Beklenen Nato Zirvesi ve Sonrasında Beklenenler
Ankara’da 8-9 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek Nato zirvesine sayılı günler kaldı. Zirve için ABD lideri Trump katılacağı bilgisini verdi. Türkiye’nin 15 temmuz sonrası batıdan kopan siyaset anlayışı bu zirve ile yeniden dönüşün miladı olacak gibi gözüküyor. Rusya -Ukrayna Savaşı sonrası yaşananlar Avrupa Birliği’nin ABD’nin güvenlik şemsiyesinde olmadığını öğrenmek oldu. ABD kurulmasında öncü olduğu Nato teşkilatı ile Avrupa’yı Varşova Paktına karşı koruyan bir ülke olmuştu. Yıllarca savunma sanayisinde Avrupa’yı kendine muhtaç bıraktırarak kendi silah sanayisinin satışları için iyi bir pazar haline getirmeyi başarmıştı. Çin’in ekonomik anlamda ABD’ye rakip olması, savunma sanayisi ile ABD’nin hegemonik alanını tehdit eder duruma gelmesi Nato teşkilatının yeniden sorgulanmasına neden oldu. Avrupa Birliği kendi güvenlik teşkilatını kurmak için harekete geçti. Bu gelişmeler yaşanırken savunma sanayisinde büyük bir gelişme yaşayan ve güçlü ordusuyla yıldızı parlayan Türkiye’yi yanına almak isteyen bir batı oluşmuş durumda. Nato Türkiye üzerinde kurmak istediği yeni askeri birlikler ile ülkemize yeni görevler yüklemeye hazırlanıyor. Soğuk savaş süresince ülkemizi ileri karakol olarak konumlandıran Nato yeni konseptinde Türkiye’ye daha önemli görevler vererek savunma görevinden taarruz görevine geçirecek. Özellikle Boğazlar bölgesinde kurulacak yeni Nato Birlikleri Rusya için ciddi bir tehdit görevini icra edecek.
Trump ziyaretinde Türkiye’ye müjdeli haberler vereceğini söyledi. Prototip aşamasında üretimini yaptığımız 5.nesil Kaan uçağımızın motorları için ABD’nin amborgoyu kaldıracağı, ekonomi alanında cari dengeye önemli bir katkı sağlayacak 500 milyar USD swap anlaşmasının yapılması yönünde beklentiler mevcut. Bu gelişmeler özellikle ekonomi alanında ülkemize ciddi bir nefes aldıracaktır. Türkiye 2025 yılında revize edilen Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında sorumluluk alanı Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve kurulacak olan 4 kürt devleti olarak belirlendi. Son zamanlarda Ermenistan ile yaşanan olumlu gelişmeler, ticari ekonomik yollara entegrasyonun Türkiye tarafından yapılması, Zengezur koridorunun ABD tarafından işletilecek olması BOP içeriğindeki görevlerimizi doğrular nitelikte. ABD Kafkaslar ‘da bir nevi duvar örerek Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesine alternatif ekonomi yolları inşaa etme derdinde. Geçen hafta Hrisyiyanlık dünyasında Katolik dünyasından en büyük paya sahip Ortodoks Ruhani lideri Bartelamous Külliye’de ağırlandı. Heybeliada Ruhban Okulu açılması için hazırlıklar son aşamada. Türkiye doğru politikalar ile Ortodoks dünyasını yanına alabilirse dünya siyasetinde önemli bir yer edinmiş olacaktır.
Dünya siyasetinde artık tek bir güce bağlı kalarak siyaset üretmek yerine hegemon güçlerle farklı alanlarda işbirlikleri oluşturma zamanını yaşıyoruz. Rusya ile enerji alanındaki işbirliklerimiz yanında Ukrayna’ya savunma amaçlı silahlar satabiliyoruz. Ukrayna Ordusu BMC Kirpi ile Bayraktar Siha’lar ile Rus ordusuna ciddi kayıplar verdirmekte. Mersin Taşucun’da inşaatı devam eden Nükleer Santrali Ruslar yapmakta. Bittiğinde 60 yıl boyunca elektrik alım garantisi vermiş bulunmaktayız. ABD -İran savaşında İran ile ilişkilerimizi devam ettirerek ambargo dışında kalabiliyoruz. ABD’den Çin’e dünya liderliğinin geçiş sürecinin 2050 yılına süreceği öngörülmekte. ABD 40 trilyon USD’ye dayanan yüksek kamu borçluluğu, elindeki ekonomik alanların Çin tarafından bir bir elinden alınması, Çin’in nadir elementlerin dünya genelinde %80’ne sahip olması, üretim ölçeğinde Çin’in devasa gücü ABD’nin izlemiş olduğu politikalarda daha agrasif ve saldırgan hale getirmiş durumda. Çöküşü ne kadar geciktirebilirim derdine düşmüş bir ABD ile her alanda güçlü ayak sesleri ile dünyayı yönetmeye hazırlanan Çin’in savaşını izlemeye devam edeceğiz.