Çerçeve Çizmek Başka, Çerçevenin İçini Sonradan Doldurmak Başka
Bir çerçeve düşünün…
Sınırları çizilmiş ama içi henüz tamamen doldurulmamış.
Şimdi kendimize basit ama önemli bir soru soralım:
Çerçevenin içini kim dolduracak?
Ve daha önemlisi…
Yarın o çerçevenin içine ne konulacağını bugün gerçekten biliyor muyuz?
“Çerçeve Yasa” olarak kamuoyunda tartışılan düzenleme,”Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla Meclis gündemine geldi.
İlk bakışta hepimizin isteyebileceği hedefler var:
Terörsüz Türkiye…
Toplumsal bütünleşme…
Milli dayanışma…
Kim terörün bitmesini istemez?
Kim çocuklarının silah sesleriyle değil, okul ziliyle büyümesini istemez?
Tam da bu nedenle, böylesine önemli bir hedefin arkasındaki hukuki düzenlemeyi daha dikkatli okumamız gerekiyor.
Çünkü iyi bir amaç, yönetimin ve yetkinin sorgulanmasını engellememeli.
Ben bu yazıda ne yasayı peşinen mahkum etmek istiyorum ne de destekleyenlerin bütün kaygıları görmezden geldiğini söylemek.
Tam tersine…
Herkesi dinleyelim.
Destekleyenler ne diyor?
Karşı çıkanlar neden karşı çıkıyor?
Kaygıları ne?
Endişeleri ne?
Ve en önemlisi, bizim vatandaş olarak sormamız gereken sorular neler?
Çünkü bir ülkenin geleceğini ilgilendiren bir yasa, yalnızca iktidarın değil, toplumun tamamının meselesidir.
Amaç ile Yöntem Aynı Şey Değildir
Yasayı savunanların temel yaklaşımı anlaşılır.
Terörün sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması için siyasi iradenin yanında hukuki bir zemine de ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.
Bu görüşe itiraz etmek kolay değil.
Elbette hukuki bir zemin gerekir.
Elbette terörün sona ermesi için atılacak adımların hukuk içinde tanımlanması gerekir.
Ama tam da burada başka bir soru ortaya çıkıyor:
Hukuki zemin oluştururken hukukun kendisini ne kadar açık ve güvenli kuruyoruz?
Çünkü amaç başka şeydir, yöntem başka.
İnsanlar terörün bitmesini ister ve aynı zamanda yasanın bazı maddelerinin daha açık yazılmasını da isteyebilir.
Toplumsal barışı savunabilir ve aynı zamanda Meclis denetiminin güçlü olmasını isteyebilir.
Silahların susmasını isteyebilir ve aynı zamanda devletin bütün işlemlerinin denetlenebilir olmasını savunabilirler.
Peki Muhalefet Neden Kaygılı?
Muhalefette tek bir görüş yok.
CHP cephesinden yapılan açıklamalarda temel yaklaşımın değişmediği, ancak yöntemin ve sürecin yanlış yürütüldüğü eleştirileri dile getirildi. Özgür Özel’in açıklamalarında da ortak çalışma yapılmadığı ve sürecin ruhuna uygun bir yöntem izlenmediği yönündeki itirazlar öne çıktı.
CHP’nin bazı temsilcileri ise çerçeve yasanın geciktiğini, ancak kapsamının yalnızca güvenlik meselesiyle sınırlı kalmayıp toplumsal barış, demokratikleşme ve hukuk alanındaki sorunları da içermesi gerektiğini savundu.
Toplumsal barış yalnızca terörün bitmesi midir?
Yoksa adalet, hukuk, demokrasi, ekonomik güven, eğitim ve toplumun kendisini her alanda güvende hissetmesi de bunun parçası mıdır?
“Çerçeve”
Bir kanun “çerçeve” olarak hazırlanıyorsa, doğal olarak ayrıntıların nerede ve nasıl belirleneceğini sormak hakkımızdır.
Çünkü kanun metninde bazı uygulama usul ve esaslarının ilgili bakanlıklar tarafından belirlenmesine ilişkin düzenlemeler bulunuyor.
