Utanç barikatları kirlenmeyi nasıl temizleyeceğiz?

15 Şub 2026 - 23:05 YAYINLANMA
Son yıllarda ülkemiz, yeraltı depremlerinin yanı sıra sosyolojik ve ahlaki bir fay hattının üzerinde sarsıntılar yaşamaktadır. Her gün yeni bir yolsuzluk, sahtecilik, dolandırıcılık haberiyle uyanmak, hele ki gıda güvenliğimizi tehdit eden tağşiş mal üretimleri veya doğrudan insan hayatına kasteden sahtekârlar söz konusu olduğunda, toplumsal vicdanımız derin bir yara almaktadır…
Ülke hizmetlerinde sorumluluk verilen, yüksek profilli, seçilmiş kişilerin dâhil olduğu ithamlar, tutuklanmalar ve mahkûmiyetler... Bunlar sadece bireysel suçlar olmaktan çıkıp, devlet profilini de, toplum profilini de zifiri karanlığın dipsizliğine çekmeye başlamış…
Erimekte Olan Toplumsal Çimento
Ne yazık ki, kirlilik hayatın her damarına sızıyor. İş dünyasındaki düzensizlik, vicdanı rafa kaldıran ayıplı yaşam pratiklerinin bir başka yüzünü oluşturuyor. Ancak daha büyük ve kaygı verici olan, suçun organizeleşme biçimidir…
Ağır cezalara rağmen, yollarda artan trafik disiplinsizliği, Trafikte yol kesme, yol vermeme kavgası ve zorbalıkları, basit bir kural ihlali olmaktan çıkıp, genel bir başıboşluğun göstergesi haline geliyor. Daha da acısı, uyuşturucu ticareti ve kullanım yaşının ilkokul sıralarına kadar inmesi, Medya da topluma örnek olacak kişilerin bile uyuşturucu kullanması, haraç toplama girişimleri, akran zorbalığı ve giderek artan çeteleşme eğilimleri... Her önünüze gelenin silah çekip kullanabildiği bir ortamdayız. “Nereye gidiyoruz?” sorusunu bir kaygıdan öte, acil bir alarm çığlığı haline getiriyor…
Polisin operasyonlarla, çalışmalarıyla dahi başa çıkmakta zorlandığı bu suç kolları; baronlarıyla, şantajcılarıyla, tetikçileriyle, haraççılarıyla bir mafya vari yeraltı örgütlenmesine giderek, toplumsal huzura açıkça kastediliyor…
Temiz Eller diyenlerde suça karışmışlar!
Bu denli yaygın ve derin bir kirlenmeyi temizlemek için parçalı, münferit çözümler yeterli değildir. İhtiyacımız olan, topyekûn bir temizlik iradesi, bir “Temiz Eller” operasyonudur, ancak bu kez sadece bir bakanlığın değil, tüm devlet kademelerinin kararlılıkla katılacağı, yapısal bir temizlik hamlesidir…
Bu büyük seferberliğin başrolünde elbette Adalet ve İçişleri mekanizmaları olmalıdır. Ancak yolsuzluk, sadece cürümden ibaret değildir; aynı zamanda gıda güvenliği (Tarım ve Orman Bakanlığı), pazar dürüstlüğü (Ticaret Bakanlığı), kaçakçılık (Gümrükler) ve etik değerlerin korunması (Milli Eğitim) gibi çok boyutlu bir sorundur. Tüm bakanlıkların ve personelinin, en üst kademeden en alt birimine kadar, bu ahlaki arınma sürecine katılması şarttır. Bu aşırı kirlenmeye “dur” demek, her şeyi sil baştan yaparak ahlaklı düzeni yeniden tesis etmektir…
Kamusal alanda, en küçük bir etik ihlale dahi sıfır tolerans gösteren bir kültürün yerleştirilmesi. Eğitimle Gelen Masumiyet: Toplumu, hafızalarında kalan o masumiyet yıllarına geri döndürmenin yolu, eğitimin temel değerler ve ahlak üzerine yeniden inşa edilmesidir…
Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren dürüstlüğü, hukuka saygıyı ve empatiyi aşılamalıyız. Hukukun Üstünlüğü: Adalet mekanizmasının, kim olursa olsun, güce bakmaksızın eşit ve hızlı işlemesi sağlanmalıdır…
İçimizdeki Düşman: Ahlaksızlık!
Unutmayalım ki, bu gidişle bizi dışımızdaki düşman değil, içimizdeki ahlaksızlık düşmanı yok edecek dereceye gelindiği aşikârdır. Bir toplumun çöküşü, sınırlarının aşılmasıyla değil, etik ve ahlaki bağlarının kopmasıyla başlar. Birbirine güvenmeyen bireylerden oluşan bir toplumun, güçlü bir geleceği inşa edemez…
Bu ahlaki erozyonu durdurmak, sadece devletin değil, her bir bireyin sorumluluğudur. İşini dürüst yapmak, trafikte kurala uymak, haksızlığa ses çıkarmak... Bunların hepsi, o büyük “Temiz Eller” operasyonunun mikro adımlarıdır…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: