Sandıkta Kimi Değil, Nasıl Bir Ülkeyi Seçiyoruz?
Her seçim, aslında bir lider seçimi değildir. Bir toplumun karakter seçimidir.
Çünkü sandığa yalnızca oy atmayız.
Korkularımızı, umutlarımızı ve çocuklarımızın yaşayacağı ülkeye dair hayalimizi de bırakırız.
Nörobilim, insan beyninin korkuyla hızla karar verdiğini; aklın ise zaman istediğini söylüyor.
Bu yüzden demokrasinin en büyük düşmanı yalnızca baskı değil, düşünmeye fırsat bırakmayan kutuplaşmadır.
Dünyanın güçlü demokrasalarına bakın.
İngiltere’de Churchill savaşı kazandı ama seçimi kaybetti.
Amerika’da başkanlar hukukun önüne çıktı.
Almanya, geleceğini geçmişiyle yüzleşerek kurdu.
Hiçbiri kusursuz değildi.
Ama hiçbiri eleştiriyi düşmanlık saymadı.
Bir ülkeyi güçlü yapan şey, aynı fikirde olması değildir.
Farklı fikirlerin aynı hukuk içinde yaşayabilmesidir.
Bu yüzden sandığa giderken sorulması gereken soru sadece “Kim kazansın?” değildir.
Şimdi kendimize o gerçek soruyu soralım! “Kime oy verirsem, yarın bana da hesap verebilir?”
Bizim buna ihtiyacımız var. Çünkü demokrasi; sevdiğin siyasetçiyi alkışlamak değil, gerektiğinde onu da eleştirebilmektir.
Partiler değişir. Liderler değişir. Ama hukuk, kurumlar ve toplumsal güven ayakta kalırsa devlet de ayakta kalır.
Bizim buna ihtiyacımız var.
İşin aslı bu; Sandıkta aslında bir isim değil…
Nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizi seçiyoruz!
Çünkü halk, kahraman istemiyor artık.
Refah ve Sulh istiyor..
Değişim ve iyileşmeye hazır mıyız?