İzmir'in Suyu Kimim Şişesinde? Bu Sömürüye Dur Deyin!

09 Şub 2026 - 14:06 YAYINLANMA

İzmir’de su krizi artık bir "doğa olayı" değil, bir yönetim faciasıdır. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Valisi ağız birliği etmişçesine deniz suyunu işaret ediyorlar

 Peki, vatandaş olarak sormak hakkımız:

 Neyi, hangi parayla ve hangi yetkiyle yapacaksınız? Ortada somut bir plan yok ama durum gayet basit: Bugün "tamam" deyip kazmayı vursak, yıllık ihtiyacımızın sadece %10’unu (30 milyon m3) karşılayacak bir tesisin kurulması bile  en az 6-8 yıl sürer. İdareciler slogan atarken, İzmir halkı baraj diplerindeki çamura, tabanı delik kuyulara ve yağmur duasına mahkûm ediliyor.

"Pahalı" Bahanesi Tarih Oldu!

Deniz suyundan içme suyu elde etmek artık bir lüks değil, zorunluluktur. İsrail, Dubai, Singapur ve İspanya gibi ülkeler yıllardır bu yolla susuzluğu yendi. 15-20 yıl öncesinin hantal ve pahalı teknolojileri artık geride kaldı. Bugün gelişen teknoloji ve yenilenebilir enerji çözümleriyle maliyetler radikal şekilde düştü. Artık teknoloji değil, irade eksikliği var!

İçecek Devleri Kazanıyor, İzmirli Susuz Kalıyor!

Gelelim en can alıcı noktaya: İzmir’in yer altı sularını yıllardır "kuyu ruhsatı" adı altında sömüren agresif kâr anlayışına!

Rakamlar ürkütücü:

Türkiye’deki bira pazarının %45’i, kola pazarının ise %25’i İzmir ve Ege kaynaklı. 1 litre içecek üretmek için temizlik ve soğutma dahil 3 litre su harcanıyor!

Küresel devler, yer altı suyumuzu "bedavaya yakın" çekip, bize içecek adı altında şişeyle 2 USD bandındaki fiyatlara geri satıyorlar.

 İzmirli evinde çeşmesinden akan suyu içemezken yıllık ortalama 20 bin TL damacana parası ödüyor, bu fabrikaların havzalarımızı yağmalamasına neden "DUR" denmiyor?

İZSU Yetkisini Neden Kullanmıyor?

 İşte Yatırım ve Kaynak Planı: İZSU, kanunla kurulmuş, geniş yetkilere sahip bir kamu tüzel kişiliğidir. Elindeki yasal gücü neden sömürgeci sermayeye karşı kullanmıyor?

Kaynak mı arıyorsunuz?

İşte İzmir’i kurtaracak reçete:

Deniz Suyu Arıtma Tesisi: İlk etapta yıllık 30 milyon m3  kapasiteli modüler bir tesis kurulmalıdır. Yatırım maliyeti yaklaşık 180 Milyon USD’dir.

GES ile Sıfır Enerji Maliyeti: Tesisin yanına kurulacak 75 MW’lık Güneş Enerji Santrali (GES) ile en büyük gider olan elektrik maliyeti sıfırlanmalıdır. Böylece suyun maliyeti baraj suyu seviyesine iner.

Sanayici Arıtma Fonu: Kapasite artırmak isteyen her tesise ve mevcut tüketimlerinin tamamını sayaç ile kayıt altına alarak ilave tarifeler ile "Deniz Suyu Arıtma Fonu" payı zorunluluğu getirilmelidir.

Bütçede Adalet: İlçe belediyelerine "atık bedeli" adı altında aktarılan kaynaklar ve kayıp-kaçak oranlarının azaltılmasından elde edilecek tasarruf doğrudan bu "Su Devrimi" fonuna aktarılmalıdır.

Son Sözüm İdarecilere...

Sayın Vali, Sayın Belediye  Başkan ve İZSU Yönetimi; İzmirliyi kurumuş baraj diplerine mahkûm edip, dev şirketlerin kâr hırsına su taşımaktan vazgeçin!

Bu şehir sizin süslü sloganlarınızla değil, halkın hakkını geleceğini koruyan dik duruşunuzla kurtulur.

Ya o dev şirketlere "Dur" deyip halkın yanında saf tutarsınız ya da bu susuzluğun vebaliyle tarihin tozlu raflarına gömülürsünüz.

Şimdi seçiminizi yapın: Küresel sermayenin su bekçisi mi olacaksınız,

yoksa İzmir halkının hakkını savunan o yürekli irade mi?

Yazara ulaşmak için fikretmisirli@gmail.com'a yazabilirsiniz.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: