Hatasız Lider Olmaz
Spartaküs’ten Julius Caesar’a, Jeanne d’Arc’tan Gandi’ye, Lincoln’den Gorbaçov’a uzanan tarihsel örneklerle şekillenen bu kitap; liderlerin yalnızca güçleriyle değil, zaaflarıyla da tarihin akışını belirlediğini gösteriyor.
Hatasız Lider Olmaz, liderliği kusursuzluk miti üzerinden değil, insanî bir olgu olarak ele alıyor. Hataların inkâr edilmediği; aksine kabul edilerek öğrenme ve gelişim alanına dönüştürüldüğü bir yaklaşım sunuyor.

Çağlar Çabuk, kitabın çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor:
“Liderlik, hata yapmayan insanların değil; hatasını fark eden, onun sorumluluğunu alan ve dönüşebilen insanların yolculuğudur.”
Genellikle liderler, başarılarıyla anılır. Yaşadıkları çağın ve toplumun ötesinde, neredeyse efsanevi figürler gibi sunulurlar.
Oysa asıl mesele tam da burada başlar.
Peki, şu soruları sormaya ne dersiniz?
* Spartaküs başarılı olsaydı, köleliği gerçekten ortadan kaldırabilir miydi; yoksa Romalılar mı kölelerin kölesi olurdu?
* John F. Kennedy ABD’nin en demokrat ve barışsever başkanlarından biri olarak anılıyorsa, Küba’daki başarısız Domuzlar Körfezi çıkartmasını kim örgütledi? ABD’nin Vietnam’da ne işi vardı?
* Marx ve Engels bugün yaşıyor olsalardı, Putin, Trump ve Erdoğan’ı nasıl değerlendirirdi?
* Bu üç isim sizce “lider” mi; değilse ne?
Hatasız Lider Olmaz tam da bu noktada kıymetleniyor:
* Lideri putlaştırmıyor
* Hataları bir skandal değil, öğrenme alanı olarak ele alıyor
* Okuru “kime tapmalıyım?” sorusundan çıkarıp
“neyi ölçmeliyim?” sorusuna getiriyor
Ve belki de en rahatsız edici, ama en dürüst cümle şurada yankılanıyor:
Liderleri konuşurken, aslında kendimizi nasıl yönetilmek istediğimizi ele veriyoruz.