Kamu ile özel okullar arasındaki fark katlanarak açılıyor!

19 Nis 2026 - 15:15 YAYINLANMA
Devlet okullarıyla, özel okulları tartışacak olursak ne olur?
Bir tarafta ana dil becerisi tamamlamakta zorlananlar, diğer tarafta ana dilin yanında en az bir yabancı dili akıcı biçimde konuşabilenler.
Bir tarafta sadece akademik alanda ezbere dayalı bilgi yüklemesi altında ezilenler, diğer tarafta sosyal aktivitelerle bütünlüklü gelişim sağlama yolunda önemli adımlar atanlar…
       Bir tarafta teknolojiye uzaktan bakanlar, diğer tarafa eğitim teknolojisini sonuna kadar kullananlar. Bir tarafta doluluk yaşayan sınıflar, diğer tarafta her yönüyle düşünülmüş sınıf ortamları…
Özel okulların olumsuz yanı yok mu?
Olumsuzluklar olmaz olur mu onlarca?
       Özel okulların tamamının kolej olduğunu ve GCE A-Level programı odaklı eğitimler verdiğini dikkate alan bir karşılaştırma yapsak bile yine de özel okulların kamu kolejlerinden çok daha iyi olduğunu söylemek mümkün değildir…
       Öğretmenin göreve başlaması ya da görevden çıkarılması okul patronun bir sözüne bağlı olması nedeniyle çok sık ve sürekli öğretmen değişikliği ile karşılaşan öğrencilerin pedagojik gelişimlerindeki sıkıntıları yaşamaktadır...
       En önemlisi de: “müşteri” olarak görülen anne-babaya şirin görünmek adına okul yaşamı, sınıf geçme, öğrenci başarısı ve davranışların disipline edilmesinde adil olmayan uygulamalar…
Peki, ama neden onlarca sıkıntısına rağmen özel okullar ile kamu okulları arasındaki fark neden katlanarak artıyor?
       Bu sorunun en temel yanıtı; “21. Yüzyılda yaşamamıza rağmen kamu okullarında hâlâ 19. Yüzyıl eğitim anlayışının hâkim olduğu söylentileridir” denebilir mi?
       Kamu okullarımızda hâlâ; Öğrencilerin farklı ilgi ve becerilerini geliştirmeye odaklanılmıyor. Eğitim sadece kâğıt üzerinden öğrenilenle sınırlı. Ezber yeteneği ve sorulan sorulara yanıt verme hâlâ en önemli başarı kriteri. Düşünme, problem çözme, analiz, yorum ve üretim yok denecek düzeyde olması gösterilmektedir.
Öğrencilere milli değerlerin kazandırılması en önemli uygulama olmaya devam ediyor… Küresel sorunlara, insanı ve evrensel değerler duyarlı bireyler yetiştirmek okulların en son görevi olmuş durumunda…
       Bilinmelidir ki; en liberal ülkelerde bile eğitimin kamusal bir yanı vardır. Bu kamusal yan, saygın bir yaşam sürebilmek için sadece bireyin sahip olduğu eğitim hakkından değil, eğitimin; “insanlaşma” sürecinin esası olmasından kaynaklanmaktadır…
       Eğitimin kamusallığı, sınırını genişletme ve eğitim alma durumunu koruma işidir.  Eğitimi bazı yanlışlıklarla yönetmek en hafif ifadeyle topluma yapılmış en büyük kötülüktür…
       Eğitim sisteminin hem ülke kaynaklarının hem de aile bütçelerimizin ne denli büyük bir kısmını tükettiği göz önüne alınırsa, ne derece büyük bir öneme sahip planlama ile yönetilmesi gerektiği çok daha iyi anlaşılabilir. Çünkü eğitim kamusaldır ve ulaşılması gereken hedefleri vardır…
       Devlet tarafından verilen parasız eğitim, eğitim hakkının kullanıldığı anlamına gelmez. Kamusal eğitim, istisnasız her çocuğun “kaliteli eğitime” ulaşmasını sağlaması demektir…
       Devlet okullarında öğrencilerin birbirleriyle dalaşması, “Akran kavgalarının” çoğalması, öğrencilerin eğitimin yanı sıra kavgaların artması, hatta yumruklu, silahlı, bıçaklı saldırıların düzenlenmesi bu akran kavgalarının can almaya kadar gidilmesi, Öğrencilerin, Öğretmenleriyle alay edip şaklabanlık yapmaları aileler arasında hoş karşılanmamalıdır. Öğrencilere önce Ebeveynlerin, Anne-Babaların gerekli terbiyeyi vermesi sonra da okullarda öğretmenlerin bu gereksiz işlere öğrencilerin tevessül etmemeleri için gerekli terbiye eğitimini de vermeleri gerekmektedir…
Benden bir Tavsiye
       Çocuğunuzun görebileceği ve kolayca alabileceği bir kitap köşeniz olmalı. Böylece çocuğunuzun büyüme sürecinde kitaplara yabancı kalmamasını sağlamış olursunuz…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: