Nasıl Bitireceğiz?

16 Mar 2026 - 17:06 YAYINLANMA

Ülkenin, hatta dünyanın en önemi gündemi ekonomi. Savaşlar bile ekonomik sonuçları üzerinden değerlendiriliyor. Savaşların da tetiklediği fiyat artışları, dar gelirli kitleleri zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale getirirken, zenginler, ‘bunu nasıl fırsata çeviririz?’ derdinde.

Böyle bir girişten sonra ekonomi üzerine bir yazı yazacağımı sandınız ama yanıldınız. Ben yeryüzünün en masumlarının acıları üzerine yazacağım. Bu girişin nedeni ise dünyanın en önemli gündem maddesinin yok olan vicdanlar olması gerektiği saptamamdı aslında. Çünkü, vicdanlar çürümese, bir grup azınlık harcayamayacağı kadar çok para kazansın diye, çoğunluklar acı çekmeyecek, savaşlarda insanlar ölmeyecek, evlerini, vatanlarını terk etmek zorunda kalmayacak.

Vicdanlar çürümese, kadınlar, çocuklar, hayvanlar, doğa şiddet görmeyecek, öldürülmeyecek. Ruhsal ve fiziksel şiddete katlanamayan bir kadın kendisini terk ettiği için onu öldürme hakkı gören erkek, kendi evladına bile cinsel istismarda sakınca görmeyen baba, tek derdi bir lokma yiyecek olan ve sokaklarda yaşam mücadelesi veren kedi, köpekleri işkence ile öldüren ruh hastaları, daha fazla para kazanmak için doğayı yok etmeye çalışan tüccar görünümlüler, hep vicdan eksikliği nedeniyle bu vahim sonuçları yaşatıyor. Vicdanlı bir insan hiç kimsenin canını yakmaz, aç gözlü davranmaz, bir başkasının mutsuzluğu üzerine kendi mutluluğunu inşa etmeye çalışmaz. Vicdan, başını yastığa huzurla koymak, farkında olmadan yarattığı mağduriyetler için pişmanlık duymaktır. Vicdan en büyük inançtır!

Peki kötülerin içine vicdanı nasıl koyacağız. Daha doğrusu bu acı düzen nasıl bitecek? Kültürle, eğitimle. ‘Ekonomideki sorunlar, alınacak kararlarla kısa sürede giderilir. Geçim sıkıntısı, adil bir gelir dağılımı, kamusal gelirlerin düzgün kullanımı ile yok edilir’ diyor uzmanlar. Asıl zor olan acımasızlığı, zarar verme güdülerini ortadan kaldırmak. Yasal düzenlemeler, ağır cezalar, mağdurların hakkını koruyan hukuki kararlar palyatif önlemler olarak başlangıçta uygulanabilir. Ancak vicdanlı nesiller, toplumlar için iyi bir eğitim sistemi gerekiyor. Eğitim sistemi toplumsal kültürü, toplumsal vicdanı, buna paralel karar mekanizmalarındaki yetkililerin de aynı vicdanla karar vermelerini düzenler. Örneğin, öz kızını istismar eden baba, ‘küçüğün rızası vardı’ denilerek serbest bırakılmaz. Bu karar küçük kızı aynı babanın tacizlerine terk ettiği gibi, o babayı da bu tür sapıklıklar için daha cesur yapar. Her şeyden önemlisi bu tür tacizler için başkalarına cesaret verir. Sokakta masum canlıları işkence ile öldürenlere ceza verilmemesi de bu tür canavarlıkları teşvik eder. Nitekim son yıllarda bu teşvik edici davranışların sonuçlarını açıkça görüyor ve yaşıyoruz. Sokaklarda kadınlar öldürülüyor, kız-erkek fark etmeden çocuklar taciz ediliyor, canlılar işkence ile öldürülüyor. Doğa hırsla talan ediliyor. Mahkeme kararları beklenmeden, itirazlar dikkate alınmadan ağaçlar, doğal ve tarihi zenginlikler yok ediliyor. Farkında mısınız? Toplumda en büyük ilerleme canavarca hislerce yapılan eylemlerde yaşanıyor.

Başta kendi ülkemiz, dünya olarak nereye gidiyoruz. İnsanlık adına ‘vicdansızlık’ diyebileceğimiz bulaşıcı bir hastalığın pençesinde ve bunun panzehiri, eğitimle zerk edilecek empati duygusu. Kayıp nesiller artmadan, ipin ucu kaçmadan, dünya bir cehenneme dönmeden adım atmak gerekmiyor mu?

Sevgilerimle…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: