Srebrenitsa'da Atılan İmza, İzmir'de Unutulan Emanet!

16 May 2026 - 20:33 YAYINLANMA

Henüz üç aylık bir bebekken, Üsküp–Sirkeci treninin yorgun vagonlarında, Yugoslavya İştip doğumlu anne ve babamın kucağında anavatana sığınmış bir göçmen çocuğuyum ben.
Ailem, iki valizle yola çıkan nice Balkan göçmeni aileden biriydi.
Sirkeci Garı’nda nereye gideceği belli olmadan bekleyen, sonra İzmir Gültepe’de iki gözlü bir gecekonduda altı nüfusla hayata tutunmaya çalışan bir ailenin çocuğuydum.
Rahmetli annem, o zor şartlarda bir gün evimizi “saray”a benzetmişti. O sözü hiç unutamam.
Çünkü o söz, yokluğa yenilmeyen, başını eğmeden çalışan, vatana minnetini üretmekle ödeyen onurlu göçmen ruhunun özetiydi.
Biz Balkan göçmenleri İzmir’e sadece nüfus olarak eklenmedik; emek verdik, değer kattık, medeniyet kattık.
Cumhuriyet’e, laikliğe, aileye, çalışmaya ve vatan sevgisine bağlı bir kültürün taşıyıcısı olduk.
Bugün, İzmir Büyükşehir Belediyesi geçmiş dönem Meclis Üyesi olarak, önümde duran bir fotoğrafa bakıyorum.
Temmuz 2022, Srebrenitsa…

Geçmiş dönem
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer, meclis üyeleri, Balkan dernekleri, sivil toplum örgütleri ve basın mensuplarıyla birlikte Saraybosna’daydık.
8 bin 372 masum canın katledildiği coğrafya da
Potoçari Anıt Mezarlığı’nda Sayın Soyer anı defterine şu notu düşüyordu:
“Barışı mutlaka güçlendireceğiz.
Faşizme karşı omuz omuza duracağız.”
O anı defteri bugün hâlâ Saraybosna’da duruyor.
Mesele sadece bir deftere imza atmak değildi.
Mesele, Avrupa’nın kalbinde, insanlığın vicdanına hançer gibi saplanmış Srebrenitsa gerçeği karşısında İzmir’in adını onurlu bir duruşla tarihe yazabilmekti.
İşte vizyon buydu.
Bugün ise aynı İzmir’de Balkan göçmeni hafızasına mesafeli duran, dernekleri gerçek muhatap almakta zorlanan, etkinlikleri iptal eden, kısıtlayan ve kültürel projeleri geri plana iten bir Cemil Tugay yönetimi görüyoruz.
Bu yalnızca iki isim arasındaki fark değildir;
kültüre bakış ve vizyon farkıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 100 milyar TL’yi aşan bütçesi ortadayken,
Balkan ve Rumeli kültürüne geldiğinde “tasarruf” gerekçesine sığınılması kabul edilemez.
Bu mesele para yokluğu değil, tercih meselesidir.
Tasarruf kültürel hafızadan yapılmaz. Tasarruf Atatürk’ün emanetinden yapılmaz. Tasarruf bu kentin kurucu insanlarının onurundan yapılmaz.
Atatürk’ün mirası olan Uluslararası Balkanlılar Halk Dansları Festivali’nin Cumhuriyet Meydanı’ndaki geleneksel açılışı neden kaldırıldı?
Geçmişte 10 gün süren festival neden 2025’te 9 saate sıkıştırıldı?
Festival neden Enternasyonal Fuarı’nın içine sıradan bir alt etkinlik gibi konuldu?
Altı dilde repertuvarıyla İzmir’i temsil eden Mübadele Korosu neden açıklamasız tasfiye edildi?
Buca Balkan Festivali neden iptal edildi?
30 Ocak Mübadele Anmaları neden göstermelik hale getirildi?
Bunların makul ve vicdani bir izahı yoktur.
Biz ayrıcalık istemiyoruz. Lütuf beklemiyoruz. Makam istemiyoruz.
Biz, Atatürk’ten bugüne taşınan kültürel mirasımıza hak ettiği saygının gösterilmesini istiyoruz.
Başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve Buca Belediye Başkanı Görkem Duman olmak üzere; meclisteki Balkan kökenli temsilcilerimizi sessizliği terk etmeye, tasfiye edilen projeleri yeniden ayağa kaldırmaya ve görevlerini hakkıyla yapmaya davet ediyorum.
Çünkü
Srebrenitsa’da “unutmayacağız” diye imza atan bir İzmir’in, bugün kendi şehrinde Balkan mirasını unutturmasına izin verilemez.
Biz unutmayacağız.
Ne Srebrenitsa’yı… Ne mübadelenin acısını… Ne Gültepe’de iki gözlü gecekonduda başlayan onurlu göçmen hayatlarını…
Ne Rumeli’nin bu kente kattığı medeniyeti… Ne de bugün bu mirasa sırtını dönenleri…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: