Robotlar dünya da iş konusuna hâkim mi olacak?
01 Kas 2026 - 22:51
YAYINLANMA
- Bölüm
Son dönemde televizyon haberleri, Gazetelerin manşetleri nereye doğru evirildiğimize işaret ediyor. Elon Musk ismi son dönemde yapay zekâ ve insansı robotlarla ilgili yoğun bir halkla ilişkiler kampanyası yürüttüğünü; insanların korkularını, geleceğe ilişkin neredeyse sınırsız bir bolluk içinde olacağını söylüyor…
Musk’ın söylediği gelecekte oldukça çekici görünüyor: Yapay zekâ gelişecek, insansı robotlar çoğalacak, insanların bugün yapmak zorunda kaldıkları ağır, tehlikeli ve tekdüze işleri makineler üstlenecek. İnsanlar giderek daha az çalışacak; bir süre sonra çalışmak zorunluluk olmaktan çıkıp bahçeyle uğraşmak ya da resim yapmak gibi isteğe bağlı bir etkinliğe dönüşecek. Üretim öylesine artacak ki herkes istediği ürüne ve hizmete ulaşabilecek, hatta para bile önemini kaybedecek…
Genellikle teknolojik gelişmelere iyimser yaklaşmayı tercih ederim. Yapay zekâyı yalnızca korku ve felaket senaryoları üzerinden değerlendirmeyi doğru bulmam. Yapay zekâ ve robotik teknolojiler gerçekten de insanları ağır işlerden kurtarabilir, çalışma sürelerini azaltabilir; sağlık, eğitim ve bakım hizmetlerini yaygınlaştırabilir. İnsanların ailesine, sanata, bilime, doğaya ve toplumsal yaşama daha fazla zaman ayırmasını sağlayabilir. Bunların her biri mümkündür. Ama mümkün olması, kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez…
Çünkü Musk’ın çizdiği bu parlak tablonun ortasında yanıtlanmamış çok temel bir soru durmaktadır:
Robotlar kimin olacak?
Bir milyar insansı robotun üretildiğini düşünelim. Bu robotlar ve onları yöneten yapay zekâ sistemleri kimin mülkiyetinde bulunacak? Robotların kullandığı enerji kaynaklarını, büyük veri merkezlerini, iletişim ağlarını ve üretim tesislerini kim kontrol edecek? Robotların ürettiği ekonomik değer, yani ortaya çıkan artı değer kime ait olacak?
Bütün bu teknolojik güç birkaç uluslararası tekelin ve emperyal gücün elinde toplanırsa, ortaya çıkacak olan şey herkes için bolluk değil; insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir sermaye ve iktidar yoğunlaşması olabilir. Dünya nüfusunun sekiz milyarı aştığı bir dönemde insanların büyük bölümü işlerini ve dolayısıyla ücret gelirlerini kaybederse yaşamlarını nasıl sürdürecek olamalarıdır…
Robotların ürettiği ürünleri hangi gelirle satın alacaklar? Bir tarafta neredeyse sınırsız üretim yapabilen robotlara sahip birkaç şirket, diğer tarafta ise satın alma gücünü kaybetmiş milyarlarca insan bulunursa bu sistem nasıl işleyecektir?
Kapitalizmin burada yalnızca ahlaki değil, yapısal bir çelişkisi ortaya çıkmaktadır. Kapitalist sistem için üretmek tek başına yeterli değildir. Üretilen malın satılması, artı değerin piyasada gerçekleşmesi gerekir. İnsanların emeğine ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle onları üretim sürecinden ve gelirden dışlarsanız, aynı insanları tüketici olarak sistemin içinde nasıl tutacaksınız?
Robotlar yorulmadan çalışabilir, fabrikalar gece gündüz üretim yapabilir. Ancak geliri olmayan insanların karşısında sınırsız üretimin, satılamayan malların anlamı nedir?
Teknolojik bolluk, kendiliğinden toplumsal refaha dönüşmez. Robotların üretmesi başka, robotların ürettiği değerin topluma dağıtılması başka bir meseledir. Üretkenlik artışından doğan gelir halka dağıtılmazsa çalışma zorunluluğu ortadan kalkmaz; yalnızca milyonlarca, hatta milyarlarca insan işsiz, gelirsiz ve güvencesiz bırakılmış olacaktır…
Böyle bir dünyada “çalışmamak bir tercih” değildir. Sermaye tarafından üretim sürecinin dışına itilmek ve yaşamını sürdürebilmek için teknoloji sahiplerinin vereceği gelire bağımlı hâle gelmektir. Robotların sahibi olan küçük bir azınlık güçlenirken toplumun geri kalanı onların belirleyeceği yardımın, sunacağı hizmetin ve kuracağı dijital düzenin tüketicilerine dönüşebilecektir…
Bu noktada Musk’ın zaman zaman kullandığı “evrensel yüksek gelir” düşüncesi de tek başına bir çözüm değildir. Bu gelirin kaynağı ne olacaktır?
(DEVAM EDECEK)