Huzursuzluk Enflasyonu: Sessiz Çöküşün İçindeyiz

03 Nis 2026 - 18:11 YAYINLANMA

Eskiden huzursuzluk bir histi. Şimdi bir yaşam biçimi. Sokakta yürürken tedirginlik, evde otururken sıkışmışlık, geleceği düşünürken tarif edilemeyen bir kaygı… Adını koyamıyoruz belki ama hepimiz aynı duygunun içindeyiz: Yavaş yavaş çözülen bir toplumun içinde yaşıyoruz.

Bu sadece ekonomik bir kriz değil. Bu, hayatın bütün dengelerinin bozulduğu bir süreç.

Geçim zorlaştıkça insanlar değişir. Önce sabır azalır sonra tahammül en sonunda da vicdan…

Fransız sosyolog Emile Durkheim buna ‘anomi’ diyordu. Yani kuralların, değerlerin, sınırların bulanıklaştığı bir durum.

İnsanların neyin doğru neyin yanlış olduğunu kestiremediği bir boşluk…

Bugün tam olarak bunun içindeyiz. Çünkü artık mesele sadece ‘geçinememek’ değil. Mesele, hayata tutunamamak.

Nobel ödüllü ekonomist Gary Becker bir gerçeği çok net ortaya koyuyor. Becker: ‘Suç çoğu zaman bir karakter meselesi değil, bir maliyet hesabıdır’ diyor.

İnsan, seçenekleri daraldıkça hesap yapmaya başlar. Doğru ile yanlış arasında değil… Katlanabileceği bedeller arasında.

Enflasyon arttıkça, maliyetler katlandıkça, hayat pahalanınca ‘ay sonunu getirmek’ değil mesele hayatta kalmaktır.

Aileler sıkıştıkça, çaresizlik evin içine çöker. Bir annenin gözündeki kaygı, bir babanın sessizliği, bir çocuğun erken büyüyen öfkesi…

Hepsi aynı hikâyenin parçalarıdır. Ve o hikâyede bazen yanlış, doğrudan daha ulaşılabilir hale gelir. İşte o an suç bir tercih olmaktan çıkar, bir çıkış yolu gibi görünmeye başlar.

Türkiye İstatistik Kurumu verileri özellikle gençler arasında suça sürüklenmenin arttığını söylüyor. Ama bu bir istatistik değil. Bu, geleceğin yavaş yavaş elimizden kaymasıdır.

Daha da ürkütücü olan bu değişimi artık yadırgamıyoruz. Neredeyse hemen hemen her gün haberlerde üzülerek izliyoruz. Alışıyoruz.

UNICEF raporları ekonomik baskı altındaki toplumlarda çocukların şiddetle daha erken tanıştığını söylüyor. Yani mesele sadece bugünü değil… Biz aslında geleceği de kaybediyoruz.

Sosyolog Zygmunt Bauman modern dünyayı ‘akışkan’ olarak tanımlıyordu. Hiçbir şey sabit değil diyordu… İlişkiler, değerler, hatta doğrular bile. Belki de bu yüzden artık suç da değişti.

Sokaklardan ekranlara taşındı. Sesiz, iz bırakmadan, görünmeden… Ama etkisi eskisinden daha derin. Biz ekonomiyi tabii ki konuşuyoruz oysa bu bir toplum meselesi, bir ahlak meselesi, bir gelecek meselesi.

Bugün yaşadığımız şey enflasyon değil sadece…Huzursuzluğun da enflasyonu var artık. Ve bu huzursuzluğa alışıyoruz.

Alıştığımız şey ise zamanla kaderimiz oluyor.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: