Üretim az ama tüketim de çılgınlık yaşanıyor!

06 Eyl 2026 - 19:24 YAYINLANMA
Hayat pahalığının önüne geçemediğimizin sebeplerinden birisi de Üretimin az olması, Tüketimde ise adeta çılgınlık yaşandığını görüyoruz. Bu zor durum içinde bulunduğumuz ve çare aradığımız çıkmazların belki de en önemli sebeplerinin başında, Üretim ve tüketim arasındaki dengesizliğe baktığımızda almış başını giden bir uçurum var...
       Özellikle gençlerimizin, çalışmaktan çok günümüzde yaşadığımız çağ mı diyelim, yoksa “yenidünya düzeni mi?” diyelim, adeta “tüketim çağı, tüketim çılgınlığı” yaşanıyor…
       Orta yaşlarda ve o yaşların üzerinde olan herkes mutlaka hatırlar, hatta o günleri özler. Ve söze şöyle başlayarak her fırsatta anlatır; Eskiden insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaparken, bu kadar çeşitlilik yoktu. Sebze Meyve mevsiminde alınırdı. İşimize yaramayacak gereksiz malzeme fazladan alınmazdı. Mesela ayakkabı bayramdan bayrama alınırdı…
       İnanıyorum ki pek çok insana bu yazdıklarımı çok iyi hatırlıyordu. Çünkü bugün birçok kişi ihtiyaç duymadığı ürünleri bile satın alıyor. Yiyemediklerini, kullanmadıklarını çöpe atıyor. Tam bir tüketim çılgınlığı yaşanıyor...
       Bizim gibi üretim imkânları sınırlı ama istenilirse üretip ihraç yapabilen ama dışa da bağımlı bir ülkeyiz. Baktığımızda piyasa, bundan olumsuz olarak etkileniyor…
       Mutlaka bir bilim dalıdır, sosyal bir sorundur, ama reklamlar, sosyal medya ve sürekli yenilenen ürünler, daha fazlasına sahip olmanın mutluluk getireceği düşüncesi, tüketim alışkanlıklarını etkiliyor, tüketimi de artırıyor…
       Günün sonunda, her şey eskiyor, kısa sürede yenileri çıkıyor.
Tabi ki maddi imkânlar daha çok, eskiye göre bir isteğe ulaşmak daha kolaydır ama bizim çocukluk dönemlerimizde, hemen herkes eşit ekonomik şartlardaydı. Gelir de, gider de aynı sayılırdı. Annelerimiz genelde çalışmazlardı… Eskiden öyleydi, benim yaş aralığımda olan ve bu yazıyı okuyan herkes ne anlatmaya çalıştığımı mutlaka anlayacaktır…
       Bir diğer taraftan, özenti de var, böylece insanlar, farkında olmadan bitmeyen bir tüketim döngüsünün içine giriyor. Tüketim toplumu, çoğu zaman “sahip olduklarıyla değerli” olduğuna inanıyor. Çocuklarına çok düşkün bir toplumuz, çocukların her istediğini almak, sahip olmasını sağlamak, çocuklarımızı çok sevdiğimiz ve bu yolla sevgimizi göstermiş olduğumuza inanıyoruz ama aslında yanlış yaptığımızın farkında değiliz…
       Para kazanmanın zor, harcamanın kolay olduğunu anlatmak çok daha önemli değil midir?
       Hayatın, kendi ayaklarının üzerinde durmanın, ekonomik bağımsızlığın, para kazanırken değil, para harcarken dikkatli olmanın gerekliliği, insanın, bilgisinin, karakterinin, üretkenliğinin esas hedef olması gerektiğini genç nesillere aşılamak önemidir. Tasarruf, bilinçli tüketim, günümüzde moda olan kolay para kazanmanın hedef olmaması, çocuklara, gençlere, en büyük miras olarak aktarılmalıdır...
       İstek çok, hepsinin merkezinde farklı sebepler var. Köşe Yazımda anlatmaya çalıştım. Esas soru, net olarak şu olmalıdır; “Gerçekten bunalmaya ihtiyacım var mı?” Eğer bu soruyu alışveriş yapmadan önce samimiyetle sorabilirsek hem tasarruf yapılır hem israfı azaltılır hem de ekonomik güçlüğümüzü sürdürebiliriz. Elbette ülkemizde, ailelerde bu yönde ciddi eksikler var…
       Bilinçli tüketim ve tüketici sadece aileler ve nesillerin rast gele kendi başına bulacağı bir doğru değildir. Bu önce ailelerde, sonra okullarda ve sonra devlet, bunun yanında en çok da STK Örgütleri, Tüketici hakları, bilinçlendirme, yönlendirme ile ilgili ciddi bir uygulama, programları hazırlayıp bunların anlatılacağı ve halkı bilinçlendirmeleri gerekir. Ülkemizde bu kadar sorun varken buna mı takıldın diyebilirsiniz ama bu konu da çok önemlidir…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: