Ülkemizde Kutuplaşma ne zaman bitecek?

20 Tem 2026 - 13:38 YAYINLANMA

1923 yılında kurduğumuz Cumhuriyet rejimini yaşadığımız yol kazalarına rağmen yaşatmaya ve korumaya devam ediyoruz. Atatürk tarafından demokrasi yolculuğumuzun ilk nüvesi olarak kurulan CHP  yıllarca süren iktidarı boyunca kendi sermaye sınıfını ve bürokrasi kadrolarını oluşturabilmişti. Ancak sürdürülen politikalar neticesinde ağırlıklı olarak köylerde yaşayan Anadolu halkının desteğini günden güne kaybetmeyi başarmıştı. CHP içinden çıkan Adnan Menderes ve Celal Bayar önderliğinde kurulan Demokrat Parti yeter söz milletin diyerek iktidarın yeni sahipleri olmuşlardı. 1960 darbesi ve akabinde yaşananlar ülkemizdeki kutuplaşma sürecini hızlandırdı.

ABD Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Henry Kissenger verdiği bir beyanatta "Osmanlı İmparatorluğu’nun 500 yıl boyunca Ortadoğu’yu nasıl idare ettiğini, nasıl bir PAX Ottomanica yarattığını inceledik. Baktık ki her yeri üç ayrı eyalete ayırıyor. Şii, Sünni ve Kürt olarak. İşin Sırrı bu’’ demiştir. Günümüz İslam dünyası büyük bir kaosun içinde kaybolmuş durumdadır. Dünyayı yöneten küresel elit  İslam Dünyasının yükselişini simgeleyen Harun Reşit ve Endülüs Emevi Devletini bir daha yaşamamızı istemiyorlar. İslam dünyası Türkiye Cumhuriyeti gibi modernleşme çabasına girmemeli, kendi içindeki kabile, mezhep ve etnisite çatışmalarıyla sömürge olarak devam etmelidir. Günümüz Türkiyesi’de bu kutuplaşmalardan fazlasıyla nasibini almıştır. Sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-kürt ayrışmaları ülkemiz üzerinde kutuplaşma unsurlarından sadece birkaçıdır. Bunun yanın da her türlü yolsuzluk ve kirli ilişki ‘’devleti koruma’’ ülküsü altında palazlanıp büyüdü. Bu suçları gün ışığına ve yargı önüne çıkarma çabaları ise ‘’devleti yıpratma’’ olarak kabul edilip lanetlendi. Kutuplaşmış ve çeteleşmiş bir ülkede herkesin yerinin, grubunun, ideolojisinin belli olması istenir. Hiç kimse birbirinin hakkında kafa yormaya gerek görmez. Karşı tarafı anlamaya çalışmaz, bağımsız düşünen kafaya tahammül edemez. Bu hafta içinde gündeme düşen Ahbap Derneği ve yöneticileri hakkında başlatılan soruşturma buna güzel bir örnektir. Kızılay Derneği’nin yaşanan depremde yönetim sürecinde yaşamış olduğu olumsuzluklar ve iletişim kazaları neticesinde halkın Ahbap Derneği’ne teveccüh göstermesi sonucu neredeyse tüm yardımların bu dernek üzerinde toplanıp gerekli yerlere dağıtılması sonucunu doğurdu. Ağırlıklı olarak seküler kesimin toz kondurmadığı Ahbap Derneği ve Haluk Levent’in inanılmaz bir soygun düzeninde yer aldığı, banka hesaplarının kayıtdışı paraların legalize edilmesi için kullanıldığı bir durumu ağzımız açık bir şekilde izledik.

Türkiye yıllardır çeşitli korkularla yaşamak zorunda kaldı. Toplum önce solculardan, sonra Kürtlerden, sonra da dincilerden korktu. Bu arada toplum yağmacılığı, talancılığı, sahtekarlığı, tehlike olarak görmek istemedi. Toplumda her kim hangi gruptan ise yapılan yanlışları görmezden geldi, toz kondurmadı. Oysa esas tehlike buradaydı. Eğer halk bayrak, ezan, Allah, ordu, vatan, laiklik, Atatürk gibi kavramları kendi çıkarlarına alet eden uyanıklar tarafından kandırılmaya devam ederse belini doğrultamaz. Toplumlar için ahlak kuralları bellidir. Müslümanlar olarak hayatımıza indirilen Kuran-ı Kerim bir tanedir. Toplum bireyleri kendi çıkarlarına göre ahlak kuralları oluşturup buna göre de dini kurallar oluşturmaya çalışırsa yapılan yanlış işlerin her birine müsbet bir kılıf bulunur.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: