Markaları Bitiren Son Nokta...?

31 May 2026 - 18:38 YAYINLANMA
Kurban Bayramı’nın son günü köşe yazımızın başlığını okuyunca dostlarımızın, "Tatsız bir konu, hayırdır bu da nereden çıktı?" dediklerini duyar gibiyim.
Aslında konu, tüm İslam aleminin yakından bildiği kefen bezidir. İslam dinine göre vefat eden kişinin defnedilmeden önce sarıldığı kefen; genellikle %100 pamuklu, beyaz renkli, "cepsiz" ve desensiz bir kumaştır.
 
Hatuniye Aşevi'mizde her gün sevgiyle kaynayan yemekler ve ihtiyaç sahibi ailelerin tüm yıl boyunca et ihtiyaçlarını karşıladığımız mübarek Kurban Bayramı dolayısıyla, çok bilinen bir ulusal kanalda yayın yapan çok başarılı bir gazeteci dostumuz ile telefonda bayramlaştık. Konu konuyu açtı ve "Kurban kesimi ile ilgili biraz bahseder misin?" deyince, "Kurbanlar kesildikten sonra kefenliyoruz." dedim. Aynı ortamda bulunan başka dostlar da etlerin kefenlenmesi işlemini bilmiyorlarmış.
 
"Nasıl yani?" deyince şöyle açıkladım:
Aşevimize gelen karkas kurban etlerini parçalarına ayırıyoruz. Süre kısıtlı olduğu için ve Kurban Bayramı’nda kasap bulmak işin en zor kısmı olduğundan, aylar öncesinden kasaplardan randevu ve söz alınır. Kurbanlar kesilir, güzelce kanları akıtılıp temizlenir. En son işlem olarak karkas etlerin üzerine, "Kefen" dediğimiz örme ve nefes alabilen bir kumaş sarılır. +4°C’de 1 gün bekletip -40°C’de şoklarız. Son işlem olarak -20°C’de depoladığımız bu etler; sokakta kalan canlarımıza ve kimsesiz büyüklerimize kurduğumuz gönül sofralarında, çocuklarımızın, hasta ve yaşlılarımızın, velhasıl tüm ihtiyaç sahiplerimizin yemeklerinde yer alır. Temiz, leziz, sağlıklı ve ilk günkü tazeliğinin korunduğu bir depolama ile bu etleri sofralarımıza ulaştırmak en büyük önceliğimizdir.
"Kefen" deyince eminim ki sizlerin de aklından neler neler geçmiştir. Kefen, sadece beyaz bir bez parçası değil; insanın bu dünyadaki tüm iddialarından vazgeçtiğinin en net ilanıdır. Markaların, rütbelerin, unvanların ve bitmek bilmeyen mülkiyet kavgalarının son bulduğu o nihai noktada, herkesi eşitleyen tek bir ortak payda kalır: Hiçbir özelliği olmayan ham, beyaz bir kumaş.
 
Eşitliğin ve Çıplaklığın Simgesi
 
Dünya hayatı boyunca gardıroplarımızı en pahalı kıyafetlerle, kimliğimizi ise statülerle doldurmaya çalışırız. Ancak yolun sonuna gelindiğinde, geride kalan her şey anlamını yitirir.
Sınıfsız zenginlik: Zengin ile fakir aynı kumaşa sarılır.
Sadelik dersi: Gösterişten uzak, dikişsiz ve desensizdir.
Mülkiyetsiz dönüş: Dünyaya çıplak gelen insan, yine hiçbir şeye sahip olmadan gider.
 
En Büyük Öğretmen
Hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman kalıcı olduğumuzu ve biriktirdiğimiz her şeyin bizi kurtaracağını sanırız. Oysa kefen, insana her gün fısıldayan sessiz bir öğretmendir. Biriktirdiğimiz kırgınlıkların, hırsların ve kibirlerin o beyaz bezin altında hiçbir hükmünün olmadığını hatırlatır. İnsanın gardırobunda her renk bulunur ama aslında en çok, rengi hiç solmayacak olan o beyaz bezi aklında tutması gerekir.
Sonuç olarak hayatı anlamlı kılan şey, ne kadar büyük mal varlıklarına sahip olduğumuz değil; o kefene sarılmadan önce arkamızda nasıl bir insan hikayesi bıraktığımızdır.
 
Âllah-ü Teâla yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
Hani Musalla taşının üzerindeki mevtanın içinde bulunduğu tabutun üzerine Serilen bezin üzerinde yazan Ayet-i kerime:
 
Âl-i İmrân Suresi - 185. Ayet:
"Her nefis ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı ancak kıyamet günü tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa, gerçekten o kurtuluşa ermiştir. İyi bilin ki, bu dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir."
 
Meşhur hadis-i şerifte de bu durum şöyle aktarılır:
İbn Ömer (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (SallallahuTeâlaAleyhiveSellem.) efendimiz ile birlikte idim. 
Ensardan bir adam gelerek Hz. Peygamber (SallallahuTeâlaAleyhiveSellem.) Hazretleri'ne selam verdi. Sonra şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resûlü! Müminlerin hangisi daha faziletlidir?' 
 Hz. Peygamber (SallallahuTeâlaAleyhiveSellem), 'Ahlak bakımından en güzel olanları.' buyurdu. Sonra adam, 'Müminlerin hangisi daha akıllıdır?' diye sordu. Hz. Peygamber (SallallahuTeâlaAleyhiveSellem), 'Ölümü en çok hatırlayanları ve ölümden sonrası için en güzel şekilde hazırlananları. İşte onlar en akıllı olanlardır.' diyerek cevap verdi.”
Allah Resûlü Hz. Muhammed (SallallahuTeâlaAleyhiveSellem) efendimizin verdiği bu cevap bizlere gösteriyor ki: Ölümü anmak hayatı yaşanmaz kılmaz; tam aksine her anın değerini bilerek geride güzel bir iz bırakma motivasyonu aşılar.
Bayramlar; paylaşmanın, dayanışmanın, kardeşliğin ve gönüllere dokunmanın en güzel vesilesidir. İhtiyaç sahiplerini unutmadığımız nice güzel bayramlarda buluşmak dileğiyle…
 
Kurban Bayramı’nın son günü olan bugün, dönüş yolunda olanlara kazasız belasız hayırlı yolculuklar temenni ediyor; Kurban Bayramı’nın milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa huzur, bereket ve esenlik getirmesini diliyorum.
 
Kurban Bayramı’mız mübarek olsun.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: