Yeni Dünya Düzeni
Yeni bir dünya düzenine doğru emin adımlarla ilerliyoruz. 2030 yılını "BİG RESET" olarak belirleyen Dünya Ekonomik Forumu için bizleri nelerin beklediği hususunda çok şeffaf bir görüntü verilmemekte. Dünya insanlığının bir nevi mahkum hayatına terk edileceği, şirketokrasi denilen kavramla dünyayı büyük şirketlerin yöneteceği(Blockrock gibi), tek tipleşmişm insan modeliyle dünyanın her yerinde yaşayan insanların aynı şeyleri tükettiği, haz duyduğu, nefret söylemlerinin benzeştiği bir dünya adım adım bizlere yaklaşmakta. Pandemi süresince insanları eve kapatabilen, korku ortamıyla istediklerini yaptırabilen, her geçen gün insanoğlunu bireyselleştirerek birlikte hareket etme duygusundan uzaklaştıran küresel bir üst yapının kontrolü altındayız.
Ülkelerde yapılan siyasi seçimlerin demokrasi süreci adı altında halkın kandırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Şirketokrasi adı verdiğimiz Çok Uluslu Şirket yapıları kendilerine hedef pazar olarak ülkeleri seçmekte, yöneticileri ile anlaşarak sömürge sürecine tabi tutmakta, yönetim ile anlaşamadığı taktirde askeri darbe veya NATO silahını kullanarak istediği yönetimi dizayn etmede mahir gözüküyorlar. Son 20 yıl içinde Afrika’da yaşadığımız askeri darbeler, Nato’nun düzenlediği Libya operasyonu bunlara örnek olarak verilebilir.
1960’lı yıllarda ABD ordusunun iç yazışmalarında kullandığı internetin 1995 yılında hayatımıza girerek şekillendirip hakim olacağını kimse düşünemezdi. Google aramaları ile masumca eğittiğimiz yapay zekaya bulunmaz bir büyük veriyi sunmuş olduk. 2010 yılından itibaren sosyal medya platformlarının insanı narsizmin nirvanasına ulaştıran, aileye dair tüm sırların ifşa edildiği, ahlaki değerleri zayıflatan bir ortamı hazırladığı ortadadır. Artık dünyamızı yapay zeka enstrümanları sarmış durumda. Sorduğumuz sorulara saniyeler içinde yanıt veren, soru hazırlayan, kitap yazan, web sitesi hazırlayan, yüksek Lisans ve doktora öğrencilerine tez yazan bir yapı ile karşı karşıyayız. İnsanoğlunun düşünmesi, okuma yapması, çıkarımlar yapması elinden alınarak tabiri caizse hiçbir şey düşünmeyen konfor alanında yaşayan sürü haline getirildiğimizi ıskalıyoruz. Kuran- Kerim’de Deccal olarak belirtilen kişinin Yapay Zeka olması kuvvetle muhtemel. Belli bir zaman sonra karşımıza sizin ilahınızım diyerek çıkarsa şaşırmayalım.
Sağlık sisteminde inanılmaz yenilikler birbiri ardına hayatımıza giriyor. Artık bebeğinizin fiziksel ve zeka özelliklerini değiştirme opsiyonuna dahi sahipsiniz.Tabi ki belli bir ücret karşılığında. Zenginler için sınıfsal farklılık oluşturmak adına müthiş bir gelişme. Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” romanında olduğu gibi, tasarlanmış bebekler bizi genetik kast sistemine dayalı bir topluma götürebilir. Böylece sadece zenginler kendilerinin ve çocuklarının bilişsel ve fiziksel performansını ve yaşam süresini iyileştirecek imkana sahip olur. Bugünün paralıları her kuşakta daha zengin ve genetik açıdan daha da üstün hale gelir. Sanayileşmiş ve hatta gelişmekte olan ülkelerde anne-baba adayları Down sendromu gibi çeşitli hastalıklar için test yaptırıp hamileliği sonlandırmayı tercih edebiliyor. Çin kurulacak olan yeni dünyanın ilk deneyim ülkesi. Hali hazırda fabrikalarında iki milyondan fazla robot çalışıyor. Sürücüsüz teslimat araçları birçok şehrinde dolaşıyor. Humonoid robotlar evlerde hizmetçi veya yaşlı bireylerin bakımları yapmakta. Otel ve restoranlarda servis robotları hizmet veriyor. Otopark robotları, ömrü tükenmekte olan elektrikli araç bataryalarını değiştiriyor. Drone’lar öğle yemeği teslimatı yapıyor.
İnsanoğlunun bu dönüşüm karşısında düşünme yetisini kaybetmeden, yeni beceriler edinerek savaşması gerekmekte. Yapay zeka ile birlikte birçok mesleğin tarihe karışacağını, yeni mesleklerin ortaya çıkacağını, 2040 yılında alacağımız bir lisans belgesinin ömrünün 5 yıl olması beklenmektedir. Yarışın dışında kalan bireylere Dünya Ekonomik Forumunda alınan kararlara istinaden ülkelerin hükümetleri tarafından dünya maaşı adı altında asgari yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilecekleri kadar ücret verilecektir. Toplumlarda parya adı altında sokakta yaşayan insan gruplarının artacağını, getto mahallelerinin çoğalacağını, George Orwell’in kaleme aldığı 1984 adlı romanını yaşayacağımız günlere merhaba dileklerimle.