Kaç Ölüm Bir “Statü” Eder? 3

17 Eyl 2026 - 06:17 YAYINLANMA

 

BÖLÜM 3 — BU KAPIYI KİM AÇTI?

“İkinci bölümde 1999'a kadar mahkeme kayıtlarına giren bilançoyu açtık: 6.036 silahlı saldırı, 3.071 bombalı saldırı ve 9.818 insan. Soruyu şurada bıraktık: ‘9.818 insanın üzerinden kaç yıl geçince artık hatırlamamamız bekleniyor?’”

Şimdi o hafızanın karşısına tek bir kelimeyi koyalım:

STATÜ.

Bir ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü devletten “statü” talep edebiliyorsa önce statünün ne olduğunu değil, başka bir şeyi sormak gerekir:

Bu talebi mümkün kılan nedir?

Bu kapıyı kim açtı?

Bu ihtimali kim yarattı?

Bir mahkûma, mahkûmiyetinin devam ettiği sırada devlet karşısında yeni bir siyasi veya hukuki konum talep edebileceği düşüncesini hangi süreç verdi?

Hangi hukuk?

Hangi düzenleme?

Hangi müzakere?

Hangi siyasi karar?

Bu özgüven nereden geliyor?

Mahkeme hükümlünün hukuki statüsünü zaten belirlemiş:

Hükümlü.

Üstelik ağırlaştırılmış müebbet.

O halde başka hangi statü?

Siyasi statü mü?

Müzakereci statüsü mü?

Kurul üyeliği mi?

Devlet mekanizmasının içerisinde görev alacak yeni bir konum mu?

Bunların hiçbiri değilse nedir?

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan'ın ağustos ayında yaptığı açıklamaya göre Öcalan'ın kurulması planlanan “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu”nda yer alması öngörülüyor.

Soru artık ev değildir.

Soru şudur:

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Abdullah Öcalan hangi hukuki sıfatla bir devlet mekanizmasında görev alacaktır?

Üye mi?

Danışman mı?

Muhatap mı?

Müzakereci mi?

Koordinatör mü?

Başka bir sıfat mı?

Kim atayacak?

Hangi yetkiyle?

Görev tanımı ne olacak?

Sorumluluğu ne olacak?

Karar verme yetkisi olacak mı?

Devlet kurumlarıyla doğrudan temas kuracak mı?

Hukuki denetimini kim yapacak?

Meclis mi?

Yargı mı?

Yürütme mi?

Millet bütün bunların neresinde?

Daha temelini soruyorum:

Bu görev hukukun neresinde?

Bu statü hukukun neresinde?

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlülüğü devam ederken aynı kişiye bir devlet mekanizmasında görev verilmesinin hukuki dayanağı nedir?

Hükümlü sıfatı devam edecek mi?

Edecekse devletin kurduğu bir mekanizmada görev nasıl üstlenilecek?

Bu görev kamu görevi midir?

Değilse nedir?

Yetki kullanılacak mı?

Kullanılacaksa hangi kanundan doğacak?

Sorumluluk doğacak mı?

Doğacaksa hangi hukuk uygulanacak?

Yetkisi olup sorumluluğu olmayan kişiye özel bir statü mü yaratılacak?

Türkiye Cumhuriyeti hukukunda bunun karşılığı varsa gösterin.

Kanunu gösterin.

Maddeyi gösterin.

Yetkiyi gösterin.

Görev tanımını gösterin.

Denetim mekanizmasını gösterin.

Yoksa kişiye göre yeni bir hukuk mu yazıyoruz?

Sorum daha büyük:

Bir ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünün mevcut hukuki statüsü mahkeme kararıyla belirlenmişken ikinci bir “statü” ihtiyacı nasıl doğdu?

Kim ihtiyaç duydu?

Hangi hukuki boşluk bunu gerekli kıldı?

Yoksa ortada hukuki bir ihtiyaç değil, siyasi bir ihtiyaç mı var?

Siyasi ihtiyaç varsa hukuk buna göre mi şekillendirilecek?

Hukuk siyasetin ihtiyacına göre kişiye statü üretmeye başladığı gün eşitlik ilkesi nerede kalır?

Talep etmek başka şeydir.

Devletin o talebi mümkün hâle getirmesi başka.

Bir mahkûm talepte bulunabilir.

Devlet talebe göre hukuk yaratamaz.

Yaratacaksa bunun adı, kapsamı, gerekçesi ve herkese uygulanabilirliği milletin önüne konulmalıdır.

Aksi hâlde yalnızca Abdullah Öcalan'ın statüsünü tartışmıyoruz.

Hukukun statüsünü tartışıyoruz.

DEVAM EDECEK…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: