İstiklal Marşı: Bir Milletin Yazdığı Yemin
105 YIL
Bir millet bazen tarihini kitaplarla değil, bir şiirle yazar.
12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen İstiklal Marşı böyle bir metindir.
Bu yalnızca bir şiirin kabulü değildir.
Bu, bir milletin boyun eğmeyeceğini dünyaya ilan ettiği gündür.
O gün Anadolu işgal altındaydı.
Ordunun cephanesi sınırlıydı.
Şehirler yıkılmıştı.
Halk yorgundu.
Ama bir şey hâlâ dimdik ayaktaydı:
İrade.
Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen dizeler yalnızca bir edebiyat metni değildir.
O dizeler bir milletin korkuya meydan okumasıdır.
İstiklal Marşı “Korkma” diye başlar.
Çünkü bazen bir milletin ayağa kalkabilmesi için önce korkunun yenilmesi gerekir.
İstiklal Marşı bir propaganda metni değildir.
Bir devletin resmî şiiri de değildir.
İstiklal Marşı bir yemin metnidir.
Bu yeminin içinde şunlar vardır:
Bir milletin özgürlüğe olan inancı.
Bir halkın toprağıyla kurduğu kader bağı.
Bir ülkenin onurunu teslim etmeme kararlılığı.
Bu yüzden İstiklal Marşı yalnızca okunmaz.
Ayağa kalkılarak söylenir.
Çünkü o dizeler bir şiir değil,
bir milletin ayağa kalkma anıdır.
Bugün İstiklal Marşı’nın kabulünün üzerinden 105 yıl geçti.
Tarihler değişir.
Siyaset değişir.
İktidarlar değişir.
Ama bazı metinler değişmez.
Çünkü bazı metinler yalnızca yazılmaz.
Bir millet tarafından mühürlenir.
İstiklal Marşı işte böyle bir metindir.
O metin bugün hâlâ aynı gerçeği hatırlatır:
Bir milletin bağımsızlığı yalnızca savaş meydanlarında değil, hafızasında da korunur.