Meclis Değil, Savaş Alanı: İzmir’e Yazık Ediyorsunuz
Geçtiğimiz dönem meclis sıralarında ve komisyonlarında görev almış biri olarak açık konuşacağım:
Son yaşananlar bir “tartışma” değil…
Bir nezaket iflasıdır.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Nisan ayı oturumlarında gördüğümüz yumruklar, itiş kakışlar ve bağrışmalar; sadece o salonun değil, bu kentin siyasi kültürünün de yara aldığını gösteriyor.
Oysa o meclis…
Ne bir ego tatmin alanıdır,
Ne de Ankara’daki kavgaların taşeronluğunu yapacağınız bir sahne.
Orası, İzmir’in geleceğinin konuşulduğu yerdir.
Meclis, Halkın Hesap Sorduğu Yerdir
Nisan ayı oturumları sıradan bir toplantı değildir.
Bu süreç, İzmir halkının parasının ve yatırımlarının hesabının sorulduğu en kritik dönemdir.
Ama siz ne yaptınız?
Halkın dikkatini hizmetten koparıp, kavgaya yönlendirdiniz.
İzmirlinin hakkını savunması gereken kürsüyü, kişisel performans alanına çevirdiniz.
Şunu net söyleyeyim:
Farklı görüş olabilir.
Sert eleştiri olabilir.
Ama kavga… asla kabul edilemez.
Çünkü o kavga sadece mecliste kalmaz.
Sokağa yansır.
Toplumu zehirler.
Ve bu, İzmir’e yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Asıl Sorumlu Sadece Meclis Üyeleri Değil
Bu tabloyu sadece meclis üyelerine yıkmak kolaycılık olur.
Burada açık bir yönetim zafiyeti vardır.
Milletvekilleri, il başkanları, parti yöneticileri…
Hepinize sesleniyorum:
Meclis üyelerini kendi sert siyasetinizin aparatı haline getirmeyin.
Grup başkanvekilleri…
Meclis yönetmek sadece söz kesmek ya da oylama yapmak değildir.
Gerçek liderlik;
gerginliği düşürmek,
uzlaşma zemini kurmak,
sorun çözmektir.
Bunu yapamıyorsanız, kusura bakmayın:
Bu bir vizyon eksikliğidir.
Genel Merkezler Artık Gereğini Yapmalı
Bu iş burada kalamaz.
Meclis kürsüsünü kavga alanına çevirenler için
parti disiplini işletilmelidir.
Gerekirse disiplin süreçleri devreye sokulmalıdır.
Çünkü bu sadece parti meselesi değil,
İzmir’e duyulan saygının meselesidir.
Kimse bu kenti kendi siyasi kariyerinin sahnesi yapamaz.
Koltuklar Geçici, İz Kalıcıdır
Unutmayın…
Bu koltuklar kalıcı değil.
Bu şehirde sizden önce on binlerce meclis üyesi geldi geçti.
Siz de geçeceksiniz.
Ama geriye ne kalacak?
Hizmet mi?
Yoksa kavga görüntüleri mi?
Seçmen bunu unutmaz.
Ve günü geldiğinde affetmez.
Saygınlık makamla değil, duruşla kazanılır.
Önünüzde hâlâ zaman var.
Ama o zaman hızla tükeniyor.
Son Söz
İzmir’in vaktini çalmayın.
Halkın denetim hakkını gölgelemeyin.
Bu kentin kültürüne yakışır şekilde davranın.
Sağduyuya dönmek için hâlâ geç değil.
Ama bu gidişle…
İzmir kaybeder.