“Türkiye bu coğrafyanın geçici aktör değil kendisidir!”

08 Kas 2026 - 18:26 YAYINLANMA
 Doğu Akdeniz’de Tehlikeli Sular: Türkiye’siz Bir Güvenlik Denklemi Mümkün mü?
 
Türkiye’ye karşı, Yunanistan’ın İsrail ile yakınlaşma ilişkileri, tehlikeli bir rota çizmeye çalışması, Hiçbir zaman ‘Lehine değil Aleyhine olacağının farkında değil.’ Doğu Akdeniz artık yalnızca enerji kaynaklarının, deniz yetki alanlarının veya Kıbrıs meselesinin tartışıldığı bir coğrafya değildir. Bugün Doğu Akdeniz; enerji yollarının, savunma anlaşmalarının, yeni ittifakların ve küresel güç rekabetinin kesiştiği stratejik bir merkeze dönüştürülmemelidir…
Bu nedenle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son yıllarda izlediği dış politika dikkatle gözleniyor. Rum yönetimi; Yunanistan, İsrail, Mısır ve farklı küresel aktörlerle geliştirdiği ilişkiler üzerinden kendisine yeni bir güvenlik alanı oluşturmaya çalışıyor. Yunanistan’ın İsrail ile savunma iş birliğini çok daha ileri bir noktaya taşıması, Güney Kıbrıs’ın bu eksendeki konumunu güçlendirme arayışı ve bölgede giderek artan askerî hareketlilik yeni bir stratejik tablo ortaya çıkarıyor…
Elbette her devletin iş birliği ve ittifak geliştirmesi doğaldır.
Asıl soru şudur: Bu iş birlikleri bölgesel barışı güçlendirmek için mi kuruluyor, yoksa Türkiye’yi çevrelemek ve Doğu Akdeniz denkleminden dışlamak için mi?
Böyle bir kışkırtıcı ittifaklar Türkiye’nin aleyhine olmaz. Ege de veya Doğu Akdeniz de çıkarılacak bir savaşta, yarım kalan Adaların tamamının alınması, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Kıbrıs Rum kesimi olarak bilinen toprakları kaybetmeye başlaması, Türkiye’nin mi aleyhine olur. Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin mi aleyhine olur. Herkes şapkasını önüne koyup iyi düşünmelidir…
 
Türkiye’siz Doğu Akdeniz denklemi kurulamaz!
Türkiye; Doğu Akdeniz’in en uzun kıyılarından birine sahip, NATO üyesi, güçlü askerî kapasitesi bulunan, enerji koridorlarının merkezinde yer alan ve Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ile Türk dünyasını birbirine bağlayan bölgesel bir güçtür. Dolayısıyla Türkiye’yi dışlamayı amaçlayan bir Doğu Akdeniz mimarisi sürdürülebilir değildir…
 
Haritayı değiştiremezsiniz.
Coğrafyanın ortaya çıkardığı jeopolitik gerçekleri ittifaklarla ortadan kaldıramazsınız. Bugün bölgede oluşturulmaya çalışılan her yeni güvenlik mimarisinin önünde bu gerçek durmaktadır.
Türkiye bu coğrafyada geçici bir aktör değildir.
Türkiye bu coğrafyanın kendisidir. Kıbrıs Türk halkının güvenliğini, egemenlik iradesini ve Türkiye ile tarihsel bağlarını yok sayarak kurulacak hiçbir bölgesel denklem kalıcı olamaz…
Herkes daha fazla güvenlik harcaması yaparken hiç kimse kendisini daha güvende hissetmez. Doğu Akdeniz’in ihtiyacı yeni cepheler değil, yeni iş birliği alanlarıdır. Değişen dünyayı doğru okumalıyız Dünya artık tek merkezli değildir…
ABD, Avrupa Birliği, Çin, Rusya, Hindistan ve yükselen bölgesel güçlerin aynı anda etkili olduğu çok kutuplu bir döneme giriyoruz. Türkiye de bu yeni dönemin önemli aktörlerinden biridir.
Savunma sanayisinden enerji koridorlarına, Karadeniz’den Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Türk dünyasına kadar geniş bir coğrafyada etkisini artırmaktadır…
Doğu Akdeniz dünyanın en önemli refah havzalarından birine dönüşebilir. Fakat bunun ilk şartı birbirimizi yok saymayı bırakmaktır. Coğrafya en büyük gerçektir. İttifaklar değişir.
Hükümetler değişir. Uluslararası dengeler değişir. Ama coğrafya değişmez. Doğu Akdeniz’de kalıcı barış isteyen herkes bu basit gerçeği kabul etmek zorundadır. Türkiye’yi dışlayan bir Doğu Akdeniz kurulamaz. Karşılıklı tehdit algıları üzerine kurulan hiçbir güvenlik mimarisi gerçek anlamda güvenlik üretemez…
Bu nedenle bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni cepheler değil, yeni bir bölgesel akıldır. Çünkü Doğu Akdeniz’in geleceğini silahların menzili değil; Diplomasinin ile çözümü denenmelidir…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: