14 Mart sadece tıp bayramı mıdır?

15 Mar 2026 - 12:44 YAYINLANMA
14 Mart’ın sadece "stetoskop ve beyaz önlük" günü olmadığını, aslında bir istiklal meşalesi olduğunu çok net gösteriyor. Tıbbiyeli Hikmet’in o vakur duruşu ve Sivas Kongresi’ndeki o meşhur çıkışı, olduğunu çok kişi fazla bilmiyor. Benim yakın Dostum Menemen Devlet Hastane eski Başhekimi Op. Dr. Nusret Ayaz ile yaptığımız sohbette ve Tıp Bayramını kutladığımda, beni Tıp Bayramı konusunda çok aydınlatıcı ve bilgilendirici açıklamalarda bulundu. Bizler Hepimiz canlarımızı teslim ettiğimiz, Doktor ve sağlıkçılarımıza aslında 14 Mart Tıp Bayramı’nın ne olduğunu daha açıklayıcı bilgilerle anlatmaya çalışacağım. Kıymetli Dostum, Ağabeyim, Op. Dr. Nusret Ayaz’a çok teşekkür ediyorum…
       Bugün takvimler 16 Mart’ı gösteriyor. İki gün önce 14 Mart Tıp Bayram’ıydı. Çoğumuz için bu tarih, fedakâr sağlık çalışanlarımızın bayramı, hastanelerde kutlamalar ve tebrik mesajları demek. Ancak bu tarihin derinliklerine indiğimizde, karşımıza sadece tıbbi bir yıl dönümü değil, dev bir “vatanseverlik destanı” çıkıyor…
       Gelin, bugün beyaz önlüklerin arkasındaki o çelikten iradeyi, Tıbbiyeli Hikmet’in hikâyesini birlikte hatırlayalım…
İşgale Bayrak Açan Tıbbiyeliler
       Her şey 1827 yılında, II. Mahmut döneminde modern tıp eğitiminin başlangıcı sayılan Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin açılmasıyla başladı. Ancak 14 Mart’ı asıl “bayram” yapan olay, 1919’un o karanlık işgal günlerinde saklıdır…
       Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul işgal altındaydı. İngilizler, stratejik önemi nedeniyle dönemin tıp fakültesi olan “Tıbbiye-i Şahane” binasına el koymuştu. Devir, teslimiyet devriydi; gösteriler yasak, umutlar yorgundu. İşte o günlerde, Tıbbiyeli Hikmet (Boran) ve arkadaşları sessiz kalmayı reddetti!
       14 Mart 1919 sabahı, İngiliz nöbetçileri atlatarak okulun iki kulesi arasına dev bir Türk bayrağı astılar. Bu, işgal altındaki İstanbul’un kalbinde çakan ilk isyan kıvılcımıydı. İngilizler öğrencileri tutukladığında savunmaları hazırdı: “Biz bayramımızı, tıp eğitiminin kuruluşunu kutluyoruz!” İşgalci güçler bu zekice manevrayı sineye çekmek zorunda kaldı, ama o ateş bir kere Anadolu’ya sıçramıştı.
“Mandayı Reddediyoruz Paşam!”
       Tıbbiyeli Hikmet’in hikâyesi İstanbul’da bitmedi. Arkadaşlarının aralarında topladığı parayla Sivas Kongresi’ne delege olarak gönderilen bu 19 yaşındaki genç, Türk tarihinin yönünü değiştiren o çıkışı yaptı. Kongrede manda ve himaye tartışılırken, Hikmet Bey yerinden fırlayarak doğrudan Mustafa Kemal Paşa’ya seslendi: “Paşam, bağımsızlık yolunda çalışmaya geldim. Mandayı kabul edemem. Eğer siz de kabul ederseniz, sizi de reddederiz!”
       Mustafa Kemal’in gözleri parladı. Gençliğin asil kanındaki o cevheri gördü ve tarihe geçecek o yanıtı verdi: “Evlat, müsterih ol! Parolamız tektir: Ya istiklal ya ölüm!”
Hafızamızı Tazelemek
       Tıp Bayramı, 1929-1937 yılları arasında kısa bir süre Bursa’daki ilk Türkçe tıp derslerine atıfla 12 Mayıs’ta kutlansa da, sonunda ait olduğu yere, 14 Mart’a geri döndü. Çünkü 14 Mart, bu milletin sadece sağlığını değil, bağımsızlığını da korumaya yemin etmiş bir camianın onur günüdür…
       Bugün doktorlarımıza teşekkür ederken, 107 yıl önce o binaların çatısına bayrak asan, Sivas’ta tam bağımsızlık diye haykıran Tıbbiyeli Hikmetleri de saygıyla analım…
       14 Mart, bir meslek kutlamasından çok daha fazlasıdır; “hürriyet aşkının beyaz önlükle vücut bulmuş halidir.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Beni Türk Hekimlerine emanet edin.”
Sözleri günümüzde Hastanelerde Duvarlarda yazılı olarak asılmıştır.
Bu vesileyle Tüm sağlık emekçilerimizin, bu şanlı tarihin mirasçılarının Tıp Bayramı kutlu olsun!

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: