Sınıfta Akan Kan, Devlette Çöken Vasıf

10 Şub 2026 - 06:27 YAYINLANMA

Öldürülen yalnızca bir öğretmen değildir.

Bir öğretmen daha öldürüldü.

Bu cümle artık şaşkınlık yaratmıyor.

Asıl tehlike budur.

Şaşırmayan toplum alışmıştır.

Alışan toplum kabullenmiştir.

Kabullenen toplum çözülmüştür.

İsim yazmak gerekir. Çünkü isim yazılmazsa hafıza silinir.

2026 – İstanbul, Çekmeköy

Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik

Görev yaptığı okulda öğrencisi tarafından öldürüldü.

2017 – Batman, Kozluk

Müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın

Görev yaptığı ilçede terör saldırısında hayatını kaybetti.

1993 – Tunceli

Okul hedef alındı.

Eğitimciler yaşamını yitirdi.

Bu ilk değildir.

Bu son değildir.

Bu bir sürekliliktir.

Bu tablo münferit değildir.

Bu tablo sistemiktir.

Şimdi sorulması gereken asıl soru şudur:

Bir çocuk neden öğretmenini öldürür?

Çocuk masum doğar.

Masumiyet korunmazsa aşınır.

 

Şiddet bir günde oluşmaz.

Şiddet öğrenilir.

Evde öğrenilir.

Sürekli bağırılan evlerde öğrenilir.

Gücün haklı sayıldığı sofralarda öğrenilir.

Öfkenin meşrulaştırıldığı ortamlarda öğrenilir.

Sokakta öğrenilir.

Zorbalığın prestij sayıldığı çevrelerde öğrenilir.

Ekranda öğrenilir.

Şiddetin reyting getirdiği programlarda öğrenilir.

Hakaretin siyaset dili haline geldiği konuşmalarda öğrenilir.

Bir ülkede yetişkinler öfkeyi meşru görüyorsa, çocuklar şiddeti araç görür.

Fatma Nur Çelik’in faili 17 yaşındaydı.

Bu yaşta bir genç öğretmenine silah doğrultabiliyorsa, orada yalnızca bireysel bir öfke yoktur.

Orada aile zafiyeti vardır.

Orada dijital şiddet kültürü vardır.

Orada otorite erozyonu vardır.

Orada caydırıcılık kaybı vardır.

Şimdi daha ağır soruya gelelim:

Bir çocuğun silahlanabileceği kimin aklına gelir?

Okul dediğimiz yer güvenli alan değil midir?

Bir öğrencinin silahla okul kapısından içeri girebilmesi neyi gösterir?

Bu, güvenlik zafiyetidir.

Bu, denetim eksikliğidir.

Bu, sistem açığıdır.

Devletin “üzgünüz” demesi yeterli değildir. “Türkiye Fatma Nur öğretmene ağlıyor” demek yeterli değildir.

Taziye caydırıcılık değildir.

Üzüntü güvenlik üretmez.

 

Her cenazede aynı cümle kuruldu.

Her cenazede “gereken yapılacak” denildi.

Her cenazede üzüntü beyan edildi.

Gereken hiçbir zaman yapılmadı.

Yapılmış olsaydı tekrar yaşanmazdı.

Tekrar yaşanıyorsa, söz değil sonuç konuşur.

Sonuç ortadadır. Koruma sağlanmamıştır.

Yaptırım gerekir.

Denetim gerekir.

Okul güvenliği politikası gerekir.

Silaha erişim konusunda gerçek kontrol gerekir.

Aksi halde her cenazede aynı sözler verilir.

Sonra bir öğretmen daha ölür.

Öğretmenin itibarı

Bir ülkede öğretmen geçim derdiyle boğuşuyorsa,

ek dersle ayakta kalmaya çalışıyorsa,

toplum içinde itibarsızlaştırılıyorsa,

sürekli hedef gösteriliyorsa,

otorite aşınır.

Otorite yalnızca kanunla korunmaz.

Otorite saygınlıkla korunur.

Eğitim politikaları sürekli değişiyorsa, müfredat ideolojik salınımlara maruz kalıyorsa, liyakat yerine sadakat öne çıkıyorsa, kurum zayıflar.

Kurum zayıfladığında öğretmen yalnız kalır.

Yalnız bırakılan öğretmen savunmasızdır.

Okul devletin en görünür alanıdır.

Çocuk devleti öğretmen üzerinden tanır.

Öğretmen, Cumhuriyet’in sınıftaki temsilidir.

 

Temsil korunamıyorsa, temsil edilen güç aşınmıştır.

Kadınlar korunamadı.

Çocuklar korunamadı.

Sağlık çalışanları korunamadı.

Kamu görevlileri korunamadı.

Şimdi öğretmenler de korunamıyor.

Bu zincir tesadüf değildir.

Bu zincir yönetim zafiyetidir.

Sınıfta akan kan yalnızca bir hayatı değil,

bir ülkenin yarınını siler.

Bu yazı bir yas metni değildir.

Bu yazı bir sorumluluk metnidir.

Bu yazı bir hüküm kaydıdır.

MANİFESTO

Öğretmenini koruyamayan bir yapı, devlet değildir.

Devlet yalnızca bayrakla, bina ile, makamla var olmaz.

Devlet güvenlik üretir.

Devlet caydırıcılık üretir.

Devlet koruma üretir.

Koruyamıyorsa,

caydıramıyorsa,

önleyemiyorsa,

devlet iddiası zedelenir.

Bir öğretmen sınıfta öldürülüyorsa, orada yalnızca bir fail yoktur.

Orada sistem vardır.

Orada denetimsizlik vardır.

Orada yaptırımsızlık vardır.

Orada yönetim zaafı vardır.

 

Sınıfta akan kan, devlet olma iddiasını düşürmüştür.

Hüküm nettir:

Öğretmenini koruyamayan bir yapı, devlet olma vasfını kaybetmiştir.

Devletin varlık sebebi güvenliktir.

Devletin ilk görevi korumaktır.

Devlet caydırıcılık üretemiyorsa,

önleyemiyorsa,

koruyamıyorsa,

meşruiyeti tartışılır hale gelmez — zedelenir.

Zedelenen yalnızca otorite değildir.

Zedelenen güven duygusudur.

Zedelenen kamusal sözün ağırlığıdır.

Bir öğretmen sınıfta öldürülüyorsa,

orada yalnızca bir hayat kaybedilmez.

Devlet olma iddiası da yara alır.

Bu bir yorum değildir.

Bu bir siyasi polemik değildir.

Bu bir hüküm cümlesidir.

Bu gerçek artık saklanamaz.

Bu hüküm geri alınamaz.

Bu kayda geçmiştir.

Bu infazdır.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: