Haftadan seçtiklerim ve özenle izlediklerim!
21 Eki 2026 - 15:35
YAYINLANMA
Fransa da ve Brüksel de hayatı felç eden protestolar. Avrupa Birliği’nin Merkezi Brüksel’de memur grevleri yaşamı felç etti. Özellikle ulaşım Yaşam standartlarının düşmesinden yakınan Brüksel mağdurları…
AB’ye almadıkları Türkiye’deki hayat şartlarının Avrupa’dan iyi olduğu slogan oldu… AB Üyesi Fransa da ise Liselerin boykot ve şehri yakıp yaktıkları protestolar hala devam ediyor. Avrupa Birliğinin iki ülkesi diken üzerinde!
AB’ye almadıkları Türkiye’deki hayat şartlarının Avrupa’dan iyi olduğu slogan oldu… AB Üyesi Fransa da ise Liselerin boykot ve şehri yakıp yaktıkları protestolar hala devam ediyor. Avrupa Birliğinin iki ülkesi diken üzerinde!
Bastırın, boykotlar ve grevler süresince kapı, cam, çerçeve kırmayacağınızdan, yöneticilere alenen küfretmeyeceğinizden eminim… Buraları Avrupa’nın göz bebeği ülkeleri…
Oyuncusuz ve set kadrosuz bir film gündem oldu!
Oyuncusuz ve set kadrosuz bir film gündem oldu!
Türkiye’de hazırlanan “Uyuyan Kadın” filminin, Avrupa’nın en köklü sinema organizasyonlarından Cottbus Film Festivali’nin ana yarışmasına seçilmesi bir kez daha zihinlerde keskin bir sorunun oluşmasını tetikledi… Bende uyanan soru şu: “Yapay zekâ üretimi yapımlar, bir istihdam sorununa ve vergi kaybına oluşmasını da ortaya çıkarıyor!”
Aslında bu kaygılı soru diğer tüm iş sektörleri için de geçerlidir. Robotların her işe el attığı, yapay zekâ sayesinde çalışanlara ihtiyaç duyulmadığı, o çalışanların devlete ödedikleri gelir vergisi de yok olmuyor mu?
Aslında bu kaygılı soru diğer tüm iş sektörleri için de geçerlidir. Robotların her işe el attığı, yapay zekâ sayesinde çalışanlara ihtiyaç duyulmadığı, o çalışanların devlete ödedikleri gelir vergisi de yok olmuyor mu?
Bakıldığında bundan daha da dehşet verici olasılıklar giderek hepimizi sarmalına almaktadır. Nasıl çalışacağız Hayatımızı kazanacağız ve nasıl emekli olacağız?
Kıyametin yine insan eliyle yaratılacağının sinyalleri gittikçe artan bir şiddetle devam edecek olmasıdır. İnsanoğlunun en kritik icadı olan yapay zekâ, Robotlar, zaman içinde kullanılmayan insan beynini, insan gücünü, dumura uğrattığında ortalık bir salaklar ve çaresizler cehennemine dönüşeceğe benziyor…
Kıyametin yine insan eliyle yaratılacağının sinyalleri gittikçe artan bir şiddetle devam edecek olmasıdır. İnsanoğlunun en kritik icadı olan yapay zekâ, Robotlar, zaman içinde kullanılmayan insan beynini, insan gücünü, dumura uğrattığında ortalık bir salaklar ve çaresizler cehennemine dönüşeceğe benziyor…
Gezegenimizdeki hâkimiyetin yapay zekâ ile donanmış robotların eline geçeceği kuşkusuzdur. Kehanette bulunmuyorum. Teknolojik gidişatın önümüze serdiği acı gerçekler bunlar…
Robotlara her şey yüklenebilir, ama duygu asla yüklenemez.
O klasikleşen dehşet öyküsündeki Frankeştayn canavarına da yüklenemeyen tek olgu “duygu” olmuştu, değil mi?
Bilim - kurgu filmlerinde ve romanlarında yüzleştiğimiz duygusuz robotlar ve her işi yapan, futbol maçları yapan robotların çağının gittikçe yaklaştığımızın düşünmek beni gerçekten ürpertiyor…
Gezegenimiz uzaydan gelenler tarafından değil, insan eliyle yaratılan çok zeki ama duygusuz ve de kontrolden çıkan robotlar tarafından işgal edileceğine inanlardanım…
EYLÜLDE BEKLEDİĞİ ÖLÜM EKİMDE GELDİ:
Gezegenimiz uzaydan gelenler tarafından değil, insan eliyle yaratılan çok zeki ama duygusuz ve de kontrolden çıkan robotlar tarafından işgal edileceğine inanlardanım…
EYLÜLDE BEKLEDİĞİ ÖLÜM EKİMDE GELDİ:
Bir döneme unutulmaz şarkıları, ekol yaratan tarzı ve erdemli duruşuyla damgasını vuran, müzisyen yetiştiren müzikholler de çalıştıran ve “Alpay” adıyla ünlenen beyefendi ve sportmen sanatçı Alpay Nazikoğlu, 91 yaşında yaşamını yitirdi…
Bilhassa “Fabrika Kızı” ve “Eylül’de Gel” gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan Alpay Nazikoğlu, yakışıklılığı ile de dikkatleri çekiyordu… Bu nedenle bir zamanlar çok tutunan fotoromanların yanı sıra, bazı filmlerin de romantik jönü ve başrol oyuncusu olarak iz bırakmıştı…
Klasikleşen o çok ünlü şarkısı bağlamında “Ölümümü de Eylül’de beklerim” derdi hep ama lakin ölüm ona Ekim’de geldi. Konfeti misali Eylül yaprakları yerine başına hüzünlü yağmurlar ve sararan yapraklar yağmakta… Sonsuzluğa giderken Fabrika kızını da öksüz bıraktı…
İlk gençliğinde genç milli takıma dek yükselen başarılı bir futbolcu olduğunun altını çizmeden de geçemem…
Alpay’ın “Eylülde Gel” adlı çoktan klasikleşen o muhteşem şarkısını aziz anısına onun eşsiz yorumundan ve sesinden bir kez daha ve derin yasla dinlemenin tam zamanıdır şimdi. Sanatçı Alpay’ı dinlemek ve onun eserlerine önem verip saklamak da sanatçıya verilen sevgi ve saygıyı gösterir…
Bilhassa “Fabrika Kızı” ve “Eylül’de Gel” gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan Alpay Nazikoğlu, yakışıklılığı ile de dikkatleri çekiyordu… Bu nedenle bir zamanlar çok tutunan fotoromanların yanı sıra, bazı filmlerin de romantik jönü ve başrol oyuncusu olarak iz bırakmıştı…
Klasikleşen o çok ünlü şarkısı bağlamında “Ölümümü de Eylül’de beklerim” derdi hep ama lakin ölüm ona Ekim’de geldi. Konfeti misali Eylül yaprakları yerine başına hüzünlü yağmurlar ve sararan yapraklar yağmakta… Sonsuzluğa giderken Fabrika kızını da öksüz bıraktı…
İlk gençliğinde genç milli takıma dek yükselen başarılı bir futbolcu olduğunun altını çizmeden de geçemem…
Alpay’ın “Eylülde Gel” adlı çoktan klasikleşen o muhteşem şarkısını aziz anısına onun eşsiz yorumundan ve sesinden bir kez daha ve derin yasla dinlemenin tam zamanıdır şimdi. Sanatçı Alpay’ı dinlemek ve onun eserlerine önem verip saklamak da sanatçıya verilen sevgi ve saygıyı gösterir…