükleer enerji, ulaştırma, ileri teknoloji, Asya-Pasifik ve Orta Doğu gelişmeleri gündeme gelmiştir.
Güney Kore’nin Türkiye ile istihbarat-diplomasi ve güvenlik temasları; doğrudan istihbarat operasyonlarından çok, stratejik bilgi paylaşımı, bölgesel kriz değerlendirmesi, savunma sanayii iş birliği, teknoloji güvenliği ve çok taraflı diplomasi zemininde okunmalıdır. Türkiye, Seul açısından yalnızca NATO üyesi bir ülke değil; aynı zamanda Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz ve Avrupa bağlantılı güvenlik denklemlerinde kilit bir temas ve değerlendirme merkezidir.
Kore Müslüman Federasyonu (KMF) ve Başkanı Dr. Hüseyin Kim Dong-eok…
Kore Müslüman Federasyonu (Korea Muslim Federation-KMF), Güney Kore'deki Müslüman toplumunun resmî çatı kuruluşu olup 1967 yılında kurulmuştur. Federasyon; camilerin yönetimi, imam yetiştirilmesi, dinî eğitim, hac ve umre organizasyonları, helal sertifikasyonu, İslami kültür faaliyetleri ve Müslüman topluluğun temsil edilmesi gibi alanlarda faaliyet göstermektedir. Ayrıca Güney Kore'de helal belgelendirme konusunda uluslararası tanınırlığa sahip en önemli kurumdur.

Federasyonun başkanlığını Dr. Hüseyin Kim Dong-eok yürütmektedir. Kim Dong-eok aynı zamanda KMF'ye bağlı Halal Advancement Institute of Korea (HAI Korea) başkanıdır. Uluslararası helal standartlarının geliştirilmesi, Güney Kore'nin helal gıda sektörünün büyütülmesi ve İslam dünyasıyla ekonomik ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi için çalışmalar yürütmektedir.

Dr. Kim, Türkiye ile yakın ilişkileri destekleyen isimlerden biri olup, Kore Savaşı sırasında Türk askerlerinin Kore'de bıraktığı tarihî mirası ve iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını çeşitli konuşmalarında sıkça vurgulamaktadır.
Türkiye'deki Güney Koreliler…
Türkiye'de yaşayan Güney Koreli (Kore Cumhuriyeti) vatandaşlarının sayısı resmi kayıtlara ve verilere göre 2 bin 600 ile 2 bin 700 civarındadır. Türkiye'de ikamet eden Güney Kore vatandaşları, ağırlıklı olarak ticari, diplomatik ve eğitim faaliyetleri nedeniyle büyükşehirlerde kümelenmiştir: Son yıllarda Türkiye ve Güney Kore arasında özellikle savunma sanayii (Altay tankı güç grubu projeleri, havacılık ve zırhlı araç sistemleri) ve büyük altyapı projeleri (kamu-özel işbirliği yatırımları) alanında ciddi bir mühendislik ve danışmanlık trafiği mevcuttur.
Ankara'daki TAI/TUSAŞ, ASELSAN gibi kurumlarla koordineli çalışan veya ilgili bakanlıklarla temas yürüten Güney Koreli teknik uzmanlar ve proje yöneticileri başkentte geçici veya kalıcı olarak ikamet etmektedir. Ankara Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi (Kayseri, ancak Ankara ile entegre) gibi köklü kurumlardaki Kore Dili bölümlerinde görev yapan yabancı öğretim görevlileri ve mübadil akademisyenler bulunmaktadır.
ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe gibi başkentin önde gelen üniversiteleri, Güney Kore'deki partner üniversitelerle yoğun bir öğrenci değişimi yürütür. Bu kapsamda Ankara'da eğitim gören kayda değer bir Güney Koreli genç nüfus mevcuttur.
İstanbul; özellikle çok uluslu şirketlerin merkezleri ve eğitim kurumları çevresinde en yoğun yaşadıkları şehirdir. Kocaeli; sanayi ve otomotiv yatırımları (örneğin Hyundai fabrikası ve tedarikçileri) nedeniyle yoğun bir Güney Koreli mühendis ve çalışan nüfusuna ev sahipliği yapar.
