İsimler Değişiyor, İzmir Ne Kadar Değişiyor?
Yeni dönem anlatılıyor… şehir hâlâ yeni başlangıcı bekliyor
Yerel seçimlerden sonra İzmir’e güçlü bir vaat sunuldu:
Yeni dönem.
Daha hızlı yönetim.
Yeni projeler.
Yeni vizyon.
Ancak aradan geçen süre sonunda kentte giderek büyüyen soru artık siyasi değil, yönetsel:
İzmir’de gerçekten yeni bir dönem mi başladı, yoksa mevcut politikalar yeni bir anlatıyla mı sürdürülüyor?
KURDELELERİN ŞEHRİ
Bugün açılışı konuşulan projelere bakıldığında ortak tablo açık:
Buca Tüneli.
Çiğli 4. Faz Arıtma Tesisi.
Karşıyaka Opera Binası.
Ve en önemlisi Buca Metrosu.
Bu projelerin tamamı önceki dönemde ihale edilmiş, finansmanı sağlanmış yatırımlar.
Buca Metrosu özellikle önemli.
Çünkü bu hat yalnızca bir ulaşım yatırımı değil, önceki yönetimin kent vizyonunun sembolü.
Açılış bugünkü yönetime nasip olabilir.
Ama kent hafızası farklı işler:
Projeleri kurdeleyi kesen değil, başlatan sahiplenir.
ÇEVRE BELEDİYECİLİĞİ Mİ, İZDÖNÜŞÜM MÜ?
Yeni dönemin çevre politikası olarak İZDÖNÜŞÜM öne çıkarıldı.
Ancak tartışma burada başlıyor.
Çevre belediyeciliği yalnızca atık toplama organizasyonu değildir; uzun vadeli ekolojik planlama, mali sürdürülebilirlik ve kent ölçeğinde dönüşüm gerektirir.
Bugün “yenilik” olarak anlatılan başlıklar ise daha çok operasyonel değişiklikler:
· şirket merkezinin taşınması,
· atıkların evlerden tek tek toplanması.
Bu nedenle soru kaçınılmaz:
Bu bir çevre vizyonu mu, yoksa mevcut sistemin yeniden düzenlenmesi mi?
Çevre politikası söylemle değil, ölçülebilir sonuçlarla güç kazanır.
SÜNGER KENT’TEN YAĞMUR KENT’E: İSİMLERİN SİYASETİ
“Sünger Kent” yaklaşımı yerini “Yağmur Kent” söylemine bıraktı.
“Halkın Bakkalı” modeli “İZMAR” oldu.
İsim değişimi tek başına sorun değildir.
Ancak kentliler şu soruyu sormakta haklıdır:
Hizmet büyüyor mu, yoksa sadece başlığı mı değişiyor?
Eğer politika aynı kalıyorsa, değişim algısı uzun süre ayakta kalmaz.
SOSYAL BELEDİYECİLİKTE GERİYE GİDEN RAKAMLAR
Süt Kuzusu Projesi için “yeni dönem” ilan edildi.
Ama veriler dikkat çekici:
Önceki dönemde yaklaşık 153 bin çocuğa ulaşan proje, bugün 105 bin çocuk seviyesinde.
Kentte sorulan soru basit ama güçlü:
Çocuklar mı büyüdü, yoksa sosyal destek mi küçüldü?
Sosyal belediyecilik devam ederek değil, genişleyerek güçlenir.
AYNI PARTİ, BİTMEYEN GEÇMİŞ TARTIŞMASI
İzmir yaklaşık otuz yıldır aynı siyasi gelenek tarafından yönetiliyor.
Bu durum önemli bir avantaj da olabilir.
Çünkü süreklilik, uzun vadeli şehir politikası üretme imkânı verir.
Ancak burada ortaya çıkan çelişki dikkat çekici:
Aynı parti yönetirken geçmişle siyasi kavga yürütülmesi, yönetim enerjisinin geleceğe değil geçmişe harcandığı algısını yaratır.
Şehirler parti içi tartışmalarla değil, ortak vizyonla büyür.
ULAŞIMDA DEVRİM DEDİLER… ŞERİT BOYASI ÇIKTI
Manas Bulvarı.Smyrna ve Ankara Asfaltı.
“Ayrılmış otobüs yolu devrimi” denildi.
Ama mühendislik gerçeği açık:
Trafik başladıktan sonra çizgi çekmek devrim değildir.
Ama kent ölçeğinde dönüşüm yaratan yatırımlar bellidir:
· yeni metro hatları,
· raylı sistem genişlemesi,
· uzun vadeli ulaşım planı.
Bugün İzmir’in beklediği şey sadece trafik düzenlemesi değil, ulaşım vizyonudur.
ERKEN SORU: İZMİR NEDEN YENİDEN SEÇSİN?
Sayın Cemil Tugay, görev süresi henüz tamamlanmadan önümüzdeki dönemde devam etmek istediğinizi ifade ettiniz.
Bu noktada kentte doğal bir soru doğuyor:
İzmir sizi neden yeniden seçsin?
Kalan görev süresinde hangi büyük projeler başlayacak ki yeni dönem için güçlü bir gerekçe oluşsun?
Çünkü siyaset yalnızca niyet beyanıyla değil, ortaya konan eserlerle ölçülür.
Ve eğer seçim yalnızca partinin gücüyle kazanılacaksa, o zaman şu daha zor soru ortaya çıkar:
İzmir partisini zaten seçiyorsa, başkan kimin olacağının ne önemi var?
SON SÖZ: İZMİR’İN BEKLEDİĞİ ŞEY
İzmir bugün bir geçiş noktasında.
Devralınan projeler tamamlanıyor.
Ama yeni şehir hikâyesi henüz yazılmadı.
Ve şehirlerin hafızası nettir:
İsimler değiştiğinde değil, yön değiştiğinde yeni dönem başlar.
İzmir artık açıklama değil başlangıç görmek istiyor.
Ve beklediği cevap tek bir soruda saklı:
Bu dönem İzmir’i nereye götürecek?