Okullarda duyulmayan çığlıklar, görünmeyen yaralar!
29 Nis 2026 - 17:54
YAYINLANMA
Devlet okullarında sık görülen ve zaten standartlar açısından oldukça sıkıntılı olan okullarımızın koridorlarında, serbest zaman alanlarında ve dijital platformlarda sessiz ve derinden gelen bir tehlike katlanarak büyüyor: Akran zorbalığı ve yapılan silahlı saldırılar…
Her ne kadar da medyada gündem olsada bu tehlike çoğu zaman görünür değildir. Ama etkisi uzun süre devam eder. Çünkü akran zorbalığı, yalnızca bir davranış sorunu değil; sistemin adalet ve değer yargılarıyla ilgili bir göstergesidir…
Akran zorbalığı; bir öğrencinin başka bir öğrenciye karşı bilinçli, tekrar eden ve güç dengesizliğine dayanan olumsuz davranışlar sergilemesidir. Bu davranışlar sadece fiziksel değildir. Bu davranışlar, zamanla silahlı saldırılara dönüşmektedir...
Şanlıurfa, Siverek’te daha sonra Kahramanmaraş da okullara yapılan silahlı saldırılar kabul edilemez…
Dijital zorbalık (mesaj, sosyal medya, fotoğraf paylaşımı yoluyla zarar verme) Psikolojik zorbalık. Fiziksel ve sözel zorbalıklarla daha sık karşılaşır olsak da diğerleri çok daha tehlikelidir. Çünkü fark edilmeleri zordur ve etkileri derindir…
Okullarımızda Zorbalık Neden Bu Kadar Çok Artıyor?
Zorbalığı artıran asıl neden yapısal sorunlardır. Unutmayın zorbalık çoğu zaman öğretmen yokken gerçekleşir. Ekran bağımlısı çocuklar, Kalabalık sınıflar, Rehberlik hizmetlerinin yetersizliği,
Denetimin olmaması, Empati ve değer eğitiminin önemsenmemesi,
Sadece sınavlarda yüksek not almaya odaklanmış bir okul kültürün varlığı. Bütün bunlar zorbalığı artıran en temel etmenlerdir…
En Kritik Nokta: Tanıklar (Sessiz İzleyiciler)
Akran zorbalığı, tek bir olaydan ziyade bir davranış örüntüsüdür.
Zorbalık yapanların genellikle yüksek bir sosyal statü ya da güce sahip olan; daha iri, daha güçlü veya daha popüler olarak algılanan çocuklar oldukları görülmektedir…
Peki, Ne Yapmalıyız?
Eğitim bilimi araştırmaları aşağıdaki uygulamalarının zorbalığı belirgin şekilde azalttığını göstermektedir. Açık ve Net Kurallar: Öğrenciler ve veliler neyin kabul edilebilir, neyin asla kabul edilmez olduğunu kesin ve net bilmesidir. Kesin Müdahale: Zorbalık görmezden gelinemez. Eğitimi yönetenler bu konuda tolerans göstermeden devreye girmeli, aynı zamanda zorbalıkla mücadelede öğretmene, öğrenciye ve veliye destek hizmeti vermelidir…
Güçlü Rehberlik Sistemi: Psikolojik destek erişilebilir olmalıdır. Bunun için daha fazla Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen istihdam etmeli, okul rehberlik servisi her açıdan güçlendirmelidir. Bir öğrencinin başarılı sayılması sadece sınav notuna göre değil, okul içindeki sosyal iletişim, saygı ve empati kültürü becerileri de dikkate alınarak belirlenmelidir…
Bu konuda yapılan en büyük hatalardan birisi de akran zorbalığını sadece “zorba öğrenci” üzerinden tanımlamaktır. Bizlerin bu yanılgılara düşmememiz gerekir. Şiddet ne okulda ne aile içerisinde hiçbir zaman hoş karşılanamaz ve şiddet affedilemez bir durumdur…
Yukarıda isimlerini verdiğim şehirlerdeki okullara yapılan silahlı saldırılarda hayatını kaybeden Öğretmenlerimiz. Hayatının baharında çirkin saldırıda hayatlarını kaybeden çocuklarımızı, öğrencilerimizi nasıl unuturuz. Bu çirkin saldırıları yapan katillerin durumlarına baktığımızda aile, Aile yapıları ön plana çıkmaktadır. Saldırıda bulunduğu silah mutlaka Ailesinin silahlarını bu işlerde kullanan çocuklar. Çirkin saldırılar kabul edilemez. Çocuklarımızı bu saldırganlıklardan alıkoymalıyız ve Aile içerisinde bunları önleyici tedbirleri almalıyız. Uzun lafın kısası çocuklarımızın eğitmeleri önce aile de başlar, sonra okulda devam eder…
Sosyal medyada çocuğunun ne kadar zaman geçirdiğini, kimlerle arkadaşlık yaptığını Bu Arkadaşlarının iyi niyetli mi, Kötü niyetli mi Aileler bunları tespit etmelidir…