Ankara'da yaşayan Güney Koreliler…
Ankara ve İzmir ise diplomatik misyonlar, konsolosluklar ve üniversiteler ekseninde kısmi bir nüfus barındırmaktadır. Başkentteki Güney Koreli nüfusu nicelikten ziyade nitelik ve stratejik konum açısından öne çıkar. Güney Kore Büyükelçiliği ve Kültür Merkezi: Çankaya'da bulunan büyükelçilik personeli, askeri ataşelikler ve Kore Kültür Merkezi çalışanları ile aileleri, Ankara'daki topluluğun çekirdeğini oluşturur.
Kültür merkezi, şehirdeki sosyal ve kültürel etkinliklerin de ana üssüdür. Ankara'daki Güney Koreli vatandaşlar genel olarak diplomatik misyonlara ve elit çalışma alanlarına yakınlığı nedeniyle Çankaya (özellikle Gaziosmanpaşa, Kavaklıdere, Ayrancı, Çayyolu ve Ümitköy) bölgelerinde yoğunlaşmış durumdadır.
Ankara'da yaşayan Güney Koreli sayısının 200 ile 300 kişi arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu nüfusun neredeyse tamamını Çankaya bölgesinde yoğunlaşan büyükelçilik görevlileri, askeri ataşeler, Kore Kültür Merkezi çalışanları, misafir akademisyenler ve başkent üniversitelerinde eğitim gören değişim öğrencileri oluşturmaktadır.
Kore Kültür Merkezi hakkında…
Kore Kültür Merkezi, Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek amacıyla 13 Ekim 2011 tarihinde Ankara'da Kore Hükûmeti tarafından kurulmuştur. Merkez; sergi ve gösteri salonları, kütüphane, eğitim sınıfları, Taekwondo salonu ve kültürel etkinlik alanlarıyla ziyaretçilere Kore kültürünü tanıtmakta; sergiler, konserler, seminerler, film gösterimleri ve çeşitli kültürel programlar düzenlemektedir.
Korece, Kore mutfağı, Taekwondo, Hanbok, K-Pop, kaligrafi ve geleneksel Kore sanatlarına yönelik eğitimler veren Merkez, Türkiye genelinde üniversiteler, yerel yönetimler ve kültür kuruluşlarıyla iş birliği içinde faaliyet yürütmektedir. Ayrıca Sejong Hakdang (Korece Dil Enstitüsü) programları ile Korece eğitiminin yaygınlaşmasına katkı sağlamaktadır.
Kore Kültür Merkezi; Kore'de eğitim ve burs imkânları hakkında bilgilendirme yapmakta, kültürel değişim programlarını desteklemekte, K-Pop ve Kore festivalleri düzenlemekte, Taekwondo'nun yaygınlaştırılması için ilgili kurumlarla iş birliği yürütmektedir. Bunun yanında, Kore gazileri ve ailelerine yönelik sosyal sorumluluk faaliyetleriyle iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Kore Kültür Merkezi dışında, doğrudan dil eğitimine odaklanan ve Kore devletinin resmi kuruluşu olan Kral Sejong Enstitüsü şubeleri Türkiye'nin farklı büyükşehirlerinde (İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa) üniversiteler veya TÖMER bünyesinde faaliyet gösterir.
Güney Kore kökenli Moon Hareketi ve Türkiye’deki faaliyetleri…
Moon Tarikatı olarak bilinen Unification Church (Birleşme Kilisesi), resmi adıyla Family Federation for World Peace and Unification (FFWPU), Sun Myung Moon tarafından 1 Mayıs 1954'te Seoul'de kurulmuştur. Hareket, Hristiyanlık temelli yeni bir dini hareket olarak kendisini "dünya barışı, aile birliği ve ahlaki değerler" söylemiyle tanımlarken; toplu evlilik törenleri, uluslararası sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ve medya faaliyetleriyle tanınmaktadır.
