Soybağı hakkı dil engeline takılamaz!
12 Oca 2026 - 10:29
YAYINLANMA
1913’ün Emaneti, 2026’nın Barikatı: Soybağı Hakkı Dil Engeline Takılamaz! Bugünlerde Türkiye’deki binlerce ailenin gündeminde tek bir soru var: “Atalarımın doğduğu toprakların hakkını, bilmediğim bir dilin sınavıyla nasıl kaybederim?”
Romanya’nın 14 Mart 2025’te yürürlüğe koyduğu yeni vatandaşlık yasası, ilk bakışta bir “uyum” hamlesi gibi görünse de Türkiye’deki soydaşlarımız için tam bir “yapısal engelleme” mekanizmasına dönüşmüş durumda. Gelin, bu meseleyi sadece bir “bürokrasi sorunu” olmaktan çıkarıp tarihsel ve hukuki gerçeklerle masaya yatıralım…
Tarih Unutmaz: 1913 Bir Milattır!
Önce şu gerçeği Romanya makamlarına ve kamuoyuna hatırlatmak şart: Bugün vatandaşlık bekleyen Türklerin ataları, Romanya’ya sonradan gitmedi. Onlar, 1913’e kadar Osmanlı toprağı olan o topraklarda yüzyıllardır yaşıyordu. Balkan Savaşları sonrası siyasi bir kararla “zorunlu” Romanya vatandaşı yapıldılar. Yani bu insanlar bir lütuf beklemiyor; 1913’te kendilerine verilen, 1930-40 göçleriyle Türkiye’ye taşıdıkları asli haklarını geri istiyorlar. Kendi öğretmediğin dilin sınavını yapamazsın..
1930 nüfus sayımı kayıtları açık: Atalarımızın ana dili Türkçeydi, okuryazarlıkları Türkçeydi. Romanya devleti o dönemde bu halka Romence eğitimi vermedi. Şimdi, aradan geçen bir asır sonra torunlara “Neden Romence bilmiyorsun?” diye sormak, sadece mantık dışı değil, AİHM içtihatlarına göre de “geriye dönük ağır külfet” (retroactive burden) kapsamına girer. Devletin kendi ihmalini, vatandaşa engel olarak sunması hukuken "hakkaniyet" ilkesine aykırıdır…
Vize mi, Çin Seddi mi?
Şu anki tablo tam bir trajedi: İstanbul Konsolosluğu 6 ay sonrasına vize randevusu veriyor. Zor bela randevu alan vatandaşa sadece 10 günlük vize çıkıyor. Bu 10 günde kursa gitmek, sınava girmek, mülakatı geçmek imkânsız!
Avrupalı bir başvuru sahibi elini kolunu sallayarak Bükreş’e gidip eğitimini alırken, Türk vatandaşının kapıda yarım yıl bekletilmesi, AB Temel Haklar Şartı Madde 21’e göre açık bir “uyrukluk temelli ayrımcılıktır.”
ICR’nin Tekel ve Kontenjan Komedisi
Türkiye’de kurs açmaya yetkili tek kurum olan Romanya Kültür Merkezi (ICR), adeta süreci yavaşlatmak için tasarlanmış bir hızla ilerliyor. Avrupa’da kurs ücreti 80 Euro iken Türkiye’de neden 150 Euro? Avrupa’da yılda 4-5 kurs dönemi tamamlanırken, Türkiye’de neden bir sonraki kurs için 2026 Mart ayı işaret ediliyor? Ve en önemlisi; milyonlarca potansiyel adayın olduğu bir ülkede 10 kişilik sınav kontenjanı belirlemek, “biz bu hakkı size kullandırmayacağız” demenin diplomatik yoludur…
İnsanların bu bir hak mücadelesidir.
Resmi sistem tıkandığında ortaya çıkan "30 bin TL’lik video paketleri", "100 bin TL’lik özel danışmanlıklar" bu sürecin can yakıcı yan ürünleridir…
Bana yazıp sorunlarını anlatan insanların sorunlarını dile getirmek için yaptığım araştırmaları kaleme alıp yazdım. Sizlerde kazanılmış olan haklarınızdan vaz geçmeyin…
Buradan Romanya Devleti’ne sesleniyoruz: 1913’te zorunlu vatandaşınız yaptığınız halkın torunlarını, 2025 ve 2026 da dil ve vize barikatlarıyla kapı dışarı edemezsiniz. Bu, hem AİHS Madde 14’teki eşitlik ilkesine hem de tarihin size yüklediği sorumluluğa aykırıdır. Bunu bilmiyorsanız alın kanunları inceleyin ve insanlara işkence çektirmeyiniz…
Bunu tekrar tekrar yineliyorum ve yazıyorum. Soy bağıyla gelen hak, dil engeliyle geri alınamaz. Biz bu haksızlığın, vize kuyruklarının ve "kontenjan oyunlarının" takipçisi olmaya da devam edeceğim. Bana gelen şikâyetleri de yine buradan köşe yazılarımla yazmaya devam edeceğim…