Kahramanmaraş: Bir Olay Değil Bir Sonuç
Kahramanmaraş’ta gerçekleşen vahim ve üzücü olay sadece bir saldırı değil. Bu, uzun zamandır biriken, görmezden gelinen, üstü örtülen bir gerilimin dışa vurumu.
Çünkü bazı olaylar vardır; faili bir kişidir ama sebebi içinde bulunduğu iklimdir. Ve bazı patlamalar vardır; sesi bir şehirden gelir ama yankısı bütün ülkede duyulur.
Biz bugün bir saldırıyı konuşuyoruz. Ama aslında konuşmamız gereken şu: Peki biz bu noktaya nasıl geldik? Ve daha önemlisi…
Gençlerimiz bu noktaya nasıl geldi?
Neyin içinde büyüdü?
Neyin içinde sıkıştı?
İnsanların sabrı inceldi, tahammül eşiği düştü. Küçük tartışmalar büyüyor, aile içinde yaşanan gerilimler, ekonomik çıkmazlar, baskı, beklenti, çaresizlik dışarıda şiddete dönüşüyor. Ve bu dönüşümün tam ortasında, savrulan yine güzel ülkemin güzel çocukları, gençleri oluyor. Çünkü açlık, işsizlik, ekonomi, sağlıklı sosyal yaşamın olmayışı, gelecek kaygısı, güven kaybı, yalnızlık, kendini ifade edememek ve tüm bunların yanında adalet duygusunun zedelenmesi; işte o zaman yanlış sadece yanlış olmaktan çıkar; gerçeğe dönüşür.
Bugün konuştuğumuz olay, belki bir şehirde yaşandı ama asıl mesele, o olayın hangi şartlarda mümkün hale geldiğidir.
Çünkü mesele sadece bir saldırı değil. Mesele o saldırıyı mümkün kılan iklimdir. Ve eğer o iklim değişmezse, bugün konuştuğumuz olay yarın sadece bir istatistik olur.
Bu gençler bizim
Bu ülkenin geleceği, istatistiklerde değil, onların hayatında yazılıyor. Onları öfkeye, umutsuzluğa, suça iten şartları görmezden gelip, bütün suçu dizilere, sosyal medyaya veya şiddet içerikli oyunlara atıp üstünü kapatamazsınız.
Hiçbir genç, kader diye önüne konulan çaresizliği kabul etmek zorunda değil. Hiçbir genç sıkışmışlığın bedelini hayatıyla ya da bir ömür hapisle ödememeli.
Gençler hayal kurmalı
Kendini güvende hissetmeli
Geleceğe güvenle bakmalı
Emeğinin karşılığını alacağına inanmalı.
Bu topraklar gençlerine umutsuzluk değil, imkân borçludur.
Bu ülke bir ‘Cennet’ ise, o cennette gençlerin korkuyla değil, güvenle, üretimle, hayalle yaşaması gerekir.
AMA BİZİM GENÇLERİMİZ MUTSUZ
Biz, gençlerimizi nasıl koruyacağız?
Onları bu çaresizlikten nasıl çıkaracağız?
Biz sadece sonuçları konuşmaya devam edersek, yarın başka bir şehirde, başka bir öfke, başka bir hayatı hedef alacak. Yine şaşıracağız, üzüleceğiz ve sonra başka bir gündemle kendimizi tartışırken bulacağız. Yazık.
YORUMLAR
Konuya girmeden önce MELEK hanım size çok teşekkur edıyorum .Sıkı bir takipcınız olarak bugunkü konu aldıhınız gençler yazısını okurken göz yaşlarıma hakıp olamadım.Evet çok güzel bi soru ne oldukı gençler bu hale geldi...Acaba gençlere verılen 18 yaş özgürlüğümü,sınırsız sosyal medya canavarımı, yoksa okuöamaları için önleri kapatılan imkanlarmı,cok tartışılacak konu var evet ama boş.Laikleşmek adı altında çocuklarımız Allahı merhameti vucdanı ve hayal kurmayı unutup bi canavara dönüştüler...Aalunda bunlar birer proje birer soykırım...Burda susmak yerine yetklilere olan endşe ve korkularımızı iletmemiz lazım.Ve tüm yetkililer gençlerimiz için düğmeye basması sart yoksa sizin dediginiz gibi istatisliklerı konusmak zorunda kalırız.... Bu hassas konuları kaleme döktüğünüz için size cok teşekkur edıyor ve bu hassasıyetı devam ettırmenızı temenını edıyoruz....