Türkiye'de Unification Church'ın resmî ve yaygın bir dini yapılanması olup olmadığına dair net bir bilgi yok gibi. Bununla birlikte, harekete bağlı olduğu belirtilen bazı uluslararası kuruluşlar ve düşünce platformları aracılığıyla geçmişte konferanslar, dinler arası diyalog toplantıları, akademik etkinlikler ve barış temalı organizasyonlar düzenlendiği biliniyor.
İstihbarat servislerinin Soğuk Savaş Enstrümanı: Moon Tarikatı…
Güney Kore İstihbaratı (KCIA) ve ABD, Soğuk Savaş döneminde Moon Tarikatı'nı antikomünist ideoloji doğrultusunda stratejik bir enstrüman olarak destekleyip yönlendirmiştir. 1978 tarihli ABD Kongresi Fraser Raporu'na göre tarikat, KCIA kurucusu Kim Jong-pil tarafından Güney Kore askeri cuntasının çıkarlarını korumak ve Washington'da lobi faaliyetleri yürütmek amacıyla adeta siyasi bir araç olarak yapılandırılmıştır. Eş zamanlı olarak ABD, Asya'da komünizmin yayılmasını engelleme stratejisi kapsamında tarikatın küresel ağından yararlanmış; CIA ve Pentagon, tarikatın medya, finans ve silah sanayisi alanındaki büyümesine göz yumarak bunu örtülü operasyonlarda bir nüfuz alanı olarak kullanmıştır. Sonuç olarak Moon Tarikatı, her iki ülkenin istihbarat servislerinin ortak antikomünist ve küresel lobi hedefleri doğrultusunda organik bir iş birliğiyle büyüttüğü hibrit bir istihbarat ve operasyon projesi haline gelmiştir.
Türkiye’de Moon hareketiyle bağlantılı görünen yapılar ve isimler...
Türkiye’de Moon hareketinin görünür ayağı, daha çok Universal Peace Federation (UPF) ve Family Federation for World Peace and Unification (FFWPU) üzerinden yürümektedir. UPF, kendisini dinler arası diyalog, barış, aile ve BM hedefleri alanında çalışan uluslararası bir ağ olarak tanıtmaktadır.
Açık kaynaklarda UPF Türkiye Başkanı / FFWPU Türkiye Başkanı olarak Binod Paudel adı geçmektedir. 2023 İstanbul toplantısında UPF-Turkey başkanı olarak, 2024 İstanbul toplantısında ise FFWPU Türkiye Başkanı olarak anılmıştır.
2023’te İstanbul’daki UPF toplantısında şu isimler “Ambassador for Peace / Barış Elçisi” sertifikası alan kişiler olarak listelenmiştir: Prof. Dr. Feyza Başar, Dr. Furkan Övündür, Prof. Dr. Kemal Yıldırım, Prof. Dr. Ali Denizli ve Zuhal Mansfield. Bu kayıt, bu kişilerin Moon tarikatı mensubu olduğunu değil, UPF etkinliğinde “Barış Elçisi” unvanı aldığını gösterir.
Aynı toplantıda Jacques Marion UPF Avrupa ve Orta Doğu eş başkanı, David Fraser Harris UPF Orta Doğu genel sekreteri, Umberto Angelucci UPF Orta Doğu eş başkanı olarak geçmektedir. Ayrıca fotoğraf açıklamalarında Yoshihiro Yamazaki, Kadir Yücelbaş ve Tural Şahbazlı isimleri de yer almaktadır.
Akademik literatürde ise Prof. Dr. H. Ezber Bodur’un çalışması, Moonculuk hareketi ile Türkiye’deki bazı cemaat yapılanmaları arasında sosyolojik paralellikler kurmakta; özellikle Fetullah Gülen Cemaati ile karşılaştırmalı analiz yapmaktadır. Bu, doğrudan organik bağ iddiası değil, “benzer cemaat yapılanması” analizidir.
Türkiye’de açık kaynaklara yansıyan ana yapı UPF Türkiye / FFWPU Türkiye; öne çıkan isim ise Binod Paudel’dir. Diğer isimler, UPF etkinliklerinde konuşmacı, katılımcı veya “Barış Elçisi” olarak geçmektedir.