10. Madde neden düşündürüyor?
Kanunun 10. Maddesinde, bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin, görevleri nedeniyle hukuki, idari ve cezai sorumluluğun doğmamasına ilişkin bir düzenleme yer alıyor.
Bir görevli kendisine verilen görevi yerine getiriyor.
Peki yanlış bir işlem yapılırsa?
Bir vatandaş mağdur olursa?
Bir hak ihlali yaşanırsa?
Bir uygulamanın hukuka aykırı olduğu iddia edilirse?
Sorumluluğun sınırı nerede?
Denetim mekanizması nasıl işleyecek?
Bu soruların sorulması terörün bitmesine karşı çıkmak değildir.
Tam tersine…
Devletin attığı her adımın hukuk içinde ve denetlenebilir olmasını istemektir.
Son madde ve o üç kelime
Gelelim 12. Maddeye.
Kanunun son maddesi: “Bu Kanun Hükümlerini Cumhurbaşkanı Yürütür.”
Bu cümleyi tek başına ele alıp “Cumhurbaşkanı istediği gibi kanunu değiştirir” demek doğru değildir.
Kanun değişikliği yine yasama sürecinden geçer.
Mesele, yürütme yetkisinin sınırlarının ne kadar açık olduğu. Denetimin nasıl yapılacağı. Bugün çizilen çerçevenin yarın hangi uygulamalarla doldurulacağı. Çünkü demokrasi, yönetenlerin iyi niyetine güvenmekten ibaret değildir.
Demokrasi, kötü niyetli birinin bile yetkisini kötüye kullanmasını zorlaştıracak kurallar koyabilmektir.
Bu yasaya çok daha sert karşı çıkanlar da var.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlemeyi çok daha kapsamlı bir siyasi dönüşümün parçası olarak değerlendiriyor ve özellikle af, PKK’nın geleceği ve Türkiye’nin üniter yapısı konusunda ciddi kaygılarını dile getiriyor.
Bu görüşe katılmak zorunda değiliz.
Ama demokrasinin gereği, hoşumuza gitmeyen görüşleri de duymaktır.
Çünkü karşı çıkanın kaygısını anlamadan “Neden karşı çıkıyor?” sorusuna cevap veremeyiz.
Destekleyenlerin gerekçesini anlamadan da “Neden destekliyor?” sorusuna cevap veremeyiz.
O halde gelin iki tarafın da söylediğini bir kenara yazalım.
Bir taraf diyor ki: “Terörün bitmesi için hukuki zemin gerekiyor.”
Diğer taraf diyor ki: “Bu hukuki zeminin sınırları ve sonuçları yeterince açık değil.”
Terörsüz bir Türkiye hepimizin dileği.
Barış hepimizin özlemi.
Ama kalıcı barışın yanında kalıcı hukuk da olmalı.
Güvenlik olmalı.
Adalet olmalı.
Şeffaflık olmalı.
Denetim olmalı.
Ve vatandaşın “Acaba?” diye sormasına gerek bırakmayacak kadar açık kurallar olmalı.
Çünkü barış için hukuk gerekir; hukukun güvencesi için de sınırları belli yetki.
Benim sorum çok basit: “Çerçeveyi çizdik. Peki içini kim dolduracak? Yarın o çerçevenin içine ne konulacağını bugün gerçekten biliyor muyuz?”
Çerçeve çizmek başka şeydir. Çerçevenin içini sonradan doldurmak başka…
Kaynaklar: Türkiye Büyük Millet Meclisi- Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ve Genel Kurul görüşmeleri
-Anadolu Ajansı- Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi yasalaştı,10 Ağustos 2026
-T24- Tarihi teklif,467 vekilin rekor oyuyla Meclisten geçti,10 Ağustos 2026
-Bianet- Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin tam metni,5 Ağustos 2026
-Yetkin Report- Meclis’e sunulan “Terörsüz Türkiye” Çerçeve Yasası Metni ve Gerekçesi,5 Ağustos 2026
-Cumhuriyet-Ümit Özdağ’ın “Çerçeve Yasa” hakkındaki açıklamaları,Ağustos 2026