Suç artmıyor, normalleşiyor
Suç, Normalleşiyor
Bir Ülke Çocuklarını Kaybediyorsa, Aslında Geleceğini Çoktan Kaybetmiştir.
Ekonomik sıkıntılar fırsat eşitsizliği, çocukları hayattan koparıp suça yaklaştırıyor. Asıl tehlike ise bunun artık sıradanlaşması. Ekonomideki enflasyonu yıllardır konuşuyoruz. Ama bugün asıl büyüyen şey fiyatlar değil; öfke, huzursuzluk ve suç. Sokakta yürürken hissettiğimiz tedirginlik, okullarda çocukların birbirine bakışındaki sertlik, sosyal medyada sıradanlaşan linç kültürü…
Bunların hiçbiri tesadüf değil. Bunlar yavaş yavaş değişen bir toplumun işaretleri. Ve artık bu değişimin adını koymak gerekiyor: Suç Enflasyonu.
Bir zamanlar çocukluk; oyunlarla, arkadaşlıklarla ve hayallerle anılırdı. Bugün ise bazı çocuklar için hayat çok daha erken başlıyor. Ama yanlış yerden. Çünkü hiçbir çocuk suça eğilimli doğmaz. Bir çocuk ya korunur… ya da şartlara bırakılır. Bugün birçok aile geçim derdinin içinde nefes almaya çalışıyor. Hayat pahalı, gelecek belirsiz, umut kırılgan.
Böyle bir ortamda çocuk sadece büyümez; aynı zamanda eksik büyür. Ve o eksiklik, zamanla başka şeylerle dolmaya başlar. Çünkü bir çocuğun hayatında boşluk varsa, o boşluk asla boş kalmaz.
Bugün suç çetelerinin içinde kendini ifade etmeye çalışan çocuklar, okullarda yaşanan akran zorbalığı da tam olarak bu boşluğun sonucudur.
Çocuklar, kendilerini güç üzerinden tanımlamaya başlıyor. Bir başkasını ezerek var olmaya çalışan bir dil gelişiyor. Ve zamanla bu dil, sadece okulda kalmıyor; topluma yayılıyor. En tehlikelisi ise bu davranışlar artık yadırganmıyor. Zorbalık ayıplanan bir şey olmaktan çıkıp, bir güç gösterisine dönüşüyor.
Oysa bir çocuğun hayatta bağ kurduğu yer sadece okul değildir. Kendini ifade edeceği, kendine yer bulacağı yerler var. Spor, sanat, müzik, sosyal alanlar ama birçok çocuk için bu kapılar kapalı. Çünkü aileler artık çocuklarını bu alanlara, etkinliklere yönlendirecek imkânı bulamıyor, çocukların beslenme çantasına bugün ne koysak da aç kalmasa diye düşünüyorlar.
Bu ülkede ‘imkânı olan’ da var ‘imkânı olmayan’ da var. İşte böyle bir ayrım yapılmamalı. Bütün bir yük ailelerin omuzlarına bırakılmamalı. Spor, sanat, sosyal alanlar ve etkinlikler birkaç çocuğun değil, ülkenin bütün çocuklarının hakkı olmalı.
Bütün bunların arkasında daha derin bir kırılma var. Ekonomik sıkıntılar sadece cebimizi değil, hayatın bütün dengelerini etkiliyor.
Üretimden kopmuş bir toplum, tüketim baskısı altında sıkışmış bir hayat, kırsaldan kopup şehirde tutunamayan insanlar…
Tarımın ve hayvancılığın geri plana itilmesiyle birlikte insanlar sadece işlerini değil, kimliklerini de kaybetti. Ve kimliksiz kalan birey, en hızlı kimliği nerede buluyorsa oraya yöneldi.
Bazen sokakta, bazen yanlış arkadaşlıklarda, bazen de suçun içinde…
Artık mesele sadece sokak da değil. Dijital dünya, bu süreci daha da görünmez ve daha da tehlikeli hale getirdi.
Çocuklar ekran karşısında büyürken; zorbalık, manipülasyon ve suç da aynı hızla büyüyor. Üstelik bu dünyada sınırlar belirsiz. Ne doğru tam belli ne yanlış. Ve çoğu zaman bir çocuk, yaptığı şeyin suç olduğunu bile bilmiyor.
Peki Ne Yapalım O Zaman?
Ne ceza ne yasak ne de daha fazla denetim hiçbiri değil. Çünkü karşımızdaki tehlike ‘suç meselesi’ değil karşımızdaki şey ‘sistem ve denge meselesi’ Aile nefes alamazsa, ailede huzur yoksa çocuk sağlıklı büyüyemez. Çocuk kendini ifade edemezse, yanlış yollar konuşmaya başlar. Toplum üretmezse, yönünü kaybeder. Bu yüzden çözüm parçalı değil, bütün olmalı. Ekonomik olarak güçlendirilen aileler, her çocuğa açık spor, sanat, sosyalleşeceği, eğleneceği merkezler, eşit eğitim sistemi, çocukların üstünde ağır baskı yaratan sınav stresinin kaldırılması, dijital rehberlik ve medya okuryazarlığı, üretime dayalı bir kalkınma planı.
Bunlar sağlanmadan atılan her adım, eksik kalacaktır.
Bir toplumun geleceğini anlamak için çocuklarına bakmak yeterlidir.
Eğer bir ülkede çocuklar öfkeyle, ilgisizlikle, açlıkla, korkuyla, yalnızlıkla büyüyorsa… Orada sorun bireysel değil, yapısaldır.
Ve bugün karşı karşıya olduğumuz gerçek şu:
Buna hem suç enflasyonu hem de bir yön değişimi diyebiliriz.
Ve eğer o yön şimdi düzeltilmezse, yarın çok daha ağır bir bedel ödenir. Bir ülke çocuklarını kaybediyorsa, aslında geleceğini çoktan kaybetmiştir.