Kalemin Değil Ruhun Yazdığı Sanat
Japon Kaligrafi Ustası Takahasi Hiroyuki
(Bir Shodō deneyimi üzerine notlar)
Bugün Japon kaligrafi ustası Takahasi Hiroyuki’ nin Shodō etkinliğine katıldım.
Salona girerken güzel yazılar göreceğimi düşünüyordum. Ama oradan çıkarken aslında bir sanatın değil, bir ruh disiplininin işine tanıklık ettiğimi fark ettim.
Usta konuşmasına yazıyla değil, fırçayla başladı.
Önce fırçaları tanıttı…
Sonra kâğıdı…
Mürekkebi…
Ve hepsinin birbirleriyle olan uyumunu…
Ama anlattığı şey sadece teknik değildi. “Doğru tutuş”, “doğru açı” ya da “iyi çizgi” anlatmıyordu sadece. Bunları hissederek yapmak gerektiğini söylüyordu.
Konuşurken sesinde garip bir huzur vardı. Bilgelik, sabır ve sevgi aynı cümlede buluşuyordu sanki. Bazı insanlar bağırmadan da etkileyebilir insanı. O da öyleydi.
Türkiye’ye ilk kez 10 yıl önce gelmiş. Sonra her yıl yeniden gelmeye başlamış. Türklerin ona sürekli “Kaç yaşındasınız?” diye sorduğunu söylerken gülümseyerek anlattı bunu. Ama en çok söylediği cümlelerden biri salonda iz bıraktı: “Ne zaman yürüyüşe çıksam beni çaya davet ediyorlar…”
Bir Japon ustasının gözünden bu ülkenin sıcaklığını duymak güzeldi. Belki de bazen bizim sıradan gördüğümüz şeyler, başka kültürlerde hala insanlığın en değerli tarafı olarak görülüyor.
Daha sonra eline fırçayı aldı.
Fırçayı nasıl tutmak gerektiğini gösterdi. Mürekkebin kâğıda nasıl değmesi gerektiğini … Bir çizginin aceleyle değil, nefesle atılması gerektiğini…
Ve sonra salon sessizleşti.
Herkesin önünde önceden hazırlanıp konulmuş kâğıt, mürekkep ve fırça vardı. İnsanlar ustayı dikkatle izleyip onun gösterdiği hareketleri yapmaya çalıştı. Usta ise tek tek dolaşıp herkesle ilgilendi. Bir öğretmenden çok, sabrı öğreten biri gibiydi.
O an şunu düşündüm:
Bizler artık yazıyı hız için kullanıyoruz. Mesaj yazıyoruz… Silip yeniden yazıyoruz… Kelimeleri tüketiyoruz…
Ama onlar yüzyıllardır bir harfin içine ruh koymaya çalışıyorlar.
Belki de bu yüzden Shodō sadece bir yazı sanatı değil. İnsanın kendi iç sesini susturup, elini ve ruhunu aynı çizgide buluşturma biçimi.
Oysa gerçek başarı bazen daha fazla şeye sahip olmak değil; elindeki işe ruhunu koyabilmekte saklıdır.
Hangi işi yapıyorsak… Sabırla, özenle ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak.
Bugün o salonda insanlar sadece Japon kaligrafisi yapmadı. Bir süreliğine yavaşlamayı denedi. Sessizliği dinledi. Sabretmeyi hissetti.
Ve belki de en önemlisi…
Kalemin değil, ruhun yazdığı bir sanatla tanıştı.