Zamanın Eskitemediği Kadim Başkent: Konya

12 Tem 2026 - 21:05 YAYINLANMA
Konya Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu (KONFED) Baskanı Mehmet Aydoğan tarafından “İzmir - Konya Gönül Köprüsü Projesi” kapsamında Konya Kültür Gezisine katılım sağladık, izlenimlerimi köşemde sizlerle paylaşmak isterim. 
 
Bir şehrin ruhunu anlamak, onun sokaklarında yürürken ayaklarınızın altındaki toprağın kaç medeniyete ev sahipliği yaptığını hissetmekle başlar. Anadolu’nun kalbinde yer alan Konya, tam da böyle bir şehir. Burası sıradan bir yerleşim yeri değil; insanlık tarihinin başladığı, medeniyetlerin kök saldığı ve gönüllerin sultanlarının yetiştiği kadim bir hafıza merkezi olarak Dunya'da öne çıkıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın da sıkça hatırlattığı gibi, Konya’nın geçmişi insanlığın ortak mirasıyla mühürlenmiş.
Bu mühürlerin ilki ve en büyüğü, şüphesiz Çatalhöyük. UNESCO tarafından dünyanın ilk şehri olarak kabul edilen Çatalhöyük, insanlığın yerleşik hayata geçişinin, tarımın ve toplumsal yaşamın ilk fısıltılarını barındırıyor. Dokuz bin yıl öncesinden bugüne uzanan bu miras, Konya’yı tarih sahnesine çıktığı ilk andan itibaren Anadolu’da hüküm süren her medeniyetin gözbebeği ve en önemli çekim merkezi yapmış.
Çatalhöyük’ün ilkel kerpiç evlerinden sıyrılıp şehrin kalbine doğru ilerlediğinizde, bu kez karşınıza taşın, ahşabın ve ruhun asil bir sanata dönüştüğü Selçuklu dönemi çıkar. Konya, Türkiye Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış olmanın gururunu her köşesinde taşır. Şehri ziyaret edenlerin hayranlıkla izlediği darülfünunlar, yani medreseler, gökyüzüne yükselen minareli camiler ve her biri birer sanat şaheseri olan tarihi eserler, geçmişin entelektüel derinliğini bugüne taşır. İnce Minareli Medrese’nin taş işçiliği veya Karatay Medresesi’nin çinileri, Selçuklu’nun bilime ve sanata verdiği değerin somut birer kanıtı olarak anıt  olarak gökyüzüne yükseliyor. 
Ancak Konya’yı sadece mimariyle ya da taş duvarlarla açıklamak eksik kalır. Bu şehre asıl ruhunu veren, onu tüm dünyanın çekim merkezi haline getiren şey; sokaklarına sinmiş olan o büyük manevi iklimdir. Konya denince akla ilk gelen, hiç şüphesiz Hazreti Mevlânā’dır. Yüzyıllar öncesinden "Gel, ne olursan ol, yine gel" diyerek insanlığı sevgiye, hoşgörüye ve barışa çağıran Hazreti Mevlânā Celâleddîn-i Rûmî, bu toprakların en büyük manevi mimarıdır.
 
Hazreti Mevlânā’nın bu büyük gönül yolculuğunda onun ruhunu tutuşturan, bir müderristen cihanı aydınlatan bir aşk sultanı çıkaran o büyük buluşmayı, Şems-i Tebrîzî’yi de unutmamak gerekir. İki deryanın Konya’da birbirine kavuşması (Maracel Bahreyn), dünyaya yön veren bir ilahi aşk felsefesini doğurmuştur. Hazreti Şems ’in gelişiyle Hazreti Mevlânā’nın gönlünde yanan o ateş, bugün hâlâ Yeşil Kubbe’nin (Kubbe-i Hadra) gölgesinde dünyayı ısıtmaya devam etmekte. Japon'undan Çin'lisine Dünya'nın Dört bir yanından Konya’yı ziyaret eden her insan, o büyük aşkın ve manevi huzurun esintisini kalbinde hisseder.
Bu muazzam manevi ve tarihi miras, Turizm'de Hazreti Mevlana'yı yılda 3.500.000 kişi ziyarette bulunduğunu dolayısıyla Konya’yı Başkan Uğur İbrahim Altay özellikle belirtti, bu Konya’nın nüfusu kadar. Kadim kent, geçmişinden aldığı bu ilhamla geleceği inşa etmeyi de başarmış. Çatalhöyük’te binlerce yıl önce atılan ilk tarım tohumları, bugün Konya Ovası’nı Türkiye’nin tahıl ambarı haline getirmiş, Bereketli topraklar, modern tarım teknikleriyle birleşerek ülkenin Tarım ve hayvancılıkta "Başat" olmasını sağlamış gıda  arzının güvencesi olmaya devam etmektedir.
Daha da önemlisi Konya, bu tarımsal gücü devasa bir sanayi hamlesine dönüştürmüş. Bugün şehrin organize sanayi bölgelerinde üretilen makineler, otomotiv parçaları ve teknolojik araçlar dünyanın dört bir yanına ihraç edilmekte, Tarımın bereketi, sanayinin çarklarıyla birleşmiş; ortaya üreten, istihdam sağlayan ve büyüyen modern planlı dinamik bir şehir ortaya çıkmış.
Konya’nın sokakları pırıl pırıl, Tertemiz, esnaf güleryüzlü ilgili, fiyatlara gelince makul İzmir'den çok ucuz, fahiş fiyat söyleyen yok. İzmir ile mukayese etmek istediğinizde bir İzmirli olarak üzülerek söylüyorum "Her yönüyle İzmir Konya’nın çok gerisinde kalmiş diyebilirim". Bir de Deniz ve kum olsa Güneş zaten var, Konya’yı bir de böyle hayal edemeden duramadım. Dunya'da 1. Liğe oynar diye düşünüyorum.
En ilgimi çekenlerden biri de müzeler, eski eserler demeyeceğim, her sokakta buz  gibi şırıl şırıl akan bedava memba suyu  herkes bedava dolduruyor sıra yok, istediğiniz zaman taşıyabileceğiniz kadar doldurabiliyorsunuz. Tuvalet ihtiyacınız için her yerde bedava, simit 5TL, çay 5TL 
İzmir de yapılamaz mı diye düşünmeden edemiyorum. 
Bu arada Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay Dünya Belediyeler Birliği Başkanlığına seçilmiş. Konya’yı anlatmak bir köşe yazısında anlatılamayacak kadar her yönüyle güzel,  yaşamak gerek diyorum.
Mutlaka yolunuzu Konya’ya düşürmenizi şiddetle öneriyorum.
Özetle Konya; Çatalhöyük’ün kadim mirasını, Selçuklu’nun mimari dehasını, Mevlânā ve Şems’in evrensel sevgi felsefesini, tarımın bereketini ve sanayinin gücünü aynı potada eritebilmiş nadir dünya şehirlerinden. Geçmişiyle gurur duyan, bugünüyle üreten ve geleceğe emin adımlarla yürüyen bu kadim başkent, Anadolu’nun ruhunu en güzel ve en ihtişamlı şekilde yansıtmaya devam ediyor. İnşÂllah sonsuza kadar da Kadim bir TÜRK ŞEHRİ olarak kıyamete kadar devam eder.
Not: İzmir - Konya Gönül Köprüsü Projesi” kapsamında Konya Kültür Gezisini düzenleyen Konfed Başkanı Mehmet Aydoğan ve ekibine, bizleri mükemmel bir misafirperverlik ile ağırlayan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve ekibine tüm emeği geçenlere çok teşekkürler. 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: