Dünyada Gördüğüm Şey, Kendime İzin Verdiklerimdir
Uzun zamandır şunu fark ediyorum: sende farkediyormusun ?
Dünya bana ne gösteriyorsa, aslında kendimle ilgili bir şeyi açığa çıkarıyor. Gördüğüm manzara bazen sert, bazen yumuşak, bazen de şaşırtıcı derecede şefkatli. Ama artık biliyorum ki bu değişim dünyanın değil, benim içimde neye izin verdiğimin bir sonucu.
Bir zamanlar dünyayı daha çok savunma hâliyle izliyordum. İnsanlar yanlış yapıyordu, sistemler adaletsizdi, ilişkiler hayal kırıklığı doluydu. Haklıydım belki, ama huzurlu değildim. Sonra yavaş yavaş şunu görmeye başladım: Sürekli bir “tehdit algısı” ile baktığım sürece, dünya bana tam da bunu kanıtlamaya devam ediyordu. Çünkü ben içimde sevilmenin, korunmanın, desteklenmenin mümkün olduğuna tam olarak inanmıyordum.
Koşulsuz sevgiyle ilk gerçek karşılaşmam, onu başkasına vermeye çalışırken değil, kendime vermekten kaçtığımı fark ettiğim anda oldu. Meğer ben sevgiyi hep şartlara bağlamışım: Daha iyi olursam, daha az hata yaparsam, daha güçlü durursam… Oysa koşulsuz sevgi, pazarlık yapmaz. “Böyleysen severim” demez. Sadece vardır.
Mesih bilinci dediğimiz şey, benim için artık ulaşılamaz bir yücelik ya da mistik bir mertebe değil. Mesih bilinci, suçlamayan bir bakıştır. Kendini de başkasını da mahkûm etmeyen bir farkındalıktır. “Sen yanlışsın” yerine “Sen şu an korkuyorsun” diyebilmektir. Ve daha da önemlisi, aynı cümleyi kendine de kurabilmektir.
Dünya bana başka görünüyor artık. Çünkü ben kendime karşı daha yumuşağım. Hatalarımı bir kimlik meselesi yapmıyorum artık. Yanıldığımda, bunun sevgiye layık olmadığım anlamına gelmediğini biliyorum. Bu bilginin içimde yerleşmesiyle birlikte, insanlar da bana daha az tehditkâr görünmeye başladı. Sanki herkes, kendi korkusunu benim yüzümden bana anlatıyormuş gibi.
Şunu çok net söyleyebilirim: Dünya değişmedi, ben değiştim. Daha doğrusu, içimdeki sevgiyi saklamaktan vazgeçtim. Sevinci ertelemeyi, huzuru geleceğe taşımayı bıraktım. Mesih bilinci dediğimiz şey, bana göre tam olarak bu: Şimdi ve burada, sevginin yokluğunu değil, varlığını temel almak.
Bu bakış açısı hayatı “kolay” yapmıyor belki, ama gerçek kılıyor. Acıyı inkâr etmiyorum, adaletsizliği yok saymıyorum. Ama bunları kimliğim hâline de getirmiyorum. Koşulsuz sevgi, olan biteni romantizme etmek değildir; olan bitene rağmen içsel bütünlüğü koruyabilmektir.
Bugün dünyaya baktığımda şunu soruyorum kendime: “Şu an neyi görmeye hazırım?” Çünkü biliyorum ki dünya, bana kendi içimde kabul ettiklerimi göstermekten başka bir şey yapmıyor. Ve eğer ben sevgiye biraz daha yer açarsam, dünya da bunu bana göstermekten geri durmuyor.
Mesih bilinci tam olarak budur: Dünyayı kurtarmaya çalışmadan önce, sevinci ve sevgiyi kendi içinde ev sahibi yapmak. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.
Herkese kalpten sevgilerimle