40’tan Sonra Kadın Neyi Seçer?

17 Şub 2026 - 17:53 YAYINLANMA

“Ben kendi hayatımı taşıyorum. Bir ilişki beni zayıflatmamalı.” 

40’tan sonra bir kadın erkek  seçerken yaş sormaz.
Takvimle ilgilenmez.
Doğum yılına bakmaz.

Baktığı şey:
Bu adam kendi hayatını taşıyabiliyor mu?

Hayatını toparlamış bir kadının en büyük lüksü, artık kimseyi toparlamak zorunda olmamasıdır.
Bu noktada mesele aşkın varlığı değil, yük paylaşımının adaletidir.

Güçlü duran bir erkek; yüksek sesle konuşan değil, duygusunu regüle edebilen erkektir.
Öfkesini, kıskançlığını, geçmiş kırgınlıklarını kadının omzuna bırakan değil; hâlâ olgunlaşmamış yanlarını tanıyan ve onlarla yüzleşmiş olandır.
Birlikteyken “yaslanılacak biri” olmaktan kaçınmayan, ama yaslanmaya muhtaç hale de gelmeyen…

Hayatını belli bir düzene koymuş kadın,
duygusal olarak dağınık bir yetişkine yaslanamaz.
Bu bir yargı değildir.
Bu bir üstünlük iddiası hiç değil.

Bu sadece uyum filtresidir.

Kadın 40’tan sonra şunu sorar:
“Bu adam benim hayatıma ekleyecek mi, yoksa enerjimden mi yiyecek?”

Ve işte bu yüzden yaş aralığı anlamsızlaşır.
40 mı, 45 mi, 50 mi…
Önemli olan şu eşiktir:
Kendi hayatının yetişkini olabilmiş mi?

Kadın bu yaşlarda artık erkeği ‘potansiyeliyle’ sevmez. Gerçekliğiyle sever. Bugünkü haliyle.

Çünkü kendisi de artık “bir gün olur / değişir” diye yaşamıyordur.
Değişmiştir.
Toparlanmıştır.
Olmuştur.
Duygusunu tanımış, sınırlarını kurmuştur.

Ve işte tam burada,
bir ilişki romantik bir arzu olmaktan çıkar,
eşlik meselesine dönüşür.

Kadın artık bir omuz aramaz.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: