Aşk asla bu cümleyle başlamaz
“Bana biraz kendinden bahseder misin?”
Bu soru masum görünür. Hatta iletişime açıklığın işareti gibi sunulur.
Oysa modern ilişki kültürünün en rafine hız kodlarından biridir.
Kendinden bahset.
Özet geç.
Kim olduğunu başlıklar halinde anlat.
Hayatını maddelere indir.
Çünkü çağımız, insanı deneyimleyerek değil; veri toplayarak tanımaya alıştı.
Fast-food kültürü yalnızca yeme alışkanlıklarımızı değil, ilişki biçimlerimizi de dönüştürdü.
Beklemeye tahammülümüz azaldı.
Belirsizliğe sabrımız inceldi.
Süreçle bağ kurmak yerine sonucu garanti etmeye yöneldik.
İlişkiler artık sözleşme diliyle başlıyor:
Ne sunuyorsun?
Ne kadar sürecek?
Duygusal yatırımın getirisi ne olacak?
Bu yaklaşım, aşkı deneyim olmaktan çıkarıp performansa dönüştürüyor.
İnsanlar kendilerini anlatmıyor; kendilerini konumlandırıyor.
Tanımıyor; değerlendiriyor.
“Sen farklısın.”
“İçindeki çocuğu gördüm.”
Bu tür cümleler derinlik izlenimi üretir.
Çoğu zaman kültürel olarak öğrenilmiş etki teknikleridir.
Ezberlenmiş yakınlık biçimleri…
Derinlik taklidi yapan yüzeysellikler.
Modern flört dili, samimiyet değil, etki üretmeye odaklı.
Bir insanı gerçekten tanımak, yalnızca anlattıklarını dinlemekle olmaz.
Arkadaşlarını, ailesini, hayata bakışını adım adım görmeyi ister.
Tanımak sadece veriyle değil, zamanla derinleşir.
Zaman ister.
Gözlem ister.
Bağlam ister.
Birlikte susmayı, birlikte beklemeyi, birlikte yanılmayı ister.
O kişinin kim olduğu, yalnızca anlattıklarında değil; söyledikleriyle davranışları arasındaki tutarlılıkta görünür. Anlattıkları bir çerçeve sunar. Karakter ise kriz anında nasıl davrandığında, beklerken nasıl sabrettiğinde ve gücü eline aldığında nasıl konumlandığında ortaya çıkar.
Aşk planlanmaz.
Stratejik olarak başlatılmaz.
Kendini bir özgeçmiş gibi anlatmakla doğmaz.
Aşk, hesaplanarak üretilebilen bir duygu değildir; süreç içinde gelişen karşılıklı etkileşimin sonucudur.
Ve o süreçteki fark ediş, bir soruyla değil, etkileşimle başlar.
“Acaba olur mu?” diye hesap yapmazsınız.
Olduğunu anlarsınız.
Ve emin olun:
Aşk asla “Bana biraz kendinden bahseder misin?” cümlesiyle başlamaz; o cümlenin ötesinde başlar.