Savunma Hedefteyse, Adalet Yoktur

17 Şub 2026 - 22:22 YAYINLANMA

Türkiye Barolar Birliği’nin açıklaması bir meslek örgütü refleksi değildir.

Bu metin, Türkiye’de savunma hakkının açık biçimde hedef alındığının resmî kaydıdır.

Adalet Bakanı’nın bir televizyon programında kullandığı dil talihsiz değildir.

Bu dil tehlikelidir.

Çünkü bu dil, savunmayı yargının kurucu unsuru olarak değil; denetlenmesi gereken bir sorun alanı olarak tarif etmektedir. Avukatın müvekkiliyle kurduğu ilişkiyi “düzenleme boşluğu” başlığı altında tartışmaya açmaktadır. Savunma hakkını sınırlandırılması meşru bir alan gibi göstermektedir.

Burada konuşulan şey yargının teknik sorunları değildir.

Burada hedef alınan şey savunma hakkının kendisidir.

Savunma hedefteyse, adalet yoktur.

Savunma suç değildir. Suç bireyseldir.

Savunma hakkı suç değildir. Avukatlık mesleği suç değildir.

Suç bireyseldir.

Rüşvet alan da vardır.

Yargıyı satın almaya çalışan da vardır.

Hukuku parayla eğip bükenler yalnızca siyasetçi değildir.

Bu çürüme, Türkiye’de de vardır.

Bu çürüme, dünyanın başka ülkelerinde de görülmektedir.

Ancak bireysel suçlar gerekçe gösterilerek savunmanın kendisi hedef alınamaz.

Bir avukatın işlediği suç, savunma hakkını suç hâline getirmez.

Bir meslekteki çürüme, o mesleğin anayasal işlevini ortadan kaldırmaz.

Aksi hâlde hukuk, kişisel suçlar üzerinden kurumsal hakları yok eden bir cezalandırma rejimine dönüşür.

“Düzenleme boşluğu” masalı

Savunma hakkından söz edilirken kullanılan “düzenleme boşluğu” ifadesi teknik bir tespit gibi sunulmaktadır.

Oysa bu ifade siyasidir.

Hukukta “düzenleme boşluğu” diye yerleşik bir kavram yoktur.

Savunma hakkı bakımından boşluktan söz edilemez. Çünkü bu hak, anayasal güvence altındadır. Uluslararası sözleşmelerle korunmaktadır. Yerleşik içtihatlarla tanımlanmıştır.

Hak olan yerde boşluk olmaz. “Boşluk” söylemi, mevcut bir hakkı sınırlamak isteyenlerin siyasal dilidir.

“Boşluk” denilen şey tutuklunun avukatıyla görüşme hakkıdır.

Savunmanın gizliliğidir.

Avukat–müvekkil ilişkisinin dokunulmazlığıdır.

Bunlar boşluk değildir.

Bunlar anayasal temeldir.

Savunma hakkı düzenlenecek bir alan değildir.

Savunma hakkı korunacak bir haktır.

Bu hakkı sınırlamaya dönük her girişim yargıyı iyileştirmez.

Bu girişim iktidarı güçlendirir.

Yargının sorunları savunma susturularak çözülmez

Türkiye’de yargının sorunları vardır.

Bu sorunlar avukatları hedef alarak çözülemez.

Sorunun kaynağı savunma değildir.

Sorunun kaynağı bağımsızlık kaybıdır.

Sorunun kaynağı siyasallaşmış yargıdır.

Sorunun kaynağı yürütmenin yargı üzerindeki tahakkümüdür.

Bu tabloyu değiştirmek yerine savunmayı hedef almak çözüm değildir.

Bu, örtme çabasıdır.

Aynı ülkede bir yurttaşın sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek maddeler sıralanabilmektedir.

Savcılıklara açık çağrılar yapılabilmektedir.

“İvedilikle işlem” talepleri dolaşıma sokulabilmektedir.

Buna karşılık savunma hakkına yönelik açık tehditler “düzenleme tartışması” başlığı altında geçiştirilmektedir.

Yargının refleksi hukuka göre işlemiyorsa, sorun savunmada değildir.

Sorun rejimdedir.

 

Tarih neyi gösteriyor?

Tarih, savunmanın zayıflatıldığı her yerde adaletin çöktüğünü defalarca göstermiştir.

Hukukun siyasal iktidarın uzantısına dönüştüğü dönemlerde mahkemeler gerçeği aramaz.

Mahkemeler sonucu meşrulaştırır.

Yakın tarih de bunu doğrulamaktadır.

Dünya tarihi de aynı tabloyu göstermektedir.

Yargının bağımsızlığını kaybettiği ülkelerde önce savunma daraltılmıştır.

Avukat denetlenmesi gereken bir aktöre indirgenmiştir.

Tutuklama bir tedbir olmaktan çıkarılmıştır.

Mahkeme salonları adaletin değil, gücün sahnesi hâline gelmiştir.

Bu durum yalnızca açık otoriter rejimlere özgü değildir.

Kendini hukuk devleti olarak tanımlayan ülkelerde de benzer sonuçlar doğmuştur.

Hukuku siyasetin emrine veren her düzen, sonunda meşruiyetini yitirmiştir.

Çarpık adalet düzeni

Türkiye’de tablo farklı değildir.

Geçmişten bugüne kimi davalarda suçun niteliği değil sanığın kimliği belirleyici olmuştur.

Kimi dosyalar yıllarca rafta bekletilmiştir.

Kimi dosyalar olağanüstü hızla sonuçlandırılmıştır.

Kimi sanıklar için delil aranmıştır.

Kimi sanıklar için kanaat yeterli sayılmıştır.

Bugün cezaevlerinde adil yargılanma hakkı ihlal edilerek tutulanlar vardır.

Buna karşılık kamuoyunun bildiği dolandırıcılık dosyaları dışarıdadır.

Cinayet failleri indirimlerle tahliye edilmektedir.

Düşüncesi nedeniyle yargılananlar ağır cezalarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu çarpıklık bireysel hatalarla açıklanamaz.

Bu, sistemin kendisidir.

Adalet mülkün temeli olmaktan çıkarıldı

Türkiye bir şeriat ülkesi değildir.

Anayasal metinler böyle yazmaktadır.

Bu ülke taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle adil yargılanmayı temel hak olarak kabul etmiştir.

Masumiyet karinesini tanımıştır.

Savunma hakkını vazgeçilmez saymıştır.

Uygulama metinlerin çok gerisindedir.

Bugün adalet mülkün temeli olmaktan çıkarılmıştır.

Terazi yerindedir.

Denge yoktur.

Kefelerden biri çoktan çökmüştür.

Bu mesele teknik değildir.

Bu mesele idari değildir.

Bu mesele doğrudan rejim meselesidir.

Savunma susturuluyorsa, hukuk çökmüştür.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: