Yorgun öğretmenler, yorgun okullar!

23 Nis 2026 - 07:28 YAYINLANMA
Son yıllarda okullarda giderek artan sayıda öğrencinin davranış bozuklukları, akran kavgaları, öğretmenlerin omuzlarındaki ders yükünün ağırlaşması ve demokratik olmayan uygulamalar eğitim ortamlarında görünmez ama derin bir yorgunluk üretiyor…
       Bu yorgunluk yalnızca fiziksel bir tükenmişlik değil, aynı zamanda motivasyon kaybı, mesleğine önem verilmeme hissi ve geleceğe dair umutların azalması ve zihinsel sonuçlar da beraberinde getiriyor…
       Öğretmenler davranış sorunlarını yönetmeye, ailevi ve Psikososyal problemlerle baş etmeye ve giderek karmaşıklıkları karşılama zorunda kalıyor. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin doğasını değiştirmekte; öğretmeni bir eğitimci olmaktan çok kriz yöneticisine dönüştürmektedir…
       Öğretmenler artık sadece öğretmiyor, aynı zamanda sürekli olarak düzen kurmaya, sınır koymaya ve sınıf içi huzuru tesis etmeye çalışmaktadır… Öğrencilerdeki davranış problemlerinin artışı, öğretmenlerin günlük iş yükünü doğrudan artırmaktadır. Dikkat eksikliği, saldırganlık, kurallara uymama, akran zorbalığı ve öğrenmeyi istememe gibi davranışlar yalnızca sınıf düzenini bozmakla kalmamakta; öğretmenin zihinsel enerjisini sürekli tüketmektedir…
       Bir öğretmen için ders anlatmak, öğrencilerin öğrendiğini gözlemlemek mesleğiyle gurur duymasının en önemli boyudur. Buna karşın sürekli disiplin sağlamak zorunda kalıyor olması çok daha yıpratıcıdır. Ailelerin iş ortamlarında çalışmaları okula giden çocuklarının yüklerinin ve terbiyelerin tamamen okullarda öğretmenlerin üzerine bırakılması da Öğretmenleri okullarda zor durumda bırakmaktadır…
       Davranış sorunlarının artmasının nedeni yalnızca öğrenciler değildir: Aile yapısındaki değişimler, Dijital dünyanın etkisi, Sosyal medya kültürü ve toplumun kötü yönetilmesi gibi faktörler öğrencilerin davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Tamamen öğretmenin omuzlarına bırakılmaktadır…
       Öte yandan öğretmenlerin yaşadığı yorgunluğun ikinci önemli kaynağı da “öğretmen tasarrufu” politikasının getirdiği giderek artan ders yüküdür. Ders yükünün fazlalığı, sınıf mevcutlarının büyüklüğü, öğrencilerin davranış bozuklukları ile mücadele etme öğretmenlere dinlenme ve yenilenme fırsatı vermiyor olmasıdır…
       Bir eğitim sisteminin kalitesi o sistemde çalışan öğretmenlerin ruh hali, mesleki doyumu ve umut düzeyi ile yakından ilişkilidir. Çünkü öğretmen yalnızca bilgi aktaran kişi değil, aynı zamanda okulun duygusal iklimini belirleyen en önemli unsurdur…
       Bugün eğitimde mutlaka yapmamız gereken şey; öğretmeni güçlendiren bir sistem kurmaktır. Bunun için şu adımlar önemlidir: Öğretmenlerin ders yükü dengelenmeli, kendini yenilemesine, entelektüel gelişimini artırmasına fırsat verecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir… Sınıf içi davranış sorunlarıyla başa çıkmak için psikolojik ve rehberlik desteği güçlendirilmelidir. Psikolog Danışman ve Rehber (PDR) öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azaltmak için daha çok PDR istihdam edilmelidir…
       Öğretmenin dinamik ve iyi olduğu bir okulda öğrenme güçlenir. Okullarda öğrenme güçlü ise eğitimin kalitesi artıyor demektir. Yani kaliteli eğitim, dinamik öğretmenin sayesinde gelir…
Anlayana Gülmece
Tren Kaçtı:
       Üç arkadaş tren istasyonuna varır… İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet alır ve trenin kalkmasına ne kadar zaman olduğunu sorar. Gişedeki görevli: Bir saat on beş dakika...
 Arkadaşlarına dönerek: “Daha çok var, hadi gidip şu karşıki kafede çay içelim...”
       Oradan buradan derken lâf lâfı açar... Ancak birden tren düdüğüyle kendilerine gelirler. Koşarak dışarı fırlarlar ve koşmaya başlarlar. İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri başka vagona zor yetişir. Üçüncü ise yetişemez. Tren iki arkadaşıyla uzaklaşıp gider. Geride kalan, derin bir iç çektikten sonra gülmeye başlar. Durumu gören istasyon memuru sorar: “Hem treni kaçırdın hem de gülüyorsun!”
-Nasıl gülmeyeyim. Onlar beni uğurlamaya gelmişti…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: